Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

 

 

 

 

 

AYŞE  FÜSUN  GÖNÜL

Atılım Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Yüksek Lisans Öğrencisi

 

K Ü R E S E L L E Ş M E  

VE  

G O K A P   C O Ğ R A F Y A S I N D A  G E R İ L E Y E N

K A D I N    H A K L A R I

 

 

1982 yılında  T.E.D. Ankara Koleji’nden, 1987 yılında  ODTÜ  İİBF- Ekonomi bölümünden mezun oldu. Bankacılık ve Sivil Toplum Kuruluşları’nda  profesyonel  yöneticilik yaptıktan sonra  çalışma hayatını sona erdirip, sivil toplum gönüllüsü olarak görev yapmaya başladı.

Çalışmaları: Sivil  Toplum  Kuruluşlarında  deneyimi; Ankara Kültür Konseyi’nin Kuruculuğu,  KA-DER Ankara Şubesi Eğitmenliği,  Ağrı ilinde ‘Kadın Sağlığı Projesi‘ Koordinatörlüğü,  CEDAW Yürütme  Kurulu’nda,  Birleşmiş  Milletlere  ‘Türkiye’deki  Kadının Durumu’ başlıklı Gölge  Raporun  Hazırlanması,  O.D.T.Ü Mezunları Derneği  Yönetim Kurulu Üyeliği olarak özetlenebilir.       

2002 tarihinde İsveç- Stockholm’de , Moderate Partinin Organizasyonu ile  ‘AB  & Turkiye’  konulu Konferans’a  ‘Kıbrıs’ konusu ile, Norveç- Oslo’da, Westminster  Vakfının Organizasyonu  ile  ‘Dünya Kadın Konferansı’na’,  ‘Barış’  konusu ile konuşmacı olarak katıldı.

Halen bir siyasi partinin yerel yönetimler bölümünde muhtarlar üzerine bir araştırma yürütüyor ve  Atılım Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programına  devam ediyor.

 

S U M M A R Y

GLOBALIZATION  AND  THE  LOSS  OF  WOMEN  RIGHTS  IN THE  GEOGRAPHY  OF  BROADENED MIDDLE  EAST  AND  NORTH  AFRICA  PROJECT                                        

Western countries interfere the  human rights  problems  of  countries  which are  located  on  the  energy  resources   called  Broader Middle  East  and  North  African  Project  region (BMENA ).  The interference  principles  for  human rights  and  democracy  in  Middle East &  North African  ( BMENA ) region has  recorded   with  Alexandria  Statement ( Arabian  Reform  Subject )  and  G8 Sea Island Plan of Support for Reform documents  in 2004. US  interfered  to  Iraq in  2003  and  3.000.000 people  died  till  withdrawal  of  America  from this country  in  2011.  The  number  of  widows  is  estimated  as  1.000.000. The  number  of  orphans  is approximately  4.000.000.-  in  Iraq.  The  parties  and  groups  under the  hegemony  of  Shi’i  region  recommend  men  to marry  two  women in order  to support  these  widows  economically. There is  ‘mutaa marriage  in Shi’i culture ( men and women can marry for a period  that they  determine ) However  the civil code  providing equal  rights  for men and women in  heritage  and  divorcement  which was  accepted in 1953  is  ignored  today. The women lost  their  civil  rights.  Shi’is  give  fetwa  for  women to cover  their  heads, not to walk alone and not to drive  car.  During  the  interference  years  of  US, many  women  are  abducted  for  prostitution  to other  countries.  Today  the  women who  are working  in night clubs  and  similar  places of  Middle East  countires   are  from  Iraq.  In  Afghanistan  twenty  percent  of  girls  can  go  to  school. In  Egypt, Tunisian, Libya  and  other  countries  where there is the possibility  of  Muslum Brothers  to  come  into  power, the rights  of  women  are  becoming  worser  and  will be   worser . In these  countries  the  women  are  forced  to  wear  carsaf  and  turban  physycologically,  Hamas  forbids  women  to go to  beaches, and  there  is  the  possibility  of abolishment  of  mixed  education. The  danger  of  the  placement of discrimination  between men and women in all areas  of life  is  possible. The most  acceptable  action  is  that  countries  must  fight  for  democracy by themselves. The  best  expression  for  globalization is ‘ TO EAT  A  BREAKFAST  OR  TO BE  A BREAKFAST’.  Unfortunately  the women of  BMENA geography  became  the  breakfast  of  global  interferences  under  the  name of  democracy.

