Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör: 
Gülden A.Pınarcı
Web Tasarım:
Işıl İşler
Onur Karagöz
             3 Ayda bir yayınlanır.

İ. YALÇIN ZAİM
ATILIM ÜNİVERSİTESİ KURUCUSU VE MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI
KONUŞMA METNİ

Atılım Üniversitesi Kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı Yalçın Zaim dünyadaki ve Türkiye’deki mevcut politik ve iktisadi durumdan bahsederek konuşmasına başladı.

Sayın Misafirler,
Üniversitemizin kuruluşunun 15.yılı nedeniyle 16 Kasım 2011’de yapılan açılış töreninde yapmış olduğum konuşmamda üniversiteleşmenin gerçekleşmesi için 9 önemli kriterden bahsetmiştim.

Bugün 15. yılı bitirip 16. yıla geçiş yapıyoruz. 9 kriterden bazılarını yeniden gündeme getirmek istiyorum.

1-  Üniversitenin fiziki yapılarının tamamlanması: Üniversitemiz için yapmış olduğumuz yatırımlarımız 100 milyon doları geçmiştir. Kampüsümüzün fiziki ve teknik alt yapısı önemli ölçüde tamamlanmıştır.

2- Kaliteli eğitim: Eğitimin temel unsuru olan akademisyen sayımız artmaya devam etmektedir.

3- 2011/2012 akademik yılında mobil eğitimde kullanmak amacıyla kendi tabletimizi tasarladık ve kendi öğrencilerimizle beraber ürettik.   Zannederim bu uygulama ülkemizde bir ilktir. Bu yıl geliştirilmiş ikinci versiyonunun üretimine bir kaç aya kadar başlayacağız.

4- Üzerinde durmak istediğim bir önemli konu ise dünya üniversitelerini çeşitli kriterleri değerlendirerek sıralayan uluslararası kuruluşların sıralamalarındaki Üniversitemizin bulunduğu yerinin ne olduğudur.  Halen bu sıralamaları yapan 8 önemli kuruluş bulunmaktadır. Atılım Üniversitesi olarak bunların üçünde yer bulmaktayız.

--- Webometrics: İspanya, kuruluş 2004; 1303. sıra/ 12.000 Üniversite
--- Urap: Türkiye, kuruluş 2010; 1513.sıra / 2000 Üniversite
--- Scimago: İspanya, kuruluş 2009; 2972. sıra/ 3042 üniversite

Ayrıca, ülkemizdeki üniversiteleri sıralayan tek resmi kuruluş olan URAP’ın 2010, 2011 ve 2012 yılı sıramalarına baktığımızda 2010 yılında tüm  devlet ve vakıf  üniversitelerinin sıralamasında 44.sırada, vakıf üniversiteleri arasında 9.sırada, 2011 yılında devlet ve vakıf ünversitelerinin sıralamasında 54.sırada, vakıf üniversiteleri arasında 9.sırada iken 2012 yılında devlet ve vakıf ünversitelerinin sıralamasında 32.sıraya, vakıf üniversiteleri arasında 6.sıraya yükseldiğimiz görülmektedir.

Listelerine giremediğimiz diğer sıralama kuruluşları:
AWU: Çin 2003 Kuruluş: İlk 500 üniversite,
HEAACT: Tayvan: 2007 Kuruluş: ilk 500 üniversite,
LEİDEN: Hollanda 2008 kuruluş: ilk 500 Üniversite,
THE: İngiltere: 2010 kuruluş: ilk 400 üniversite,
QS:
İngiltere: kuruluş: ilk 700 üniversite,

5- Önceki konuşmamda belirttiğim üniversitemizin yetiştirdiği doçent sayısı, o günden bu güne, 10’dan 15’e çıktı. 59 yardımcı doçent sayısı ise 66’ya yükseldi. Yani öğretim elemanı yetiştirme gayretimiz hızını kesmeden devam etmektedir.

6- Tıp fakültesi açmak için Kasım 2011’de YÖK’e müracaatımızı yaptık ve açılış iznini beklemekteyiz.

7- Son üç senedir aday ve mevcut öğrencilerimizi daha iyi tanımak ve onlara daha yararlı olabilmek için üniversite içinde ve dışında anketler yaptırılmakta ve sonuçlarına göre gerekli tedbirler alınarak uygulamalarımız güncellenmektedir.

8- Yine üzerinde önemle durduğumuz “Hayata Atılım Programı”nı mükemmelleştirmek için çalışmalarımız devam etmektedir. Bu programın üniversiteler arasında bir ilk olduğunu düşünüyorum.

