Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör: 
Gülden A.Pınarcı
Web Tasarım:
Işıl İşler
Onur Karagöz
             3 Ayda bir yayınlanır
.

Ankara Dosyası

 

Gülden A. Pınarcı
                          gpinarci@atilim.edu.tr

 

 

BAŞKENTİN SESİ: ULUS GAZETESİ

 


Bir ulus sesini nasıl duyurur? Bir ulus bağımsızlık mücadelesi için, özgürlüğü için nasıl tek yürek olur? Özgürlük zor kazanılır, ulus olmak ise daha zordur. Ulus olmanın yolu özgürlüktür, özgürlüğün yolu basın. Basın, özgürlüğü, özgürlük “Ulus”u yaratır. Ulus, 1920’lerde basının kendisi olmuştur.

 

Mustafa Kemal önderliğinde yeni kurulan devletin başkenti Ankara’da çıkan Ulus gazetesinin tarihini bilmek için Türk Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar uzanmalıyız. Dolayısıyla 1920 yılında Ankara’da çıkan Hâkimiyet-i Millîye gazetesine değinmeliyiz. Ayrıca Hâkimiyet-i Millîye’nin çıkışına zemin hazırlayan süreçten ve İrade-‘i Millîye gazetesinden de bahsetmek Ulus’a giden yolu gösterecektir.

Yıl 1918. I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ve İtilaf devletleri arasında Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) imzalandı. Savaşı kazanan devletler; İngiltere, Fransa ve İtalya’nın askeri kuvvetleri tarafından 1 Kasım 1918 tarihinden itibaren pek çok ülke toprağı işgal edildi. 13 Kasım 1918’de İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan bir donanma İstanbul limanına yanaştı ve daha sonra 400 İngiliz askeri İstanbul’a çıkarak işgali başlattılar. 15 Mayıs 1919’da da İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildi.

Bir Varoluş Mücadelesi: Kurtuluş Savaşı

 

İrade-i Millîye Cemazeyilahir- 1336
(Mart–1918)

 

 

İşgal ortamı içinde özgürlüğü tehlikeye giren Türk halkı, Mustafa Kemal önderliğinde kurtuluş mücadelesine girişti. 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla kurtuluş hareketinin ilk adımı atılmış oldu. Verilen bu mücadeleden tüm Anadolu’nun haberdar olması lazımdı. Halk aralıksız süren savaşlardan dolayı yorgun ve fakir bir durumdaydı. Anadolu’da direnci azalan Türk halkına yalnız olmadığını söylemek gerekiyordu. Bu da ancak gazete ile yapılabilirdi. Bu dönemde basın Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da yapılanmıştı. Ancak İstanbul işgal altındaydı. Mustafa Kemal Atatürk, Amasya Genelgesini açıkladıktan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için seçilmiş ulus temsilcileri ile 4 Eylül 1919 -11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas’ta kongre düzenledi. Atatürk, Sivas Kongresini topladığı günlerde Kongre'nin çalışmalarını ve kararlarını duyuracak bir gazeteye ihtiyaç duydu. Mustafa Kemal basın aracılığıyla kamuoyu oluşturmanın önemini kavramış bir lider olarak İrade-i Millîye adında bir gazete yayımlanmasını istedi. İrade-i Millîye'nin dört sayfa, haftada iki gün yayımlanması ve 1000 adet basılması planlandı. Kararın verilmesinden 3 gün sonra 14 Eylül 1919'da Sivas sokaklarında dağıtılmaya başlandı. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın sesi olarak yayımlanan İrade-i Millîye Anadolu halkına Kuvay-i Milliye mücadelesini anlatarak, halkın direncinin ve bağımsızlığa olan inancının kuvvetlenmesini sağladı.

