Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Uzman Nilüfer Ünal
Osman Kutlu
Editör:
Gülden A.Pınarcı
Web Tasarım:
Onur Karagöz
3 Ayda bir yayınlanır.

Editörden
Gülden A. Pınarcı

“Son yıllarda hayalimdeki okullar Türkiye’de kurulmaktadır. O da Köy Enstitüleridir.”


(ABD'li Filozof ve Eğitim Kuramcısı Prof. John Dewey)


Cehalete karşı direnmek, başlı başına meziyettir. Direnmenin tarihi uzun, kökü derinlerdedir. Bizde direnmenin öyküsü çoktur, direnmenin soluğu uzun. Direncin öyküsünü bir de onlardan dinleseniz, o fotoğraflarla konuşsanız kim bilir neler anlatırdı sizlere… Ben dinledim öykülerini bizzat yakından. O eski fotoğraflara kulağımı dayadım, ezber ettim öykülerini. Cehalete karşı verdikleri mücadeleyi tanıdım. Dirençlerini sezdim duyumla. Kimden mi bahsediyorum: Köy enstitülerinin ruhunu yaşatan Ankara’nın doğusunda ayakta durma mücadelesi veren Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünden.


Bu sayımızın kapak konusunu John Dewey’in de hayalini kurduğu enstitülere ayırdık. Bir başka vesilemiz daha vardı ki o da 17 Nisan 2013 köy enstitülerinin kuruluş yıldönümü olmasıydı. Dedim ya bu direnişin öyküsüdür diye, bu direnci yeni nesil de tanısın istedik, bu nedenle köy enstitülerine yer verdik. Köy enstitülerinin mimarları olan Hasan Ali Yücel’i, 24 Haziran 1960 tarihinde kaybettiğimiz İsmail Hakkı Tonguç’u ve bütün köy enstitüsü öğrencilerini saygıyla anıyoruz.


Köy enstitülerinin yanı sıra bültenimizde birçok ilgi çekici konuya da yer verdik. 30. sayısını hazırladığımız bültenimizin konuları ve konukları şöyle:


MAKALELER


DÜNYANIN VE TÜRKİYE’NİN SU KAYNAKLARI (Prof. Dr. Doğan ALTINBİLEK): “Size 2003 yılında, hatta 2001’de olabilir, dünya liderleri arasında OECD tarafından yapılan bir anketi gösteriyorum. Dünyadaki yöneticilere, devletlerin bakanlarına, başbakanlarına “Sizler için en önemli, büyük konular nedir?” diye sormuşlar. %93’ü suyun onlar için en büyük öncelik olduğunu söylemişler. %85’i yenilenebilir enerjiyi koymuşlar. %81’i yoksulluk, dünyada olan yoksulluğu koymuşlar. %75’i kamu sağlığı, %70 öncelikle biyolojik çeşitlilik, %69 gıda güvenliği, %54 kişisel tüketim, %50 kentsel altyapı. Doğrusu suyun en başta gelmesi beni hiç şaşırtmadı, hatta enerjinin de ikinci sıraya gelmesi şaşırtmadı. Fakat beni şaşırtan şeylerden biri şu aşağıdaki kişisel tüketim, yani dokuzuncu sıraya koymuşlar…”

NASIL BİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA? (Yrd. Doç. Dr. İsmail Erton) :

“Bir mermer parçası için heykeltraş ne ise, ruh için de eğitim odur.”
Thomas Edison

“Birey, imkân ve şartları doğrultusunda İlkokuldan üniversiteye, üniversiteden doktoraya kadar birçok aşamalardan geçerek kendini bulma ve yaradılışının gayesi hakkında bilgi edinmek için uğraşır. Albert Einstein bu yolun ne kadar çetin olduğunu ve uğraş istediğini şu sözle dile getirir; “Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.” Zira bilgi kutsaldır, çünkü bilgi ancak yaratıcı ve eleştirisel düşünen beyinlerde var olur ve onu doğru ve yerinde tespitlerle kullanan akıllarla taçlanır. “Bilgi ve erdem, öğrenilebilen ve öğretilen bir şeydir” der Aristotales. Akıl ve hikmet insanların karanlıklardan kurtulmasına ve aydınlığa açılan pencerelerle tanışmasına olanak sağlar. Ancak, burada sorulacak soru, bilgiye nasıl ulaşılması gerektiğidir.”