 

G İ R İ Ş

Küreselleşme insan haklarına  saygıyı devletlerin iç sorunu  olmaktan çıkarmış ve  küresel toplumun ilgi  alanına sokmuştur. İnsan haklarına saygı ve demokrasi küresel  ahlakın baş standardı haline gelmiştir. Bu  çerçevede  küresel toplumun, Birleşmiş Milletler aracılığı  ile,  ulus-devletlerin iç  işlerine özellikle insani   amaçlarla müdahale edebileceği fikri  kabul  görmektedir.

Batı  dünyasının , insan hakları  sorunlarına  müdahale  ettiği  devletler  arasında ,  enerji  kaynaklarının  iştah  kabarttığı  Orta Doğu ve Kuzey  Afrika  coğrafyası  ülkeleri  dikkat  çekmektedir.   Bu  coğrafyada  insan  hakları  ve demokrasi  için  müdahale  ve  GOKAP  (Genişletilmiş  Orta Doğu ve  Kuzey  Afrika  Projesi ) sürecinin,   2004  Mart’ında  yayınlanan  İskenderiye  Deklarasyonu – Alexandria  Statement ( Arap Reform Konusu : Vizyon ve Uygulama – Nihai Karar  belgesi) ve  2004  Haziran’ında  yayınlanan  Sea  Island      ( G8 Reform Destek Planı)  belgeleri   ile  başladığını ve  kayıtlara  geçtiğini görüyoruz.  

Demokrasi  adına  ülkelerin  iç işlerine  müdahale  etmenin  insan  hakları için doğru eylem olduğu  öne  sürülse  de,  sonuçlar  tartışmaya  açıktır. Bu  makalede, demokrasi  getirmek  için  müdahale  edilen  ülkelerin  geldikleri  durum  ve  özellikle kadınlarının  kaybettiği  haklar  ve  mağduriyetleri  incelenecektir.

D E M O K R A S İ Y İ  D E R İ N L E Ş T İ R M E K :

İskenderiye  Deklarasyonu’nu  okuduğumuzda  Arap  dünyasının  siyasi, iktisadi, sosyal  ve  kültürel  konuları  içeren  acil  reform  ihtiyacı  içinde  olduklarını  beyan  ettikleri  sonucu  çıkarılmaktadır.   Bu  reformların  içinde  özgürlükleri  serbest  bırakma  başlığı  altında, İnsan  Hakları  Evrensel  Beyannamesi, Uluslararası  Medeni  ve  Siyasi  Haklar  Anlaşması, Uluslararası  İktisadi, Sosyal  ve  Kültürel  Haklar  Anlaşması, Kadın  Haklarına  karşı  bütün  ayrımcılık  çeşitlerini  fesheden  uluslararası  tüm kadın hakları  anlaşmaları, Uluslararası  Çocuk  Hakları  Anlaşması  ve  benzeri uluslararası  anlaşmaları  imzalamamış  olan  Arap ülkelerinin  anılan  anlaşmaları  imzalaması  gerektiği  belirtilmektedir.   İskenderiye  Deklarasyonu’nda  Kadınlara  Yönelik  öneriler  içinde  :

İşsizlik  sorunun  çözümü  için, kadınlar  için  özel  önlem sağlamak  suretiyle, mikro  ve  küçük  işletmelere  finansman  programları  geliştirmek,

Kadınların  ulusal  iş  gücüne  katılımını  teşvik  etmek  ve  onların  tecrübe  ve  niteliklerinden  yararlanmak,

Cehaleti ( özellikle  kadınlar  arasındaki ) önümüzdeki  on  yıl  içinde  yok  etmek, örnekleri   dikkat  çekmektedir.

