Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

 

HAKAN SEZER... Üniversitemiz “Uluslararası İlişkiler Bölümü” son sınıf öğrencisi. Bu sene mezun oluyor. Basılı kitabı elektronik kitaba tercih ediyor ve

“...ben kitabın tozlu olmasını severim. Asla misal D&R’dan kitap almam ben. Nerede kuytu köşede eski kitapçı varsa giderim ondan kitap alırım. Her konuda geleneksel bir insanım örf adetler bir yana her şeyin biraz eskisini seviyorum galiba birazcık eskiye özlem duyan bir insanım...” diyor. Üniversitemizin “İz bırakan 50 öğrencisi” programının 1.si. “Hayata Atılım” programının en eski üyelerinden,  Atılım Kıbrıs Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin Atılım Üniversitesi’ndeki öğrenci temsilciliğini yapıyor,. “Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu”nun kurucusu.  “Adalar Denizinden Kıbrıs’a Akdeniz ve Sorunlar” adı altında lisans öğrencileri ve yüksek lisans öğrencilerinin  ve akademisyenlerin ortak buluştuğu bir kitapda “Anamur’dan KKTC’ye Su Projesi” başlıklı makalesi ile yer alıyor.

                ------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Söyleşi
Nilüfer Ünal
nunal@atilim.edu.tr

Sevgili Hakan hoş geldin söyleşimizi kabul ettin sana çok teşekkür ediyoruz. Sen üniversitemizin çok etkin, çok duyarlı, sorumluluğunu bilen öğrencisisin. Önce seni bir tanıyalım, nereden mezun oldun, hangi fakültedesin?

1 Şubat 1986 Ankara Polatlı doğumluyum.

Ankaralısın.

Ankaralıyım, aslında sözüm ona hiçbir Polatlılı Ankaralı olduğunu söylemez Polatlılıyım der.

Neden?

Sürekli her hükümette il olacağı söz verilip de olamayan bir ilçe olduğu için ve yaklaşık yüz yirmi bin nüfusa sahip olduğu için, o nedenle herkes Polatlılıyım der. Ankaralı olduğunu söylemez. Polatlı süper liseden mezun oldum yabancı dil ağırlıklı bir liseydi onun akabinde üniversiteye ikinci yılımda girdim ve 2007 yılında Atılım Üniversitesi ailesine dâhil olarak başladım. Uluslararası ilişkiler bölümüne girdim ve hazırlık döneminde herhangi bir sıkıntı geçirmeden proficiency sınavını atlayarak bölüme başladım. İlk yılımda kazandığım 3.78 genel not ortalamamla okulumuzun öğrencilerine sağladığı burslardan fakülte ikincisine verilen Yiğit Kutay Aktaş bursunu almaya hak kazandım. Zamanında üniversitenin öğrencisiymiş galiba vefat etmiş onun anısına verilen bursu gururla taşıdım. Devamında gelen yıllarda da amacım sadece okuluma yararlı faydalı bir öğrenci olabilmek ve sağladığım bursu koruyabilmekti ve o şekilde de devam ediyorum.

Atılım Üniversitesi’ne nasıl girdin?

O süreç tabii her öğrenci gibi muallâkta kalınan bir süreç. Ben lise döneminde sayısal çıkışlı bir öğrenciydim kaldı ki alan dışı tercih yaparak Atılım Üniversitesi’ne geldim. Ve tüm öğrencilerde bunu bilirler ki alan dışı tercih yapıldığında okuldan gelen başarı puanı yarı yarıya düşer. Bu nedenledir ki üç tane tercih kullandım birinci tercihim Atılım Üniversitesiydi bu birinci tercihim de geldi. İlk başta mutlaka her öğrenci gibi üniversitemi tanımadığımdan dolayı tedirginlik içerisindeydim lakin hiç unutmuyorum 2007 yılının 24 Eylülünde okula ilk adım attığımda okula karşı bir hoş muhabbet doğdu içimde. Bu muhabbet dört yıl boyunca devam etti ve şu anda beşinci yılımdayım. Atılım Üniversitesi’ne duyduğum sevgi gün geçtikçe büyümekte ve okulumu gerek üniversite içerisinde gerek üniversite dışında her ortamda temsil etmekteyim. Mezun oluyorum son haftam ama yinede bunların hepsi içerimde garip bir duygu şeklinde devam ediyor. Üniversitem içerisinde yaptığım faaliyetler konusunda birazcık size bahsedeyim.

