Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Bu bir gerçek hayat hikayesi... azmin, başarının öyküsü.  Genç bir anne Müşerref Küçük’ün hikayesi...

Müşerref Küçük,  İlkokulu bitirdikten sonra işe başlar, halı dokumacılığı yapar ve 15 yaşında evlenir, 18 yaşında ise iki çocuk sahibidir.  Okumak... O’nun en büyük idealidir.  Babaannesi O’nun okumasında önemli rol oynar, hayatını değiştirir. O bugün üniversitemiz “Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünün Yerel Yönetimler Programı”nda yüksek lisans yapmakta...

Hedefleri  Büyük... “kadınların karar alma mekanizmalarına katılımında önemli bir rolü vardır”  diyerek  Büyük Millet Meclisinde görev almak istiyor

Aşağıda bu gerçek yaşam öyküsünü   okuyacaksınız.


Söyleşi
Nilüfer Ünal
nunal@atilim.edu.tr

GERÇEK BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

MÜŞERREF KÜÇÜK

 

 

 

Siz annesiniz, iş kadınısınız, evlisiniz evde sorumluluklarınız var ve halen yüksek lisansınıza devam ediyorsunuz.  Sizi öncelikle okuyucularımıza tanıtmak isteriz.

  Teşekkür ederim. 1974 yılında Konya’nın Beyşehir İlçesinde doğdum. İlköğretimimi tamamladıktan sonra 11 yaşımda anneannemin halı dokuma atölyesine çalışmaya başladım. Yaklaşık 60 bayanın içerisinde halı dokumacılığı yapmaya başladım ve bu tam beş yıl sürdü. Tabii doğal olarak ilköğretimimi bitirdikten sonra eğitimime devam edemedim. 14 yaşımda eşimle tanıştım. Eşim o zaman liseyi okuyordu. 15 yaşında, sözlendik

ve 16 yaşında evlendim. Eşim Ankara’da Hacettepe Üniversitesinde okuyordu kızım eşim henüz okulu bitirmeden doğdu. Ankara’ya eşimin ataması oldu ve ardından 18 yaşımda iken oğlum dünyaya geldi. Sonuç olarak 18 yaşında  iki çocuğumu da kucağıma almıştım.

Evlisiniz, iki çocuğunuz var evde birçok sorumluluklarınız var peki öğrenim hayatınıza nasıl başladınız

Babaannem anaerkil bir yapıya sahipti, aile yapımızda öyle. Herkese sözü geçen bir kadındı. Ben gördüğüm birçok şeyi Babaannemden öğrendim. Evlendikten sonra bana daima “sen okumalısın.., sen okumalısın.. sen okuyacaksın.” şeklinde telkinde bulunurdu rahmetli, beni çok severdi. Benim de en büyük arzum okumaktı. Ayrıca evleneceğim kişinin de eğitimli birisinin olacağını düşünüyor aksini düşünmüyordum. Bu nedenle evlenmeden önce eşime bir şart koştum. “Sen beni seviyorsan istiyorsan öncelikle senin eğitimini tamamlaman gerekir. Ayrıca ben eğitimimi tamamlamak istiyorum benim böyle bir hayalim ve heyecanım var yoksa beni hiç düşünme ve oyalama”  dedim.

 

 

Evlilik günümüzdü imam nikahımız kıyılacak.  0da da imamı bekliyoruz, konuklar var. Eşim “diplomanı görmek istiyorum” dedi. Duvağım üzerimde sandıktan diplomamı çıkarttım… Diplomayı heyecanla eşime gösterdim. “Sen sakla bu sana lazım olacak dedi söz verdim seni okutacağım elimden geleni yapacağım” dedi eşim.

Zaten evlenince Ankara’ya geldik... Ankara benim en büyük şansım oldu. Hep Ankara’yla ilgili kafamdaki canlandırdığım hayallerim vardı. Televizyonda izlediğim Açık Öğretim Lisesi vardı bilirsiniz, yabancı dil eğitimi veren öğretmenler vardı orada. Hep hayranlıkla izlerdim o insanları hiçbir şey anlamazdım sonuçta İngilizceydi ama hayranlıkla izliyordum.

