Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör: 
Gülden A.Pınarcı
Web Tasarım:
Işıl İşler
Onur Karagöz
             3 Ayda bir yayınlanır.

Makaleler



Yrd. Dr. Gül Güneş

(Atılım Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü)


TÜRKİYE KIRSALINDA KADIN


Kadınlar, Türkiye nüfusunun yarısını oluşturmaktalar. On yılı aşkın bir süredir gerek Türkiye gerekse yurtdışı kırsalında gerçekleşen saha çalışmalarım aracılığıyla, bana göre kırsal alanların en değerli varlıkları olan kadınlara ilişkin değişik fotoğraflar çekiyorum. Bu sayede kırsal kadının özelliklerini daha iyi anlama ve yerinde gözlemler yapabilme imkanı da yakalıyorum. Söz konusu deneyimlerimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Türkiye kırsalında kadını anlatan fotoğraf kareleri eşliğinde siz değerli okurlarla paylaşmayı istedim.



Türkiye’de kırsal alanlar düşük nüfusa sahipler.1927 yılında ülkemizdeki kırsal nüfus oranı yaklaşık %75 iken, şu an bu oran yaklaşık %25’lere, hatta daha da altına düşmüş durumda. Bu kırsal nüfus içinde yer alan kadınlarsa tüm özellikleriyle gerçekten takdire değer bireyler.

Güleryüzlü, konuksever ve içten kırsal alan kadını (Nallıhan-Beydili Köyü 2012- Gül Güneş)

Kırsal kadını unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatır. Geleneksel kıyafetler içinde Beypazarı-Karaşar Beldesi kırsalında kadın (Gül Güneş 2000).

Kırsal kadını ailenin günlük işleri içinde her zaman aktif rol alır. Nallıhan Beydili’nde bir ailenin ekmek ihtiyacını gidermek için köyün ortak fırınında çalışan bir kadın (Gül Güneş, 2011).

 

Kırsalda kadınları,  ağır ev işlerinden doğan yüklerinin yanı sıra pek çok alanda işgücüne katkı sağlarken görmek mümkün. Kırsal alanda yer alan kadınların neredeyse yarısı başta tarım olmak üzere birçok işte çalışmaktalar.

Mardin’de yöresel yemek yapan bir işletmenin sahibi olarak kadın
(Gül Güneş, 2010).

Nevşehir’de halıcılık yapan bir kadın işçi (Gül Güneş 2006).

Kars’ın meşhur kaşar ve çeçil penirini yapan ve aynı zamanda ekolojik ürünler satan bir dükkanda çalışan kadın (Gül Güneş, 2011).

Kırsalda kadın kimi zaman “Bir yeri özgün yapan unsur” olur. Örneğin, Bartın’da bulunan “Garıla Pazarı-Karılar Pazarı”isimli pazaryeri, sırf kadınların işlettİği bir sebze hali gibi çalışmakta. Çoğu zaman Bartın denince bu Pazar ve taze ürünleri satan kadınlar akla gelir.

Bartın’da yöresel adıyla “Garıla Pazarı”nda çalışan kadınlar
(Gül Güneş, 2010).

Kadınlar, kırsal alanların sürdürülebilir kalkınmasında da kilit roldedirler. Bu konuda yapılan pek çok projenin başarıya ulaşmasında en önemli hedef kitlelerden olan kadınlar, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen pek çok faaliyete aktif katılım sağlamaktadırlar. Unutulmamalıdır ki bir kadını eğitmek, tüm ailenin eğitimi ve bilinçlenmesi üzerinde son derece olumlu etkiler ortaya koyabilmektedir. Bu durum, kırsalda yapılacak çalışmalar için büyük bir kazanç ve ileriye dönük önemli bir yatırımdır.

Trabzon’da Gıda,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “Kırsalda Kadın” çalıştayına katılım sağlayan kadınlar.

Bartın’da gerçekleştirilen köy pansiyonculuğu projesi kapsamında eğitim alan kadınlar.

Çoğu zaman kırsal alanların kalkınmasında bir araç olan turizm gelişiminde de kadınların emeği ve çabası en önemli unsurlardan olmaktadır. Bugün Beypazarı’nın kültür turizminde, Nallıhan’ın kırsal turizmde, Azdavay’daki Zümrüt Köyünün ekoturizmde örnek alınan yerler haline gelmelerinde kadınlların rolleri yadsınamaz.

Nallıhan’a özgü ipek iğne oyası takıları satan, yerel halktan bir kadın (Gül Güneş 2011).

Beypazarı’nın meşhur yaprak sarmasını yapıp satan bir kadın (Gül Güneş, 2012).

Beypazar’ında “Yaşayan Müze”de masal anlatan bir kadın (Gül Güneş 2012).

Ekoturizm etkinlikleri esnasında dışarıdan yemek getirilmesi yasak olan Kastamonu-Azdavay-Zümrüt Köyü’nde yöresel mutfağı ekoturistlere sunan kadınlar, yöreye özgü kıyafetlerini halen günlük hayatlarında da giymektedirler. Köyde bulunan kadınlar, kıyafetleri ve iletişim becerileriyle oldukça ilgi çekmektedirler. Bu sayede, turistlerle yöre insanını biraraya gelmekte, karşılıklı iletişim sağlanmakta, yöreye toplumsal ve ekonomik fayda sağlanırken köyün doğal ve tarihi kaynak değerlerinin korunmasına da yardımcı olunmaktadır.

Kastamonu-Azdavay’daki Zümrüt Köyü’nde ekoturizm ve kadınlar (Gül Güneş 2008).

Kadınlar aynı zamanda bir yeri özgün kılan yerel ürünler ve el sanatlarının da tanıtımı ile kullanıma sunulmasında önemli role sahiptirler.

Kırklareli’nin meşhur hardaliye içeceği
(Gül Güneş 2008).

Nallıhan’da “Le Gacım” isimli yöresel yiyecek işletmesindeki kızılcık kompostosu (Gül Güneş 2012).

Birkaç fotoğraf karesine sığmayacak kadar önemli olan kırsal kadınının kimi zaman varlığı da emeği de değersiz görülebilmekte maalesef. Aslında tek yönlü bakış açısına sahip yaklaşımlar kırsal, kentsel alan ayırmaksızın dünya nüfusu içinde oldukça önemli bir yere sahip olmalarına rağmen bazı kadınları dezavantajlı gruplar haline getirmekte. Ağır ve sağlıksız çalışma koşulları, yetersiz beslenme, yetersiz sosyal güvence, fiziksel güç kullanımı gibi pek çok sorunla mücadele etmek zorunda kalabiliyor kadınlar halen günümüzde.


Oysa hem birey olarak, hem ailelerine, hem de içinde yaşadıkları topluma olan katkıları oldukça fazla kadınların. Üstlendikleri tüm geleneksel rollerin yanı sıra kadınlar, içinde yaşadıkları toplumun refahına ve sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunuyorlar; dünya üzerinde yer alan ekosistemlerin, biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların devamlılığında görevler alıyorlar.


Özetle, Ulu Önder Atatürk’ün sözlerinde yer verdiği gibi “Dünyada herşey kadının eseri”. Toplumsal cinsiyet eşitliğine her geçen gün daha çok önem veren ve bu anlayışın gerekliliklerini yerine getiren bir toplum olmamız dileğiyle, hepinizin “Dünya Kadınlar Günü”nü içtenlikle kutluyorum.