 

Hâkimiyet-i Millîye'den Ulus'a

 

Ankara, milli teşkilatının çok kuvvetli olması ve İstanbul'a demiryoluyla bağlı olması nedeniyle yeni devletin başkenti olarak seçildi. Ankara, 27 Aralık 1919 tarihinden itibaren Türk ulus hareketinin yönlendirildiği merkez olmuştu. Mustafa Kemal Atatürk Aralık 1919'da Ankara'ya gelir gelmez yeni bir gazete tasarısını ele almaya başladı. Bu yeni gazete için Konya'dan getirilen baskı makineleriyle Meclis bahçesindeki binada bir basımevi kuruldu. Hazırlıklar iki hafta gibi kısa sürede tamamlanmış ve yeni gazetenin adını Mustafa Kemal Hâkimiyet-i Millîye koymuştur. Gazetenin ilk sayısı 10 Ocak 1920'de Atatürk'ün başyazısıyla yayımlanmıştır. Milletin iradesini hâkim kılmak amacında olan Hâkimiyet-i Millîye haftada iki gün çıkarıldı ve 3 kuruşa satıldı. Milli Mücadele'nin kalbi olan Ankara bu dönemde yokluklar içindeydi. Tüm bu imkânsızlıklara rağmen Hâkimiyet-i Millîye haftada iki gün yayımlandı.

 

 

 

Hâkimiyet-i Millîye

“Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çizgisi ve programı dâhilinde ve Heyet-i Temsiliye’nin nezareti altında Ankara’da haftada iki defa neşredilmeye başlanan Hâkimiyet-i Millîye gazetesinin ilk sayısından kafi miktarı posta ile gönderilmiştir. Seneliği üç yüz, altı aylığı yüz altmış kuruştan abone kaydedileceklerin abone bedellerinin Ziraat Bankası vasıtasıyla gönderilmesi ve bu bapta yardım ve teşviklerin icrası bilhassa rica olunur.

Mustafa Kemal”

6 Şubat 1921’den itibaren gazete günlük olarak yayımlandı. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yayın organı olarak yayımlanan gazetede bağımsızlığı savunan yazılar sıklıkla yer alıyordu. 11 Şubat 1920 tarihinde çıkan bir yazıda şöyle deniyordu:

“Hâkimiyet-i Millîye’nin başına geçenler, Bizans’ın zevkli hayatına, Anadolu’nun yalçın ve kimsesiz ufuklarını tercih etmişlerdir.”

Milli Mücadele süresince Hâkimiyet-i Millîye ismiyle çıkan gazete daha sonra devletin kurulmasının tamamlanmasıyla 1934 yılında Ulus adını aldı.

ULUS Gazetesi
“Adımız Andımızdır”

Hâkimiyet-i Millîye, Ulus gazetesinin ilk ortaya çıkış biçimidir. Hâkimiyet-i Millîye 28 Kasım 1934 tarihinde isim değişikliğini şu şekilde duyurmuştur:

“Hâkimiyet-i Millîye’yi kuran Atatürk’tür. Gazetemize Ulus adını da O verdi. Adımız Andımızdır: Atatürk’ün ulusçuluk yolunda yürüyeceğiz”

 

Mustafa Kemal Atatürk zaman zaman Ulus gazetesinin başyazılarını imzasız olarak yazdı, bazen de başka isim kullanarak kamuoyuna duyurmak istediği mesajları yine bu gazete aracığıyla gündeme getirdi. Falih Rıfkı Atay yönetiminde çıkan gazete adeta başkent Ankara’nın sesi olmuştu. Çünkü Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da Bab-ı Ali merkezli bir basın yapılanması vardı. Her ne kadar İstanbul basını içinde Milli Mücadele’yi destekleyen gazeteler yer alsa da I. Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul hükümeti teslim olmuş, dolayısıyla basın da yabancıların eline geçmişti. Ulus gazetesi, yeni devleti kuran Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönüşmesiyle birlikte bu partinin yayın organı oldu.  Gazetenin yazı işlerine Naşid Hakkı Uluğ, Samih Tiryakioğlu ve Münir Berik bakıyordu. Çok zengin bir kadroya sahip olan gazetede Necip Ali Küçüka, Zeki Mesud, Nasuhi Baydar, Ahmet Şükrü Esmer, Neşet Halil Atay, Burhan Belge, Nurettin Artam, Nurullah Ataç, Yaşar Nabi, Mecdi Saydam ve Cemal Kutay’ın yazılarına yer verilmiştir.  Hüseyin Cahit Yalçın da 1949 yılında Ulus’ta başyazı yazmaya başlamıştır.  