Evet, çok yönlüsün çünkü yaptığın çok iş var kitaplar olsun dernek başkanlığı, tanıtım çalışmaları.

“...İlk olarak 12 Nisan 2011 tarihinde Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu adı altında bir topluluk kurdum ve kurucu başkanlığını halen devam ettirmekteyim. Bu topluluk misyon ve vizyon anlamında değil de üniversite içerisinde üniversiteyi temsil etmek üniversite dışarısında da her üniversitenin bulunduğu ortamda üniversitemizi en iyi şekilde temsil etmeyi kapsıyordu ve halen de devam etmekte. Üniversitemiz içerisinde yaptığımız faaliyetler son toplantımızda da konu başlığı olmuştu Atılım Üniversitesi’nin yükselen tek topluluğu bağlamında Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu gelmekte. Bu nedenledir ki topluluğu kurmaktan ayrıca mutluyum bunun gururunu yaşıyorum bundan sonraki gelecek olan arkadaşlarında bu topluluğu onura edebilmeleri beni çok mutlu eder diye düşünüyorum...”

 

Bölümüme başladıktan sonra ilk başta şöyle bir ifade doğdu içimde. 1997 yılında kurulan Atılım Üniversitesi dâhilinde şu anda üniversiteyi temsil eden yanlış bilmiyorsam 63 ya da 65 tane topluluk arasında uluslararası ilişkiler bağlamında bölümü herhangi bir topluluğun temsil etmediğini gördüm. İkinci ve üçünü yılımda daha çok derslerime yoğunlaştığım için başarı bursumu devam ettirebilmek için üçüncü senemin ikinci döneminde bu işlerle uğraşmaya başladım. İlk olarak 12 Nisan 2011 tarihinde Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu adı altında bir topluluk kurdum ve kurucu başkanlığını halen devam ettirmekteyim. Bu topluluk misyon ve vizyon anlamında değil de üniversite içerisinde üniversiteyi temsil etmek üniversite dışarısında da her üniversitenin bulunduğu ortamda üniversitemizi en iyi şekilde temsil etmeyi kapsıyordu ve halen de devam etmekte. Üniversitemiz içerisinde yaptığımız faaliyetler son toplantımızda da konu başlığı olmuştu Atılım Üniversitesi’nin yükselen tek topluluğu bağlamında Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu gelmekte. Bu nedenledir ki topluluğu kurmaktan ayrıca mutluyum bunun gururunu yaşıyorum bundan sonraki gelecek olan arkadaşlarında bu topluluğu onura edebilmeleri beni çok mutlu eder diye düşünüyorum. Topluluğumuzun yanı sıra 18 Ağustos 2010 tarihinde resmi gazetede yayınlanan ve üniversite içerisinde akademik birimler adı altında kurulmuş olan ve merkez müdürlüğünü Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Sayın Doç. Dr. Ulvi Keser’in yaptığı Atılım Kıbrıs Araştırmaları ve Uygulama Merkeziyle paralel olarak çalışan ve yaptığı faaliyetlerde her uluslararası konuyla alakalı o bağlamda çalışmalar yapan ve aktiviteler düzenleyen bir topluluktur. Bunun dışında Atılım Üniversitesi içinde Halka İlişkiler ve Basın Müdürlüğü Koordinatörlüğü eşliğinde o departmanda da görev almaktayım bu müdürlüğün adı altında “Hayata Atılım” diye bir grup var. O hayata atılım grubunun en eski üyelerinden bir tanesiyim. Yine Atılım Üniversitesi’ni diğer üniversiteler arasında gerekse özellikle liseler arasında en güzel şekilde anlatabilmek ve tanıtabilmek için çoğu fuarda yer aldım. Bunların dışında Atılım Kıbrıs Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin Atılım Üniversitesi’ndeki öğrenci temsilciliğini yapıyorum.

