Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu Yayın Kurulu :
Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözde Yıkarbaba

gyikarbaba@atilim.edu.tr

 

 

 

BİLGİ TEKNOLOJİLERİNİN OKUMAYA ETKİSİ ...?

 

“...RTÜK’ün açıklamasına göre, Türkiye, dünyada televizyon izleme rekorunu kırdı! Türkiye’de bir yetişkin günde 5 saatini, çocuklar ise 3 saatini televizyon karşısında geçiriyor... Araştırmayı ve okumayı bu tarz eğitimlerle eğlenceli ve akılda kalıcı hale getirebiliriz. Böylelikle İleri ki nesillere okuyan, araştıran, hayal gücü yüksek, kelime haznesi zengin, kendilerini daha iyi ifade eden, fikir ve düşünce gücüne sahip gençler yetiştirilmiş olur...”

Dünyada okuma alışkanlığı her geçen gün bir basamak üste çıkarken Türkiye için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Örneğin toplam nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100.000 tirajla basılırken bu sayı Türkiye’de sadece 2.000 – 3000 civarındadır. Diğer bir örnekte ise gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı ortalama 100 Amerikan dolarıyken Türkiye’de bu rakam 10 doların altındadır. Japonya ‘da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılmaktayken Türkiye’de sadece yılda 23 milyon kitap basılmaktadır. Bir Japon yılda 25, İsveçli 10, Fransız 7 kitap okuyor. Türkiye'de ise yılda 12 bin 89 kişiye 1 kitap düşüyor. ( http://istatistikler.net/ ). Bu istatistiklere baktığımızda ülkemizde kitap okuma alışkanlığının yeterli olmadığını görüyoruz. ( http://www.tuik.gov.tr )

Bakanlığa bağlı halk kütüphanelerinin 2011 yılı istatistik bilgilerine baktığımızda da kütüphane sayısı 1.118, Çocuk Kütüphanesi sayısı 45, kitap sayısı 15.621.478, kullanıcı sayısı 18.826.715 tir. (http://www.kygm.gov.tr/)

Yine Eğitim-Sen’in yaptığı bir araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 8’i hiç kitap okumazken, yüzde 39’u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor ve yüzde 28’i ayda bir kitap alıyor. Bu durum böyle iken nasıl kitap okuma oranının artmasını, öğrencilerin araştırmaya yönlendirilmesini bekleyebiliriz. Çoğu öğretmenin ezbere dayalı bir eğitim yolu izlediğinden, öğrencilere “neden-niçin soruları”  sorulmadığından ve “merak” unsuru uyandırmadığından dolayı araştırmadan uzaklaşıyorlar. Bu gibi unsurların eğitim sistemimizde olmaması öğrencileri öğrenmekten, kütüphane ve araştırma merkezlerinden yoksun bırakıyor. RTÜK’ün açıklamasına göre, Türkiye, dünyada televizyon izleme rekorunu kırdı! Türkiye’de bir yetişkin günde 5 saatini, çocuklar ise 3 saatini televizyon karşısında geçiriyor.( http://www.rtuk.org.tr )

Peki neden?

Okumayı en çok engelleyen televizyon ve internettir ama her araç kullanım açısından farklı yararlar sağlar. Önemli olan bunların ölçütünü bilmektir.

Çocukların kitap okuma ve araştırma alışkanlığı edinebilmesi için ailelerin ve öğretmenlerin onları yönlendirmesi çok önemlidir. Çocuklar okul öncesi dönemde renkli ve resimli kitaplara “neden” sorusuna cevap arayacak şekilde yönlendirilmelidir. Bir sorunun cevabını öğrenmek için çocuklar araştırmaya teşvik edilmelidir. Örneğin;

Arıların yarım kilo bal yapabilmek için iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda olduklarını,

Kuşlara şimşek çarpmaz. Çünkü elektrik onların tüyünden geçemez.

Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

Salyangozların 25.000 civarında dişleri olduğunu

Tarantulaların iki buçuk yıl hiçbir şey yemeden yaşayabildiklerini,

Biliyor muydunuz?

( http://www.bilinmeyenler.org/ )

 

Araştırmayı ve okumayı bu tarz eğitimlerle eğlenceli ve akılda kalıcı hale getirebiliriz. Böylelikle İleri ki nesillere okuyan, araştıran, hayal gücü yüksek, kelime haznesi zengin, kendilerini daha iyi ifade eden, fikir ve düşünce gücüne sahip gençler yetiştirilmiş olur.

1980 kuşağı ve sonrası atariyle, bilgisayar oyunlarıyla, televizyonla, internetle tanıştıktan sonra teknoloji tutkunu haline geldiler. Kimi zaman sıkılgan ve sabırsız oldular, televizyon ve bilgisayar dışında arkadaşlarıyla vakit geçirmek boş zaman aktiviteleri arasında yer aldı.

İnternet onlar için her şey oldu… Sosyal medyada araştırma yapmak, alışveriş yapmak, sohbet etmek onlar için yaşam tarzı haline dönüştü, alışkanlıkları oldu…

Bir de kütüphaneleri düşünelim…

Raflardaki kitapların kokusu, o tozlu sayfalara dokunmak, kimi zaman kitapların arasında bulunan ufak notlar ve tebessüm…  hiçbir şeyin yerini tutamaz. 

Bilgi çağında yaşıyoruz. Bilginin, araştırma yapmanın, kitap okumanın bize neler katabileceğini, neden kitap okumadığımızı, okuyamadığımızı istatistiklerle birlikte sizlerle paylaştım. Şimdi bu gerçekleri görüp neler yapmamız gerektiğini az çok anlamış olmamız gerek. Başarının en önemli kaynağı bilgidir. Bacon’ın da dediği gibi “Bilgi Güçtür” biz de bu gücü kaybetmemek için sürekli okumalı, araştırmalıyız bunu bir alışanlık haline getirmeliyiz.

"Madem ki alışkanlıklar hayatımızın hakimleridir, öyleyse iyi alışkanlıklar edinmeliyiz" Bacon