Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.


       
Eren Koldemir                 Gözde Yıkarbaba

 

 

 

GECESİ İLE GERDANLIK GÜNDÜZ İLE SEYRANLIK MARDİN

 

 

Gelenekleriyle Hafızlarda Yer Edinmiş Mardin…

 

 

*Mardin’in Venedik’ten sonra yapı dokusu bozulmamış 2. şehir konumundadır.

 

*1600 yıllık mabettir.

*Mardin halkı eski zamanlarda mangal ateşi etrafında “kürsü” denilen düzenekle ısınırlardı.

*Eski zamanlarda mutfak eşyalarının temizliği için kül kil ve toprak kullanırlardı.

*Bağımsızlıklarını savaşarak değil de kıvrak zekaları ile kazanmışlardır.

*İlk üniversite eğitimi Kasımiye Medresesinde gerçekleşmiştir.

 

                                                                                     

*Gümüş işçiliğinde Türkiye’nin merkezidir.Bu işçiliğe “Telkari” adı verilir.

 

*Yemek kültürlerine  Fransız mutfağı da etki etmiştir.

 

*Şeker ve Kurban Bayramlerını Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte kutlamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarihte  Mardin

 

 Mardin güzel ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesindedir.2009 yılı verilerine göre nüfusu 737.852'dir.

 Mardin’den ilk defa bahseden bilgin IV.yüzyılda Roma tarihçilerinden Antakyalı Ammianus Marcellinus’ tur. Mardin kelimesinin anlamı kale anlamına gelen Merdo’nun olduğu bilinmektedir.

 Evliya Çelebi 16. yüzyıldaki Mardin`i şu şekilde tanımlamıştır:
“Bir tarafta Saçlı Dağın Kürtleri vardır, bir tarafında Aşdı, diğer tarafında Şakağı aşireti Kürtleri ve sahralarda göçebe Türkmenler bulunur. Çöl yerlerinde Tay kabilesi Araplar konar, göçer… ‘’. 1
Evliya Çelebi’nin de söylediği gibi Mardin her tarafında farklı kültürleri barındıran; farklı milletleri içine alan bir şehir olmuş geçmişten günümüze kadar.

 

__________________________________________________________________________

1)Göyünç;Nejat ‘’XVI.Yüzyılda Mardin Sancağı’’.İstanbul : İstanbul Üniversitesi Yayınları ,İstanbul,1969, s.10-12

 

 

 

Dilimiz Ayrı  Dinimiz Ayrı  Soframız Aynı..

 

  Mardin, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yedi kültürün, dillerin  ve dinlerin birlikte kardeşçe yaşadığı örnek bir il olan Mardin'in zengin mutfağı da bu kültürlerden etkilenmiştir. Tadına doyum olmayan yemeklerinde genelde hayvani yağ ve etler tercih edilmektedir.

 

  Baharatın da hakim olduğu Mardin yemekleri, tüm yörede  çok güzel yapılmaktadır. Mardin mutfağının vazgeçilmez yemeklerinden olan kaburga dolması ve işkembe dolması da  (Kibe) Süryanilerin şehrimize kattığı lezzetlerdir.


  Mardin yöresinde bayramlarda ve mevlitlerde yapılıp dağıtılan ikliçe (çörek) Süryanilerin paskalya çöreği ile aynı olduğu görülmektedir.

Kaburga Dolması:

                                                                                              Malzemeler :


4 Kişilik, 1kg Kuzu veya oğlak kaburga, 150 gr badem içi, tuz, karabiber, yenibahar, 250 gr
kuzu kuşbaşı et, 1 su bardağı pirinç, maydanoz veya reyhan, salça veya yoğurt.

 


Yapılışı :
Kaburganın et ile kemik arası, kemik tarafı da delinmeyecek şekilde cep gibi açılır. Bademler
suda haşlanır ve kabukları soyulur. Yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Kuşbaşı et bademden sonra aynı yağ ile kavrulur. Bu arada pirinç yarım pişirilir. Kavrulan badem, et, baharatlar, maydanoz veya reyhan bir kapta karıştırılır. Kaburganın içi ve dışı tuz, karabiber ve yenibaharla ovulur. Hazırlanan iç malzemesi içine doldurulur, etrafı dikilir. Geniş bir tencerede sırt kısmı az kızartılır. Bir tencereye sırt kısmı yukarı gelecek şekilde yerleştirilir ve üzerine 3-4 su bardağı kaynar su eklenerek orta ateşte buhar ile pişirilir. Etin körpeliğine göre 3-6 saatte pişer. Ara sıra kontrol edilerek suyu azaldıkça kaynar su eklenir. Daha sonra pişen kaburganın üzerine yoğurt veya salça sürülerek önceden ısıtılmış fırında 10-15 dakika pişirilir.