Kıbrıs’a da gittiniz değil mi?

İki kere AKAUM nedeniyle şahsen bulundum ayrıca kendim de daha öncesinde iki defa bulunmuştum. AKAUM’la gitmemiz ayrıca güzel oldu nedeni Sayın Ulvi Keser’in orada çok yetkin bir vasfa sahip olması ve devlet erkânından çok tanıdığının olması ve bize güzel şeyleri gösterebilmesinden kaynaklandı ki benim kendimi geliştirmemdeki yegâne insanlardan bir tanesidir kendisi. Bunların dışında yine akademik bağlamda çalışmalar yaptık. Elimde görmüş olduğunuz ve size de kendi imzamı atarak hediye etmek istediğim “Adalar Denizinden Kıbrıs’a Akdeniz ve Sorunlar” adı altında lisans öğrencileri ve yüksek lisans öğrencilerinin ayrıca akademisyenlerin ortak buluştuğu bir kitap yayınladık biz. Herkesin kendine özel konusu olması adı altında herkesin kendine ait bir makalesi bulunmaktadır.

Teşekkür ederim, imzalamanı da rica edeceğim.  

Tabii sohbetin sonunda mutlaka, zaten o niyetle getirdim. Onun haricinde üniversite sonrasında yine Atılım Üniversitesi’ne faydalı bir öğrenci olmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Gelecekteki hedefim akademisyenlik bu konuda kendimi geliştirmek için ne gerekiyorsa yapacağım yine Atılım Üniversitesi ailesine dönmek için de ne gerekiyorsa yapacağım.

Seni görmeyi çok isteriz, karar vermek uygulamaya koymak yolun yarısıdır onun için sen o yolun yarısına gelmişsin.

Bu konuda sizler gibi tecrübeli insanlardan feyiz almak önemlidir benim için, o nedenle değer verdiğim tüm akademisyenlerle tüm öğretim elemanlarıyla bir fikir alışverişindeyim bu konuda ki ileride bana yardımcı olacağını düşünüyorum.

Kutlarım seni, az önce son senem çok az kaldı dedin benim içim burkuldu. Bu söyleşiyi kütüphane bülteni için yapıyoruz onun için biraz kütüphanelere değinmek istiyorum. Kütüphane ile ilk tanışman nasıl oldu ve bizim üniversite kütüphanemizi nasıl görmek istersin, hayalindeki kütüphane nasıldır onları bize biraz açar mısın?

Hazırlık döneminde kütüphaneyle tanışma olanağım pek yoktu ama bölümüme başladığım ilk günden itibaren kütüphanenin İşletme Fakültesi’ndeki varlığı, ağırlığı ve gereksinimi içimizde zaten gerekli bir şey haline geldi. Çünkü derslerimiz açısından kütüphanenin varlığı gerekliydi araştırma anlamında ders çalışma anlamında gerekiyordu o nedenle yanlış hatırlamıyorsam bölüme başladığımın ikinci ya da üçüncü haftasında ödevlerin verilmeye başlandığı zaman kütüphaneyle buluştum. Kütüphanenin varlığı İşletme Fakültesi anlamında tabii ki eleştirel noktaları mutlaka vardır ama şu anda yapılan kütüphane yanlış bilmiyorsam Ankara’daki üçüncü büyük Türkiye’deki altıncı büyük kütüphane ve o kütüphanenin tüm Atılım Üniversitesi ihtiyaçlarını karşılayabileceği kanaatindeyim kaldı ki robot resimlerinden gördüğüm kadarıyla çok gösterişli, erken mezun olduğum için de ayrıca mutsuzum.

 

Ama akademisyen olacaksın sen döneceksin.