Sayın misafirler,
Zamanımızda bir ülkenin gelişebilmesi, çevre ülkeleri ile ve hatta dünya ülkeleri ile yakından ilgilidir.

Bildiğiniz gibi Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri birkaç seneden beri çok ciddi ekonomik problemlerle uğraşırken Akdeniz’de kıyısı olan Müslüman ülkeleri, bilhassa petrole sahip ülkeler, peş peşe “Arap Baharı” diye adlandırılan karmaşanın, kaosun içine sokuldular.

Sonuç olarak, başsız kaldılar, binlerce insan öldü ve en önemlisi ekonomi diye bir şeyleri kalmadı. Batıya biat ortam oluşturuldu.

Bu durum gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere oyunudur. 

Daha önce benzeri Avrupa’nın ortasında Yugoslavya’da oynanmıştır. Şimdi orada, küçücük, güçsüz birkaç ülke yaşama çabası içindedir.

Son olarak Yunanistan’a uygulanan ekonomik yöntemlerle bu ülkenin refah durumu hepimizin malumudur.

Bugünlerde ülkemiz, ekonomisi göreceli olarak güçlü görünmesine rağmen, jeopolitik konumundan dolayı, gittikçe zorlanmaktadır. Gerek kendi ülkemizin gerekse çevremizdeki ülkelerin ekonomik veya siyasi gelişmeleri bizleri çok kısa zaman içinde ekonomik olarak ciddi olarak etkileyecektir.

Ekonomi ise her şeydir! Onu çözemesek hiçbir gelişme gösteremeyiz.
Günümüzdeki ekonomimizin yumuşak karnı olan cari açığın temel sebebi enerji problemimizdir. Enerji ihtiyacımızı karşılayacak yeterli doğal kaynaklarımız olmadığından bu problemi çözebilmek için daha kaliteli ürünler üretip daha pahalıya satmak yani ihraç etmek gerekiyor.

Bunun temelinde ise “Üniversite”ler yatmaktadır. Çünkü bu yolda yürürken çıkacak problemlerin çözülmesi ve gerekli insan kaynağının yetiştirilmesi üniversitelerin görevidir. Üniversitelerimiz bu problemi çözebilirlerse Türkiye kazanabilir.

Üniversitemiz bu amaçla kurulmuş olup, ilk yıllarından itibaren ve sürekli olarak yarınının mesleklerini tespit edip bunların bölümlerini açmaktayız. Örneğin Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, Mekatronik Mühendisliği Bölümü, Üretim Mühendisliği Bölümü, Yazılım Mühendisliği Bölümü, Kimya Mühendisliği ve Uygulamalı Kimya Bölümü, Turizm ve Otelcilik Bölümü, Sivil Havacılık Yüksek Okulu’nu sayabiliriz. Bu bölümler Türkiye ekonomisinde yerlerini almışlardır veya alacaklardır.

Artık yukarıdaki bilgilerin ışığında yolumuz net olarak çizilebilinir.

Mütevelli Heyet olarak görevimiz üniversitenin gereksinim duyacağı fiziki ve akademik yapısını zamanında yarınlara hazır hale getirmektir. Bunların projeleri hazırlanmış ve zamanları gelince devreye alınmaktadır.

Akademik kadronun görevi ise, eğitim kanalında, günün gelişmelerini uygulayarak, yarınlara iz bırakacak, bilgi bakımından güçlü, kendilerine güvenen, araştırmacı ruhu taşıyan, bilhassa bahsettiğim zor koşullarda mücadeleden yılmayacak öğrenciler yetiştirmek, araştırma kanalında ise öncelikle ülke problemlerine çözüm getiren konulara eğilmeleridir.

Öğrencilere düşen görevler daha zordur. Öncelikle çok çalışarak konularını iyi öğrenmelidirler, yani kendilerini yarınlara çok iyi hazırlamalıdırlar. Aksi halde hayatta başarılı olmaları imkânsızdır. Kimi başarılı görüyorlarsa o kişi, muhakkak çok, çok, çok çalışmıştır.

Bu çalışmaya ve başarıya yalnız kendilerinin gereksinimi yok, ailelerinin de ihtiyacı var. Ailede, yönetmek için mevcut ne varsa,   genç ve sıhhatli düşünen birileri için artık bayrağı teslim alma zamanı hızla yaklaşıyor.

Üniversitemizin de ihtiyacı var. Bunların başarılarını örnek gösterip yukarılara tırmanacak.

En son ülkemizin de ihtiyacı var, bu yukarıda bahsettiğim zor koşullarda savaşmaya, hem de çok fazla!    

Ülkemiz için, yarınlarımız için hepimizin çok ama çok çalışması gerekiyor.

Saygı ve sevgilerimle.