Not: Ayrıca kaburga içinin hazırlandığı gibi iç pilav yapılarak yanında servis yapılır. 2

2)   http://www.yetkinkavak.com/kaburga.htm

 

Tarihin Kokusunun Sindiği Taş Evler

 

Yüzyıllardan bu yana kullanılmakta olan geleneksel Mardin taş evleri, sarı kalker ve kesme taştan yapılmıştır.

Mardin evlerine kale etkisi veren avlu duvarları, anıtsal nitelikteki çatı çeşitleri, dantel gibi işlenmiş kemerleri ve silmeleri en belirgin özelliklerindendir. Evlerin her biri diğer bir evi engellemeyecek ve Mezopotamya Ovasını görecek şekilde yapılmıştır.

 

 

 

Dinin  ve Bilimin Beşiği Kasımiye Medresesi

 

 

700 yıllık bir tarihe sahip mükemmel bir mimari yapısıyla, nakış nakış süslenmiş, her köşesi ilim ve irfan kokan Kasımiye Medresesi. Orada hem din hem de fen ilimleri icra edilmiştir. Medrese duvarlarında astronomi ve tıp bilimine ait simgeler mevcuttur. Artukoğulları zamanında yapımına başlanmış, Akkoyunlu hükümdarı Cihangirin oğlu Sultan Kasım tarafından tamamlanmıştır. Rivayetlere göre Kasım Paşa burada katledilmiştir. Kız kardeşi, Kasım Paşa öldüğünde kanlı gömleğini ağıtlar eşliğinde bu avlunun duvarlarına sürmüştür.Duvarlara su döküldüğünde duvarda ki kan izleri halen  belli olmakta ve  duvarlardaki kan izlerinin bunlara ait olduğu söylenmektedir.

Diğer bir rivayete göre medresenin avlusunda yer alan havuzdan akan su, tasavvufi bir betimlemeyi saklıyor. Suyun akışı ile doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve sonrası simgelenmiştir. Çeşmeden çıkan su doğumu, döküldüğü yer gençliği, ince uzun oluk olgunluğu ve suların bir havuzda toplanması ise ölümü temsil eder. Daha sonra bu su kanallarla toprağa aktarılır ve buda topraktan tekrar can bulur.

Kasımiye medresesi değişik bir mimari ile tasarlanmış olup gün doğduktan sonra güneş batana kadar cephe önemli olmaksızın tüm derslikler güneş ışığından faydalanabiliyor. Dersliklerin kapı yüksekliği bir metreden biraz fazladır. Bunun sebebi,  öğrenci hocasının huzuruna girerken başını eğsin, hürmette kusur etmesin diyedir.

 

Dini Merkez Deyrulzafaran Manastırı

 

 

Manastır, milattan önce güneş tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir

alan üzerine inşa edilmiştir. Romalılar bölgeden çekilince Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirtmiştir.

 

Bu manastır günümüzün en önemli Süryani Kiliselerinden biri olup, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Süryaniler tarafından dua etmek ve bereket almak için ziyaret edilir. Aynı zamanda bu manastır binlerce yerli ve yabancı turist tarafından da ziyaret edilmektedir

 

 

 

 

Yapmadan Dönmeyin…

 

Dar sokaklarını, Deyrulzaferan Manastırı ile Kasımiye Medresesini görmeden,

Badem şekerini, leblebiyi ve ceviz sucuğunu tatmadan,

Telkariden gümüş işleme almadan,

Kaburga dolması, Mardin kebabı yemeden,

Meyan kökü şerbeti, Süryani şarabı içmeden,

Gece Mezopotamya Ovasını izlemeden,

 

 

Dönmeyin…

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Özçoşar,İbrahim (2009).’’ Merkezleşme sürecinde bir taşra kenti Mardin’’ .Mardin:Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları.

 

Göyünç;Nejat(1969). ‘’XVI.Yüzyılda Mardin Sancağı’’.İstanbul : İstanbul Üniversitesi Yayınları.

 

www.deyrulzafaran.org/

 

www.mardin.gov.tr

 

www.tuik.gov.tr

 

http://www.yetkinkavak.com

 

   

Atılım Üniversitesi ©2008 - Bülten Tasarım Üstün Berk Sezgin