Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:
Gülden A.Pınarcı
Web Tasarım:
Işıl İşler
Onur Karagöz
3 Ayda bir yayınlanır.

Editörden

                                                                                                                                                                                

 

 

   

            

Kavramlar insanlar için neyi ifade eder, neyi değiştirir diye bazen düşünürüm. İnsanlara bakarım yolda dağınık dağınık yürürken. Kimisi geçen günün ardından ufka dalar ve içlenir, şairin, Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediğine uyar:

“Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!”

Kimisi de bakar ve keyiflenir:
“Gün bitsin,
Ne de olsa yenisi
Şu dağın ardından doğacak güneşin
İçinde gizli.” der.

İnsanoğlu işte, kendinden çıkar yola, kendinde bulur sureti de aslını da. En çok kendinde kaybolur, en çok kendiyle neşelenir. Ama bir yandan da “yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine” diyerek ve yalnızlığın Allah’a mahsus olduğunu bilerek, her seferinde dostlarına koşar. Gariptir, ne yalnızlığa dayanır, ne de yalnızlık olmadan yaşar. Ve umudu arar her seferinde, kaybetmese de. 

Umut etmek mayamızda var. Bu sıralar o umudun adı yeni bir yıl oldu. 2012 sona erdi ve 2013’le birlikte yeni bir yıl başladı. Hâlbuki 2012 yeni başladığında herkes için yeni umuttu, oysa şimdi 2013 yeni bir umut.

İnsanlar yeni yılla birlikte zaman kavramı içinde kendilerine dilek kapısı açtılar. Her yılın başında herkes iyi dileklerini (mutluluk, sağlık, barış, sevgi) sevdiklerine iletti. Alışveriş merkezleri vitrinlerini bugün için değiştirdi ve her yer ışıklandı. O ışıklar insanların gözünde pırıltı oldu. Yeni yıl hediyeleri alındı.

Oysa bugünü zaman içinde diğer günlerden farklı kılan nedir? Aslında takvim yaprağı dışında hayatta değişen bir şey olmaz. Geçen yılların ilk gününde ne yapıldıysa bugün de aynısı yapılır. Peki, 2012 yılının başında dilediğimiz dileklerimizin ne kadarı ne ölçüde gerçekleşti? Dostlarımız, sevdiklerimiz hala aramızda mı ya da yeni dostlar mı biriktirdik?

Geleneği bozmadan Atılım Üniversitesi Kütüphanesi olarak tüm okuyucularımızın yeni yılını kutlar, 2013’ün ülkemize ve tüm dünyaya barış, adalet ve sevgi getirmesini dileriz.
Bu sayımızda aşağıdaki konulara ve konuklara yer verdik:

              ------------------------------------------------------------------------------------------------------

TEŞEKKÜR

Kütüphanemiz; dergimiz okurlarıyla, kitapseverlerimizle, öğrencilerimizle ve akademik-idari kullanıcılarımızla büyüdü. Kendilerine sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

 

MAKALELER

ŞEHİRCİLİĞİMİZ VE ANKARA; Cevat GERAY: (Mülkiye Dergisi (Cilt: XXXII, Sayı:261) 2008 yılında yayımlanmıştır.) Ülkenin kentsel ve bölgesel gelişme, kentleşme, arsa ve konut yöneltileri açısından olumlu olumsuz yanlarıyla Ankara'nın, bir laboratuar alanı olarak değerlendirilmesinde yarar vardır.”

ANKARAYI ÖREN ADAM “HOLZMEİSTER”: Fırat Kozok: (23.10.2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.) “Ulus Meydanı’na gidin, etrafınızı gözlemleyerek yürümeye başlayın. Önce Kızılay’a uğrayın, sonra usul usul yukarı doğru çıkın, son durağınız Çankaya Köşk’ü olsun. Merkez Bankası, TBMM, Pembe Köşk, birçok bakanlık... Hepsinde onun, Ankara’yı donatan mimarın imzası vardır: Holzmeister.”