Sonra Ankara’da bir bayan öğretmenle tanışmam çok etkili oldu bu konuda. Matematik Öğretmeniydi karşı komşumuzdu. Beni gördü ve sürekli eşime “bak bu kız çok küçük evlenmiş bu kız okumalı Açık Öğretime mutlaka devam ettir” şeklinde önerilerde bulunuyordu. Hoca çok etkili oldu ve ben bir şekilde Açık Öğretime yazıldım sonra tekrar Konya Merkeze taşındık. Orada dışardan ortaokulu tamamladım. Sonrasında oradaki Edebiyat Öğretmeninin dikkatini çektim.

Komşumuzdu eşi de arkadaşım. Bizim kasabamızda öğretmenlik yapmış ve Konya’ya yeni taşınmış. Bu kız çok zeki ve eğitime çok istekli lütfen bunun eğitimini devam ettir diyor eşime. Yoksa çok üzüleceğim sizin kasabada bu konuya biraz duyarsız kalınmış diyor. Dağ Köylüsü olduğumuz için aileler biraz daha içe kapanık birazda Konya’nın vermiş olduğu kapalı toplum yapısı taşrada çok etkili oluyor. Bundan tabii sıyrılamıyor doğal olarak aileler. Hoca kasabamızda öğretmenlik yapan birisi olarak bu tespitlerde bulundu eşime. Eşim tamam dedi evet dedi okumalı. Ama dedi bu şekilde değil nasıl Açık Öğretim lisesinde okumalı dedi. Ben ilk kez duydum o zaman Açık Öğretim Lisesi kavramını. O yıllarda TRT’de bir program vardı. Güneydoğulu bir hanımı, üniversitede iki tane çocuğu okuyordu üniversitede şöyle bir şey söylemişti. Ben bütün okullarımı dışarıdan bitirdim demişti. Şaşkınlıkla onu dinledim, yani bütün her şeyi bıraktım ama her şeyi olmaz olmaz diyoruz ya demek olmaz diye bir şey yok dedim. Can kulağıyla dinlemeye başladım yine o da kadınlar günüyle ilgili bir etkinlikti TRT’de. Bu hanım anlatırken hayranlıkla dinledim.

Hepsini dışarıdan tamamlamıştı üniversiteyi şuan okuyorum dedi. Tamam çok sevindim. En kısa zamanda araştırma yapıp Açık Öğretim Lisesine gittim Ankara’da kaydımı yaptırdım. Eşim benim kaydımı yaptırabileceğimi bile düşünmüyordu. Hani kapalı bir yerden gelmişim sadece atölyeden eve evden atölyeye gitmişim. Sonrasında iki tane çocuğum olmuş yine eve kapanmıştım bir süre.

Önce beni ufak ufak kurslara göndermeye başladı. Aramızdaki yaş farkı öyle çok değil. Bunlar çok daha olgun insanın düşünebileceği şeylerdi. Birde onun aile yapısı da genelde kültürlü eğitim görmüş bir ailesi var. Açık Öğretim Lisesine kayıt olduktan sonra çok mutlu oldum. Kitaplarımı aldım ilk kitaplarımı elime aldığım zaman birkaç saman kağıdı baskılı kitaplardı. Hayranlıkla inceliyorum kitap ne kadar inceyse ben daha çok mutlu oluyorum kendime güvenim geliyordu. Onları okuyorum işte derslerim çok güzel gidiyor kredili sistemdi ve 2.5 yılda ben liseyi bitiriyorum. Bu arada ben liseyi okurken aynı zamanda pazarlamacılık yapıyorum. Liseyi bitirdiğim dönemde eşim devam etmek istiyor musun diye sordu. Evet dedim.  Artık üniversiteye de devam etmek istiyordum. Çünkü yetmiyordu o eksik tarafınızı tamamlamaya çalışıyorsunuz. Üniversite sınavına girdim ve Açık Öğretim fakültesi Turizm ve Otelcilik Bölümünü kazandım. Onu okurken de tabii ufkunuz değişiyor ufkunuz gelişiyor.

Çalışıyorsunuz bir yandan da.