 

SOHBET KÖŞESİ

ANKARA’DA YAZMAKTIR “YAŞAMAK” (ŞABAN ALTAY) : Şaban Altay (Börekçi Şaban) Bentderesi dolmuş duraklarında bir seyyar börekçi. Ama o sıradan bir börekçi değil. O, yazmaya aşık biri. Yıllardır aynı noktada duran 67 yaşındaki Börekçi Şaban, okumayı çok geç, yazmayı ise askerde öğrenmiş. Kendindeki yazma tutkusunu keşfettiğinden beri yazıyor.Her yönüyle insanı kuşatan, zaman zaman bürokrasiden boğulan, “benim memurumun şehri” Ankara’ya, temiz kalpli Anadolu insanının mutlak bir kez uğradığı bu cânım şehrin kuytusuna Şaban Altay’ın da yolu düşmüş bir kere.  Biz de gittik tezgâhının başına, bir sıcak çayını içelim diye…”

EDEBİYAT KÖŞESİ

ÇOCUK DERGİLERİ: Elektronik bültenimizin Edebiyat Köşesi’nde yazı dizisi şeklinde dergicilik tarihimizi inceliyoruz. Bu zamana kadar konularına göre öykü, mizah ve kadın dergilerini ele aldık. Bu sayımızda da bu yazı dizisini devam ettirmek istedik ve sizler için çocuk dergilerini inceledik. Çocukların dünyasını anlamak zordur. Biz de bir zamanlar çocuk olmamıza rağmen hatırladıklarımız üç beş anının ötesine geçmez ne yazık ki. O hatırlananlardan da aklımızın bir köşesinde -eğer şanslıysak ve eve çocuk dergileri giriyorsa tabii- o zamanın dergileri kalır. Çünkü resimli ve eğlencelidirler. Çocukların ne zaman düşünülüp de onlar için dergi ve gazetecilik faaliyetlerine başlandığına bakmamamızın sebebi de bu güzellikleri canlı tutabilmektir.

KÜTÜPHANEMİZDEN


DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN KADRİYE ZAİM KÜTÜPHANESİNDE: “Demet Sabancı Çetindoğan 24 Mayıs 2013 tarihinde kütüphanemizin konferans salonunda eğitim faaliyetleri kapsamında öğrencilere “Liderlik ve Girişimcilik” konulu bir konferans verdi.”


KÜTÜPHANEMİZ ANKOS TOPLANTISINA KATILDI: “ANKOS Link’in her yıl düzenlediği konferans, bu yıl 25-27 Nisan 2013 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Biz de Atılım Üniversitesi Kadriye Zaim Kütüphanesi olarak oradaydık. Kütüphane Müdürümüz Nilüfer Ünal ve çalışma arkadaşımız Gözde Torun’un yer aldığı konferansa 500’den fazla kişi katıldı.”

BİLİM DÜNYASINDAN

TEKNOLOJİNİN KÖKLERİ (Alper COPLUGİL) : “Antik Yunan döneminin ünlü oyun yazarı Aeschylus, MÖ 415 yılında yazdığı Prometheus Bağlı (Prometheus Bound) isimli oyununda Titan Prometheus’un hikâyesini anlatır: Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış olan Prometheus, Zeus'un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa O, Zeus ve diğer tanrılara karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Ateş Tanrısı Hephahistos’un alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Tanrıların Kralı Zeus tarafından Kafkas Dağı’nda zincire vurulmuş ve Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus) adıyla anılmıştır. Tanrılarca görevlendirilen bir akbaba sürekli olarak, her gece onu kemirmektedir…”