 

İskenderiye  Deklarasyonu’nu da  referans  olarak  alan  Sea  Island  belgesi incelendiğinde, G-8  ülkeleri  GOKAP  coğrafyasındaki  ülkelere  taahhütlerde  bulunmaktadırlar:  Bu  taahhütlerden  bazıları :

Yerel  toplulukların  okul  ve  eğitim  merkezlerine  ulaşabilmelerine  yardımcı  olmak  suretiyle, kız  çocukları  ve  kadınlar  için  eğitim  fırsatlarını  iyileştirip  yaygınlaştırmak ,

Genç  ve  özellikle  kadın  girişimcilerin  iş  olanaklarını  geliştirmelerine yardım  etmek  için  iş, girişimcilik ve  mesleki  eğitim  programlarını  desteklemek,

Bölgede siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel  ve  eğitim  alanlarında  kadının  katılımını  artırma  ve  kadının  haklarını  ve  toplum  içindeki konumlarını  güçlendirme  çabalarına  destek  sağlamak. Bunun  için  seçimlere  katılacak  veya  sivil  toplum  örgütleri  kurup  idare  edecek  kadınlara  eğitim  desteği  sağlamak  ve  G-8  ülkelerinde  ve  bölgede  lider  konumundaki  kadınlarla  bir  araya  getirmek.

•       Temsili  G-8  aktiviteleri olarak:

i-                İtalya’nın  Afganistan  ve  Yemen’de  seçim  süreçlerine  teknik  yardım  ve  destek  sunması,

ii-                  Kanada’nın  kadın  ve  genç  kızların  istihdama  tam  katılımı  ve  temel  eğitimi  konularında  çalışan  Mısır’lı  örgütleri  desteklemesi,

iii-               Fransa’nın  kadınların  topluma  katılımını  sağlama  ve  hakları  konusunda  bilinçlendirme  çabalarını  güçlendirmek  için  Fas, Cezayir, Tunus, Ürdün, Filistin  bölgesi ve  Lübnan’daki  kadın  haklarının gelişimini BM Kadın  Geliştirme  Fonu  ( UNIFEM ) ile  işbirliği  içinde  desteklemesi,

iv-              Almanya’nın  Ürdün, Fas  ve  Yemen’de  kadının  mesleki  fırsatlara  erişimini ve kamu  hayatına  katılımını  arttırarak  cinsiyet  eşitliği  çabalarını desteklemesi,

v-               Japonya’nın  Ürdün, Mısır ve  Filistin  bölgelerinde kadına  toplumdaki  lider  rollerini  güçlendirmeleri   için  destek  sağlaması,

vi-                Birleşik  Devletler’in, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve  Körfez  Bölgesinde  siyasal  beceri  eğitimi  veren  ve seçim  politikasına  girmek  isteyen  kadınlara  yardım  eden  bölgesel  kadın  seferberlik  okullarına  fon  sağlaması,   

vii-              Avrupa  Birliği’nin,  Arap  Kadın  Örgütü  ve  Ürdün  Kadın  Sendikasını  desteklemesi,

viii-            Kanada’nın  Filistin  Bölgesinde, Filistinli  kadınlara  ekonomik  durumlarını  iyileştirmeleri  için  mesleki  ve  geniş  çaplı  teknik eğitim  olanakları  sağlayan  gelişim  merkezlerine  destek  vermesi,

ix-               Birleşik  Devletler’in, genç girişimcileri cesaretlendiren  öğrenci meclislerine destek  sağlaması , Arap  kadınlarına  yönelik  mesleki  stajyerlik  programını  yürütmesi  ve  üst ve  orta  düzey  yöneticilere  Bahreyn, Mısır, Umman, Lübnan, Birleşik  Arap  Emirlikleri, Katar, Suudi  Arabistan, Kuveyt  ve  Fas’da  seminerler  düzenlemesi,

örnek  verilebilir.   

İskenderiye  Deklarasyonu’nda  Arap  dünyasının   reform  konularının  gerekliliğini  hevesle  dile  getirdikleri  ve  Batının G-8  zirvesinde  Sea Island  Reform  Destek  Planı’nda  Levant  için kulağa  hoş gelen  demokrasi  önerileri  geliştirdikleri  ve  demokratikleşmeleri  için  müdahale  ettikleri  ülkelerin  günümüzde  geldikleri  durum  ise  tarihi  bir  ironi  oluşturmaktadır.