Tabii ki eşime destek olsun diye hani işte tek maaş yük olmayayım çocuklarımız var bir yandan. Onların eğitimleri sürecek artık onlar başlayacak bundan sonra eğitime. Bu sırada pazarlamacılıkta yapıyorum bir yandan da okula gidiyorum. Üniversiteye devam ederken Sheraton Otel’de stajyerliğe başladım. Bu dönemde çocuklarımın ilköğretim çağlarıydı, okula gidiyorlardı, çok zorlandım tabii çok zor dönemlerdi. Fatih’te oturuyorum, 4 vasıta değiştirerek staja gidiyorum. Sabah 04:30-05:00 arası evden çıkıyordum. Üstelik ücret bile almıyorum. Ders çalışacak bile vaktim yoktu...gerçekten yoktu. Yolda giderken otobüste ders çalışıyordum. Oturmak ne mümkün herkes büyük siz küçüksünüz oturmanız mümkün mü? Mümkün değil. Bende hemen otobüsün merdivenine oturuyordum bir kısmı minderim oluyor ders kitaplarımı açıp çalışıyordum. 

Bir yanda annelik, bir yandan eş ve iş kadını görevleri.

Aynen. Böyle devam etti tabii çok hırpaladım kendimi o dönem. Eşim çok destek oldu. Üniversiteyi bitirince Hilton otelinde işe başladım. Eşim, işten gelince çocukların yemeğini ısıtıp onlara servis ediyordu. Çünkü ben birazda geç geliyordum sabahları ise 06:20 gibi evden çıkıyordum. Çalışırken Anadolu Üniversitesinin İşletme Fakültesine 4 yıllık üniversiteye... dikey geçiş yaptım.  

Hedefleriniz büyük

Turizm bölümünü bitirdim ama işletme fakültesine devam edeceğim bu sefer hedefimde Otel Müdürü olmak var, vasıfsız eleman olmak istemiyorum. Pazarlamacılık yaparken eğitimin aslında değerini de anladım çok daha iyi anladım. Sadece pazarlamacısınız ürün satmaya çalışıyorsunuz. Başka bir vasfınız yok, eğitiminiz düşük, şehirde sizin gibiler zaten çok. Çalışma hayatına girdikten sonra tabii ufkunuz daha da genişliyor. Stajyerlik dönemi de çok şey kattı bana gerçekten. Orada çalışanlar,  uluslararası otel olması daha paylaşımcı daha katılımcı olması farklı bakış açısı getirdi bana. Turizm birde böyle bir şey insanları değiştirebiliyor geliştirebiliyor böyle güzel etkisi oldu bende. Ben orada en alt kademede çalışıyordum. Temizlik görevlisiydim, üniversite bitmişti ikinci üniversiteyi okuyordum ve ben kat görevlisiydim. Bu hiç fark etmez benim için dedim ve ben devam edip otel yöneticisi olmak istiyordum artık.İş hayatı oradaki en alt kadrodaki hayattan sonra bu sefer hedefim otel müdürü olmaktı ve sonuçta Rama’da otelin kat hizmetleri müdürü olarak çalışmaya devam ettim. 

Otelde çalışıyorsunuz, ileriye dönük hedefleriniz var, eşiniz nasıl bakıyordu   

Eşim Hacettepe Üniversitesinden mezun Harita Bölümünden mezundur. İkimizin arasında biraz tatlı bir yarış,  rekabet vardı. Turizm bölümünü seçmemde eşimin etkisi vardır. O turizmde hiçbir zaman işsiz kalmazsın ülkenin her yerinde çalışabilirsin ve gelişiminde hızlı olur düşüncesindeydi. Bende turizmi çok istiyordum. Küçüklüğümden beri kasabamıza turistler gelirdi.  O insanların yabancı dil konuşmaları hoşuma giderdi farklı insanları görmek beni daha meraklandırırdı.