Kuruluşundan beri iktidar partisi gazetesi olan Ulus, 1950 seçimlerinden sonra muhalefet gazetesi konumunda oldu. O yıllarda yazar kadrosunda şu isimler vardı: Cemal Sağlam, Bülent Ecevit, Halûk Tuncalı, Nihat Subaşı, Seyfettin Turhan, Kemal Zeki Gençosman, Feridun Fazıl Tülbentçi, Metin And, İbrahim Cüceoğlu, Ahmet Şükrü Esmer, Erdoğan Tamer, Beyhan Cenkçi, Şinasi Nahid Berker… vb.

Ankara’da yeni kurulan hükümetin kamuoyu yaratmasına aracılık eden Ulus gazetesi 1953 yılında Demokrat Parti’nin CHP’nin mal varlıklarına el koymasıyla kapatıldı.  

 

Ulus son sayısı 15 Aralık 1953 tarihinde çıkarırken “Müsterih Ol Atatürk” başlığıyla şu şekilde duyurmuştur:
“Ulus’un bugün son sayısını çıkarıyoruz. Bu satırlarımız Ulus’ da son yazılarımız olacaktır. İşlerimizi bitirdikten sonra kurşun kalemlerimi ceplerimize koyacağız ve binamızın merdivenlerinden son defa ineceğiz.
İrade-i Milliye, Hâkimiyet-i Milliye ve Ulus Atatürk davasının son yolcuları…”

Gazete 16 Aralık 1953’te Yeni Ulus adıyla tekrar yayımlanmaya başladı. Gazete ilk sayısında  “Yeni Ulus Vazife Başındadır” başlığıyla Ulus'un kapanışıyla ilgili şunları söylemiştir:

 

 

 

 

“Dün Ulus’un son sayısı 125000'den fazla basıldı. İktidar partisince CHP mallarına el koymak için hazırlanan kanun teklifi Büyük Millet Meclisi’nin pazartesi günkü oturumunda kabul edilmiştir. Kanun dün Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmıştır.

 

Bugün de Resmi Gazete’de neşredileceği ve bugünden itibaren yürürlüğe gireceği anlaşılmaktadır.  Henüz yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen bu kanuna uyularak Ulus matbaa ve tesislerinin bulunduğu bina terk edilmiş, yeni kiralanan binalara taşınılmıştır.
Yeni Ulus gazetesi yeni binalarında yeni bir şevkle hizmetlerine devama dünden itibaren başlamış bulunmaktadır. Ulus gazetesi Müsadere Kanunu ile kapatıldığı için Atatürk ideallerine ve CHP'nin 6 okunda ifadesini bulan prensiplere inanmış olan Türk vatandaşları davalarının yerde kalacağından endişe etmesinler.”

Yeni çıkan gazetenin sloganı Ulus’taki “Adımız Andımızdır” yerine bu defa “Cumhuriyetçi, devrimci, halkçı, laik milliyetçi, devletçi gazete” şeklindeydi.

Yeni Ulus ilerleyen zamanlarda yine isim değişikliğine giderek Halkçı adını aldı. İsim değişikliğini gazetenin 22 Mayıs 1954 tarihli sayısında şu şekilde okuyucularına duyurmuştur:

 

“Yarından itibaren Yeni Ulus neşriyatına Halkçı adıyla devam edecektir. Gazetemizin yazı kadrosunda herhangi bir değişim olmayacaktır. Yeni Ulus okuyucuları alıştıkları bütün imza, tefrika, resimli roman, fıkra ve ciddi muhalefeti Halkçı’da aynen bulacaktır.