Öyle olacağına eminim ama bir öğrenci olarak oranın tozunu solumak isterdim.

Her zaman bekleriz o kütüphane herkese açık olacak zaten.

Ben çok umutluyum zaten yapıldığı aşamalarda sürekli şahidiz galiba 2012 yılında açılacak o nedenle kesinlikle geleceğimi düşünüyorum.

Bu senenin sonu 2013’ün başında herhalde taşınacağız inşallah. Peki, neler beklersin yani senin hayalindeki kütüphane nasıl olmalı, sadece kitap verilen bir yer mi neler düşünüyorsun?

Hayır, ben şahsen kendimi anlatmak istersem ben biraz gelenekçi bir insanım yani kütüphanelerin modernlikten ziyade daha fazla öğrenciyi çekebilme bağlamında tozlu olması lazım yani nasıl anlatılır bilmiyorum ama ben kitabın tozlu olmasını severim. Asla misal D&R’dan kitap almam ben. Nerede kuytu köşede eski kitapçı varsa giderim ondan kitap alırım. Her konuda geleneksel bir insanım örf adetler bir yana her şeyin biraz eskisini seviyorum galiba birazcık eskiye özlem duyan bir insanım. Seksenlerin çocuğu olduğumuz için de olabilir.

İnternet 1996’da geliyor Türkiye’ye, yeni nesil okumuyor neden okumuyor, niye hep bilgisayarın başında? Elektronik bir dünyada yaşıyoruz elektronik köy oldu dünya ben öyle düşünüyorum. Artık mesafeler bitti birbirimizle veya dünyayla rahatlıkla  konuşabiliyoruz. Kaynak araştırması da öyle veri tabanlarına giriyoruz yurtdışındaki kaynaklara ulaşabiliyoruz. Yurt içi veya yurt dışı kütüphanelere de ulaşabiliyoruz. Sen seksenli yılların bir nesli olarak neyi tercih edersin elektronik kitap mı yoksa basılı kitap mı?

“...internetsiz bir ortamı dünyadan geri kalma olarak düşünüyorum... . Ama onun haricinde kendi adıma yine konuşmam gerekirse ben yazılı kitapları kullanmayı daha çok tercih ediyorum çünkü internet bana tabir caizse eskiler hani televizyon için şeytan icadı derlermiş ya internette bana sanki yalancı bir kutu gibi geliyor. Tüm bilgilerin doğru olmadığını varsayarak ben hareket ediyorum. Öyle bir zamandayız insanlar doktora gitmektense internete girerek sağlık anlamında bilgiler almayı ve onları uygulamayı tercih ettikleri bir dönemdeyiz. O nedenle benim için geleceğim şayet akademisyenlik olacaksa benim buna kendimi alıştırmamam gerekiyor. Ben şayet akademisyenliği düşünüyorsam yazılı kitapları kullanarak kendimi geliştirme manasında onlara alışmam gerektiği kanaatindeyim...”

Sorduğunuz soru kendi adıma çok manidar bir soru aslında. Nedeni, şu anda gelinen nokta küreselleşme dediğimiz olgu içerisinde ulus devletlerin olduğu içerisinde değişen doğası olarak kabul edersek yazılı ve internet olan ortamlarda ne derece insanların bilgiye ulaşması konusundaki hızlılığı anlayabiliriz bu konuda. Kendi adıma tabii ki internetin olmazsa olmaz diyeceğimiz bir gündeyiz bunu da yapmak zorundayız çünkü az önce zikrettiğim gibi küreselleşme denilen olgu dünyanın her yerinde olan bir şey kaldı ki internetsiz bir ortamı dünyadan geri kalma olarak düşünüyorum. Atılım Üniversitesi’nde bu konuda veri tabanlarının çok zengin olduğunu da biliyorum kaldı ki çoğu zaman oradan tarattırıyoruz bilgilerimizi ve orayı kullanıyoruz. Ama onun haricinde kendi adıma yine konuşmam gerekirse ben yazılı kitapları kullanmayı daha çok tercih ediyorum çünkü internet bana tabir caizse eskiler hani televizyon için şeytan icadı derlermiş ya internette bana sanki yalancı bir kutu gibi geliyor. Tüm bilgilerin doğru olmadığını varsayarak ben hareket ediyorum. Öyle bir zamandayız insanlar doktora gitmektense internete girerek sağlık anlamında bilgiler almayı ve onları uygulamayı tercih ettikleri bir dönemdeyiz. O nedenle benim için geleceğim şayet akademisyenlik olacaksa benim buna kendimi alıştırmamam gerekiyor. Ben şayet akademisyenliği düşünüyorsam yazılı kitapları kullanarak kendimi geliştirme manasında onlara alışmam gerektiği kanaatindeyim.