 

GOKAP  (GENİŞLETİLMİŞ  ORTADOĞU VE  KUZEY  AFRİKA  PROJESİ)  COĞRAFYASINDA İNSAN  HAKLARI  DURUMU VE KADINLARIN  DEMOKRATİK KAYIPLARI :

Amerika’nın  Irak’a müdahale  ettiği 2003  yılından , ülkeden  çekildiği 18 Aralık 2011 tarihine  kadar  üç milyon  Irak’lı   ölmüştür.  Irak'ta dul kadın sayısı 1 milyon olarak tahmin edilmektedir. Bunlar çok zor koşullarda yaşamaktadır. Devlet  yetersiz  bir mali yardım yapmaktadır. Irak'ta  4 milyon civarında yetim çocuk bulunmaktadır. Şiilerin egemenliğindeki  bölgelerde , parti ve gruplar erkeklere birden fazla kadın ile evlenmelerini tavsiye etmektedir. Böylece dul  kadınların  maddi anlamda yaşamalarına destek sağlanmaya  çalışılmaktadır. Şiilikte  'mutaa' evliliği vardır  ( erkek ve kadın belirledikleri bir  süre  için  evlenebilmektedir). Irak’ta  1958’de  kabul  edilmiş  olan; boşanma  ve  miras  konularında  kadın  ve  erkeğe  eşit  haklar  sağlayan  medeni kanuni  din  adamlarının  çabasıyla  hasıraltı  edilmiş  duruma  gelmiştir. Şiiler, kadınların  örtünmeden  ve yalnız başına  dışarı  çıkmamaları , araba kullanmamaları  için  fetvalar  yayınlamaktadır. Irak koşullarında yaşama şansı bulamayan genç kızlar ve dul kadınlar ise Suriye ve oradan da diğer Arap ülkelerine ya da AB ülkelerine kaçıp çok zor koşullarda yaşamaya çalışmaktadırlar. Savaş  mağduru  Irak’lı  kadınların  hayata  tutunabilmeleri  için  yetkililerin  veya  kendilerinin buldukları  çareler  ise  insan onuruna  aykırıdır.  

ABD  müdahalesi  süresince  güvenlik  konusunda  yaşanan  boşluk ve mültecileşme yüzünden binlerce genç kadın fuhuş amaçlı olarak ülke içindeki başka bölgelere ya da komşu ülkelere kaçırılmıştır. Bugün  Ortadoğu ülkelerinin  pavyonlarında  ve gece  kulüplerinde  çalışan kadınların çoğunluğu  Irak’lı  kadınlardır.Irak Kadın Özgürlük Örgütü’nün tahminlerine göre  2003  ile 2011 yılları arasında ülkede 4 bin genç kadın bu şekilde kaybolmuştur.  Kendilerinden hiçbir haber alınamayan bu kadınların yaklaşık  5’te 1’inin kayboldukları  zaman 18 yaşının altında  oldukları  belirtilmektedir. Aileler ve aşiretler de bu şekilde kaçırılan kadınları tam tarifiyle toplumsal hafızalarından silmektedirler. Öyle ki ülkede kadın örgütlerinin yaptığı araştırma sonucunda ortaya çıkarılan 4 bin kayıp genç kadın konusunda resmi makamlarla ulaşan şikayet sayısı 100’ü  dahi  bulmamaktadır.  Söz konusu kadınlar  birer hayalet gibi yaşamaktadırlar.  

Irak  Eski  İnsan  Hakları  Bakan  Yardımcısı  Aida  Ussayaran, 8 Ekim 2006  tarihinde  Observer  gazetesine  verdiği  demeçte, tecavüzlerden  milisleri  sorumlu  tutmakta  ve  ‘ Milisler  arasında  polis  teşkilatından  olanlar da  var, aileler eli yüzü düzgün  olan  kızlarını  okula  bile  göndermek  istemiyorlar  ya da peçesiz  göndermiyorlar. Irak’lı  kadınlar  için  bundan  daha  kötü  bir  dönem  hatırlamıyorum’  demektedir.

Suriye’deki  sığınmacılarla  ilgili  olarak  29  Mayıs  2007  tarihli  New York Times  gazetesinde  çıkan  bir  haber, işgal ve  savaşın özellikle  kadınları  nasıl  perişan ettiğini  gözler  önüne  sermektedir.  Yazıda  Umm Hiba ( Hiba’nın  annesi  ) olarak  geçen  kadın, yaşlı  babası  ve  genç  kızıyla birlikte  geçen  baharda Suriye’ye  kaçtıklarını  ve  bir çok Irak’lı sığınmacı  gibi iş bulamadıklarını, şeker  hastası  babası  için ilaç  almaları  gerektiğinden  başkent  Şam’daki  gece  kulüplerinden birinde  Hiba’yı  dansöz  olarak  çalıştırmak  zorunda  kaldıklarını   anlatmakta  ve  yaşadıkları  dramı  şöyle  ifade  etmektedir : ‘ SAVAŞTA  HER ŞEYİMİZİ  KAYBETTİK, NAMUSUMUZU  DA’