Halkçı ‘Gündelik Siyasi Sabah Gazetesi’ yeni bir gazete değildir. Halkçı sadece Yeni Ulus'un yarından itibaren alacağı isimdir. Hüseyin Cahit Yalçın, Nihat Erim, Vedad Dicleli, Namık Zeki Aral, Ahmet Şükrü Esmer, Prof. Dr. Rasim Adasal, Bülent Ecevit, Çetin Altan ve gazetemizi zaman zaman yazılarıyla süsleyen diğer yazarlarımızı Halkçı'da aynen bulacaksınız. Halkçı CHP'nin altı umdesine inanmış olanların gazetesidir. Halkçı tenkitleriyle en ciddi muhalefeti yapacak olan gazetedir.”
 

Halkçı’nın sloganı “Gündelik Siyasi Sabah Gazetesi” şeklindeydi. Gazetede Hüseyin Cahit Yalçın ve Nihat Erim başyazarlık yaptı. Bu dönemde DP iktidarının basına yönelik sert politikaları vardı. 24 Eylül 1954 tarihinde Hüseyin Cahit’e 26 ay hapis cezası verildi. Gazete 23 Mayıs 1954 tarihli ilk sayısında çıkış gerekçesini şu şekilde dile getirdi:

“Bugünden itibaren Yeni Ulus adı yerini "Halkçı" ya bırakıyor. Okuyucularımızdan ve dostlarımızdan böyle bir değişikliğe neden lüzum gördüğümüzü soranlara rastlıyoruz. Bilindiği üzere 15 Aralık 1953 tarihinde CHP mallarını müsadere eden kanun yürürlüğe girdi. CHP’nin her türlü menkul ve gayrimenkul mallarına, parasına ve kıymetlerine el kondu. Böylece partimiz yalnız matbaasına değil, iktisadi bir kıymet olan Ulus adından da mahrum bırakıldı. Genel idari kurulu partiye bir neşir organının lazım olduğu kanaatindeydi. Genel sekreter Kasım Gülek'in geçen kurultayda söylediği gibi CHP o anda meteliksiz kalmıştı ve yeni bir gazete için ihtiyaç duyulan parayı bulması ve muhtemel mali yükü üzerine alması aradan az çok zaman geçmesini gerektiriyordu.”

 

Halkçı yayın hayatına 30 Temmuz 1955 tarihinde okuyucularına veda etmiştir. Gazete son sayısında kapanacağını şu şekilde duyurmuştur:
“Aziz okuyucularımıza,

Bugün elinize aldığımız gazete Halkçı'nın son nüshasıdır. Gazetemiz artık çıkmayacaktır. Çok nazik anlarda önce (Yeni Ulus) adıyla hizmete koşan Halkçı bugüne kadar maddi ve manevi bin bir fedakârlıkla yaşatıldı. Halkçı yazı ve idare ailesinde ve teknik kadrosunda vazife gören fedakâr ve vefalı işçi arkadaşlara teşekkürü borç biliriz.”

 

Halkçı’dan sonra tekrar Ulus olarak çıkan gazete 28 Temmuz 1971 tarihine kadar yayımlandı. Gazetenin 1960 yılında başyazılarını Yakup Kadri Karaosmanoğlu yazdı. Bir süre sonra yerini Cihat Baban aldı. Gazetede Bülent Ecevit’in de köşesi bulunuyordu. Ayrıca Faruk Güvenç, Fikret Otyam, Özcan Ergüder ve Namık Zeki Aral’ın da yazılarına yer verildi. 1961 CHP genel sekreteri olan İsmail Rüştü Aksel Ulus’un sahibi durumuna geldi. Genel yayın müdürlüğünü Seyfettin Turhan yaptı. Gazete 28 Temmuz 1971 tarihli son sayısında okuyucularına Ulus’un adının Barış olduğunu duyurdu.