Hakancığım seni çok yorduk farkındayım. Bitirmeden önce unutamadığın bir anını bizimle paylaşır mısın?

12 Nisan 2011 tarihinde kurucu başkanlığını yaptığım kısaca USAK topluluğu adı altında biz faaliyetlerimize başladığımızda öncelikli hedefimiz topluluğumuzu ve üniversitemizi diğer üniversiteler nezrinde tanıtabilmekti. O nedenle pek çok kongreye katıldık biz ama bunların arasında benim için çok ilginç olanı İzmir’deki Ege Üniversite’nde olan bir kongreydi. Ege Üniversitesi’nde onuncusu düzenlenen bir öğrenci kongresi vardı ve Atılım Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencileri adı altında dokuz kişiyle katıldık ve altı tane bildiriyle katıldık. Kongredeki üniversiteler dâhilinde hiçbir üniversiteden o kadar öğrenci ve o kadar bildiriyle katılan yoktu. Biz gittiğimizde kongrenin ilk günü üniversite öğrencilerinin olduğu bir ortamda sürekli muhabbet havasında geçen bir söyleşi oldu. Öğrencilerin Atılım Üniversitesi’ni pek bilmediklerini fark ettim ben Ege Üniversitesi’nde okuyan öğrenciler için konuşuyorum. Dahası da okulumuzun nerede olduğunu bilmiyorlar okulumuzun ne anlamda hangi faaliyette hangi eğitim ve öğretim anlamında ve Ankara’nın neresinde olduğu hakkında bir fikirleri yok. Orada dokuz kişi ayrı ayrı hem kongre konuşacağımız konuları konuşmaktan ziyade üniversitemizi tanıtmakla geçti anlatmakla geçti. Ve bize de ayrı bir yük bindi çünkü kongredeki konuştuğumuz konular anlamında çok güzel konuşma yapmamız gerekiyordu ki Atılım Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencilerinin ne denli bilgili ne denli çağa ayak uyduran bir öğrenciler olduğunu gösterebilmekti. Biz bunu başardık başardığımızı nereden anlıyorum kongre bittikten sonra yaklaşık olarak 5-6 ay geçtikten sonra Ege Üniversitesi’nden yirmi bir tane öğrenci Ankara’da bilimsel kuruluşlara yaptıkları ziyarette beni aradılar ve üniversitemizde bizimle birlikte buluşmayı teklif ettiler.

Bende şöyle biz izlenim oluştu gelsinler üniversitemizi yine en güzel şekilde tanıtalım diye. Yirmi bir kişi geldi ve üniversitemizin İşletme Fakültesi’ndeki restoranda yemek yedik hep birlikte ve isimlik kartlarına kadar her şeylerini yaptırdım, hazırladık ve üniversitemizden ayrıldıklarında abartmıyorum gözyaşı akıtacak derecede memnun kaldılar.

O kadar mı memnun ettiniz, ağırladınız.

O kadar memnun kaldılar ve resimlerimiz var gazetede falan yayınlandı. Bu konuda ayrıca gururluyum unutamadığım anılarım arasından birisidir.

Kutlarım seni en güzel anı bu çok çok teşekkür ediyoruz seni çok yorduk.

Sağ olun ne demek.