ABD  Afganistan’a  girdiğinde , o zamanki Başkan George W. Bush’un eşi Laura şu  açıklamayı  yapmıştır. : “Afgan  kadınları  artık  kurtulmuştur!” Yeni Afgan Anayasasında “kadın ile erkeğin yasa önünde eşit hakları ve sorumlulukları olduğu” yazmaktadır.Amerika’lılar  toplam 246 maddelik yeni Afgan  Anayasasında cins eşitliğinin  sağladığını öne  sürmüşlerdir. Gerçekte, yeni Anayasanın anahtarı  şundadır: Bir  Anayasa maddesi hiçbir  yasanın Şeriata aykırı olamayacağını söylemektedir. Afganistan Yüce Mahkemesinin Pakistan medreselerinde yetişmiş bir molla olan başkanı da bu maddeyi desteklemekte ve : “Erkeğin çalışma hakkı var, kadının da kocasına boyun eğme hakkı!” demektedir. Yeni aile yasasına kadın milletvekillerinden birkaçı müdahale etmişler ve  kızlar için evlenme yaşını 9’dan 16’ya çıkarabilip ve bunu zafer saymışlardır.  

Afganistan'da kadının adı bile yoktur . Örtünmek  herkes için zorunludur. Okula giden kızların oranı % 20'yi geçmemektedir.  

Tunus, Mısır, Libya ve Müslüman Kardeşlerin ikitdara gelme ihtimalinin  olduğu  tüm ülkelerde kadınlara yönelik  davranışlar hep kötüleşiyor, kötüleşecektir. Bu ülkelerde  kadınların  türban ve çarşaf giyinmeleri psikolojik baskılarla zorunlu kılınmakta, Hamas  kadınların  plajlara gitmesine izin vermemekte , karma eğitimin ortadan kaldırılma ihtimali  belirmektedir. Yaşamın tüm alanlarına  kadın-erkek  ayrımının yerleşmesi  tehlikesine  dikkat  çekmek  gereklidir. Demokrasi  adına  müdahale  edilmek  istenen  başka  ülkelerin  kadınlarının da  benzer  hak  kayıplarına  uğrama  ihtimalleri  göz  ardı  edilmemelidir.

S O N U Ç

Küreselleşen  dünyada  bir  ülkenin  veya  uluslararası  bir  kurumun  demokrasi  adına  başka  bir  ülkeye yol  göstermesi, yaptırım  uygulaması  müdahale  edilen  ülkede  insan  hakları  geriye  gitmiyor  ise  kabul edilebilir  bir  tutumdur . Irak  ve  Afgan  kadınları  için  verilen  örnekler , egemen  ülkelerin  demokrasi  getireceğiz  diye  girdikleri  ülkelerde  yol  açtıkları insanlık  dramları  açısından  tarihi  bir  ironi  oluşturmaktadır. En  doğrusu  ülkelerin  dış  müdahale  olmaksızın, demokrasi  savaşlarını  kendi  kendilerine  vermeleridir. Küreselleşmenin  en  çarpıcı  tanımlarından  olan  ‘ kahvaltı  etmek  veya  kahvaltı  olmak’ cümlesine  göre , Doğunun  kadınları  küresel  menfaat  savaşlarında  ne yazık ki  iştah  açıcı  coğrafyanın   ‘kahvaltılık  malzemesi ’ olmuşlardır .

 

KAYNAKLAR :

  • İskenderiye  Deklarasyonu  (Bibliotheca  Alexandria); Arap  Dünyasında Reform  Konuları 12-14 Mart, 2004

  • Sea  Island  Belgesi, G 8 Reform  Destek  Planı, 09.06.2004

  • Gül  Atmaca- Muhabir- BOP ve  Kadınlar  Makalesi

  • Hüsnü  Mahalli, Söyleşi, ODTÜ MD  Dergisi, Sayı:213

  • Prof. Turkkaya  Ataöv, Türksolu  Dergisi,  Sayı: 264