 

ANKARA DOSYASI

BAŞKENTİN SESİ: ULUS GAZETESİ: Bir ulus sesini nasıl duyurur? Bir ulus bağımsızlık mücadelesi için, özgürlüğü için nasıl tek yürek olur? Özgürlük zor kazanılır, ulus olmak ise daha zordur. Ulus olmanın yolu özgürlüktür, özgürlüğün yolu basın. Basın, özgürlüğü, özgürlük “Ulus”u yaratır. Ulus, 1920’lerde basının kendisi olmuştur.

 

SOHBET KÖŞESİ

TAYFUN PİRSELİMOĞLU:Tayfun Pirselimoğlu Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan yönetmen, senarist ve yazar. Pirselimoğlu çektiği başarılı filmlerle ülkemizi uluslararası festivallerde temsil etti. Yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı filmlerde birçok dalda ödül kazandı.

“Yaşamanın ölümü de kapsayan bir hal olduğuna inanıyorum. Bu duvarın berisi, gerisi olmaktan ziyade insan olmakla alakalı bir durum. Her karakter nerede olduğundan azade bir şekilde acı çekebilir. Sorunuz ‘mutlu sonla’ ilgiliyse; bunu da anlatmanın yolları vardır. Burada önemli olan hayatla ilgili hassasiyetinizin nerede durduğu ile ilgilidir.”

 

EDEBİYAT KÖŞESİ

SEZAİ KARAKOÇ VE TÜRK ŞİİRİNDE METAFİZİK: Sezai Karakoç, Cumhuriyet devrinin önde gelen şairlerinden biridir. Karakoç, sadece şiirleriyle değil ortaya koyduğu medeniyet tasavvuruyla da Türk düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu yönüyle, Türk şiirinde edebî meselelerin dışında toplumsal-siyasal birçok konuya ilişkin fikir ortaya koyan hatta bu çerçevede bir medeniyet tasavvuru geliştiren nadir isimlerden biridir. Karakoç, yitirilmiş olan Türk inançlarını tekrar dile getiren şairdir. İnançları, töreleri yeniden değerlendirerek memleket şiiri üzerine eğilmiştir.

TOPLUMUN KAHKAHA AYNASI: MİZAH DERGİLERİ:  İçinde yaşadığımız dünya bir sahne, hayat da bir tiyatro. Bu tiyatronun oyuncularıyız biz insanlar. Oyuncuların sahnede oynayacağı oyun belli: Perde açılıyor, herkes ağlayan bir bebek olarak katılıyor. Sonra sahneyi inceliyor ve gülmeye başlıyor. Konuşamıyor ağlıyor, seviniyor gülüyor. Ağlamak ve gülmek hayat tiyatrosunun bir bütünü. Gülmek, en yadsınamayan ilaç. Hani çok gülen insanların gözlerin etrafında kaz ayakları olur ya kırışıklıklar içinde en çok o yakışır insana. Çünkü bilirsin, gülmektendir o. Gülmek yakışır insan gibi insana.

 

BİLİM DÜNYASINDAN

YER’E YAKIN UZAY NERESİDİR? TÜRKİYE VE ATILIM ÜNİVERSİTESİ YÖNÜNDEN NELER YAPILABİLİR? (Prof. Dr. Yurdanur Tulunay’ın 28.04.2010 tarihinde gerçekleştirdiği konferans metnidir.)

YANSIMALAR

“Şamil Şener” ineklerini satıp kızları için okul yaptı. 3 kız babası olan Şamil Bey kızlarının okuması için tek geçim kaynağı olan 22 ineğini satıp bulunduğu mezraya okul inşa etti. Şiddete uğrayan kadın, çocuk haberlerini çok sayıda duyduğumuz bugünlerde Şamil Bey bir baba olarak kızlarını okutmak ve güçlerini ortaya çıkarmak istiyor.

“...Yine gurbete giderim yine para biriktiririm. Yeter ki kızlar okusun abi. Dedim ya ben şehirlerde gördüm okumuş kadınların gücünü...”

YENİ BİR DÜNYA “KÜTÜPHANE”: Aktiffelsefe Yeni Yüksektepe Kültür Derneği Ayaş Ilıca İlköğretim Okulunu kütüphaneye kavuşturdu.