 

 

Yine aynı tarihli yazıda “Ayrılırken” başlığıyla okuyucularına Ulus’u yaşanılan sıkıntılara rağmen hangi şartlarda çıkartmaya çalıştıklarından şu şekilde bahsetmiştir:

“Yarım asırlık şerefli bir yayın hayatından sonra Ulus, bugün sevgili okuyucularından ayrılmak durumuyla karşı karşıya bulunmaktadır. Milli Mücadele ile birlikte doğan bu mücadelenin bütün acı tatlı anılarına sayfalarında yer veren, Atatürk devrimlerinin ülkeye ve dünyaya yayıcısı olan bir gazetenin yayın hayatından çekilmesi, alınması güç ve üzücü bir kararın sonucudur. Nasıl acı ve üzücü olmasın ki, Milli Mücadelenin başından sonuna, Cumhuriyet’in ilk gününden bu yana, çok partili hayatta geçişten bugüne, Türk siyasi hayatının her döneminde, her aşamasında Ulus’un varlığı, Ulus’un rolü, Ulus’un hizmeti inkârı imkânsız bir gerçektir.

 


Ulus, bir gün bile inançlarına, kurucusu büyük Atatürk’ün devrimlerine, ilkelerine, düşüncelerine ihanet etmemiş bir gazetedir. Para kazanmayı, büyük gelirler sağlamayı hiçbir zaman inançlarına rağmen düşünmemiştir. Bu yüzden de Ulus’ta yayınlanmakta olan Anonim ortaklık 1962 yılından beri devamlı zarar etmesine, onbinlerden başlayan bu zararın nihayet milyonu aşmasına rağmen bugüne kadar içinde bulunduğu durumu, acısını içine atarak, bir defa dahi sevgili okuyucularına hissettirmemiştir.  Ulus, kanun önünde bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş en büyük mali güçlüklerle karşı karşıya kalmasına rağmen kanuni zorunluluklarda çalışanların haklarına kadar her külfeti Türk basınında göğüs kabartıcı örnekler olarak gösterilecek şekilde karşılamıştır.”

 

29 Temmuz 1971 tarihinde Barış gazetesi yayımlanmaya başladı. Gazete 1975 yılında 18752. sayıya kadar yayın hayatına devam etti. Barış okuyucularına “Yıllarca Ulus’da okuduğunuz yazar kadrosu Barış’ta” şeklinde yazmıştır. Barış gazetesi daha sonra 1990’lara kadar Meydan olarak yayın hayatını sürdürdü.

Ulus, Yeni Ulus, Halkçı, Barış, Meydan gibi değişik isimlerle çıkan gazetenin başkent Ankara ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesine, ilerlemesine önemli katkıları oldu. Atatürk’ün önderliğinde çıkan Ulus gazetesi, Anadolu basınına öncülük etti.

Ulus, bağımsızlık sembolü olarak çıktığı yolda insanları “Ulus” olmanın nasıl bir bilinç gerektirdiğini anlatan önemli yayın organlarından biri olmayı başardı. Bu bilinç, Türk toplumunun özgürlüğe attığı her adımın taşlarını koymasına yardımcı oldu. Ulus, halkın yanında olmayı seçti. Ulus, ulus olmak için halkın mücadelesinde üzerine düşeni yaparak tarih sahnesindeki yerini almayı başardı.

 

Kaynakça

Hıfzı TOPUZ; II. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi, 2 Basım, Remzi Kitabevi.

M. Nuri İnuğur; Basın ve Yayın Tarihi, İstanbul, Der Yayınları, 2005.

Fuat Süreyya Oral; Osmanlı İmparatorluğu Dönemi 1728–1922, 1831–1922.

Fuat Süreyya Oral; Türk Ansiklopedisi, C 33, Ankara, MEB Yayınları, 1984.

Hasan Refik Ertuğ; Basın ve Yayın Hareketleri Tarihi, İstanbul, 1970.

 

Not: Gazete fotoğrafları Milli Kütüphaneden temin edilmiştir.