Şirketinizi nasıl kurdunuz

Üniversitenin ikisi de bitti. Turizm Otelcilik,  İşletme hepsi bitti tamam artık üniversite mezunuyum ben. İki üniversite mezunuyum ama hayatımda bir şey eksik. Ne olacak sanki daha çok zaman ayırmak istiyorum çocuklarıma. Daha fazla para kazanmak istiyorum. Ailemizdeki kızlara katkı sağlamak istiyorum. Kendimi geliştirmek istiyorum onları buraya çekmek istiyorum. Eğitimlere katılıyorum bu arada. Hayatımın hiçbir dönemi boş geçmedi. İngilizce kursları dikiş kursları kişisel gelişim kursları neredeyse görmediğim kurs kalmadı. Çok fazla kursa kendimi adadım diyebilirim. Bundan sonrada kendi şirketimi kurmaya karar verdim ve temizlik şirketimi kurdum. İşime devam ederken çocuklarımı da büyütüyorum daha güzel para kazanıyorum, sosyal faaliyetlerim var katılıyorum. Tabii bunların hepsi beni çok mutlu ediyor. Yine eksikliklerini duyuyorsunuz. Sonra, senin istediğin bunlar mı diye düşündüm başka şeyler yapmak istiyorum. Okuyoruz ve görüyoruz özellikle de iş hayatında kadınların yerini görüyoruz. Özel işlerde de erkekler sizden önde olabiliyor, alt kademelerde kadınlar çalıştırıyor. Ama şirket sahibi olduğunuzda bu sefer işin bambaşka boyutunu görüyorsunuz. Kadınlara daha çok destek oluyordum ve onların ne yapmaları konusunda özellikle de eğitimlerini devam ettirmeleri gerektiği konusunda sürekli onlara telkinlerde bulunuyordum. O zorlukları çektiğim için ve o eksiği zor kapattığım için onların bu kadar zorlanmasını istemiyordum.

Onlar Ankara’da oldukları için çok şanslıydı. Ben küçük bir yerde doğup büyüdüğüm için  şartlarım zordu ve sonrasında da bu beni epeyce zorladı. Kadınlara her zaman çok öncelik tanıdım.

Yüksek lisans yapmaya nasıl karar verdiniz

Büyük bir kaza geçirmiştim şirketimi kapattım. Bir şeyler yapmak zorundayım bu noktaya kadar da geldim tamamlamalıyım dedim ve Yüksek lisans yapmaya karar verdim. Onu da kadının siyasette yer alması noktasında gözlemledim açıkçası Türkiye’deki kadının siyasetteki yeri, iş hayatındaki yeri, kadına yönelik şiddet işte bu eşitsizlikler, kadın hakları vb. gerçekler beni yönlendirmiş oldu. Bunların hepsini zaten birbirinden ayırmak mümkün değil. Bütün bunlara bakıyorsunuz ve bu kadar uğraş vermişsiniz sizin de bir şeyler yapmanız gerekiyor. Siyaset bilimi alanında yapmaya karar verdim. Sonrasında bizim üniversiteyi çok araştırdım Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünün Yerel Yönetimler Programı Yerel Yönetimleri çok istiyordum çünkü demokrasinin asıl geçiş noktası eşiği yerel yönetimlerden geçer.

Neden Siyaset Bilimi

Yerel Yönetimler demokrasinin gelişmesinde, ayrıca kadınların karar alma mekanizmalarına katılımında önemli bir rolü vardır. Amacım daima kendimi biraz daha nasıl geliştirebilirim oldu. Kadının siyasette de yeri olmalı dedim ve eğitimime başladım. Artık siyasette yer almak istiyorum. Hedefim Büyük Millet Meclisi.

 

 

 

Anne olarak neler hissediyorsunuz

Çalışma hayatına başladıktan sonra çocuklarımla ilişkilerimiz zorlaşmaya başladı. Şu anki bütün çalışan kadınlar bilir sizde bilirsiniz sizde annesiniz. Bir kadının işiyle evini ve çocuklarını dengeleyebilmesi gerçekten çok zor. Vicdanen de ikilemde kalabiliyorsunuz. Çocuklarımı ihmal mi ediyorum diye. O annelik yapma duygusu. Evet bu noktada ben hiçbir erkeğin böyle vicdan muhakemesi yaptığına inanmıyorum. Bunu bütün çalışan anneler bilir. Bu ikilemde çok kaldım açıkçası en çok üzüldüğüm şeylerden bir tanesi de budur. Çocuklarımla tabii ki onlarla birazda olgunlaşmış oldum bir çalışan anne olarak. Ev kadını ama çalışan anne

Onlar da olgunlaşıyor.

Tabii tabii olgunlaştılar. Kızıma bunun artısı da oldu. Hayatını yürütebiliyor. Öyle bir artısı oldu.  Oğlumda oldukça olgun bir yapıya sahiptir.

Sanıyorum ikisi de üniversitede okuyorlar.

Evet ikisi de üniversiteye gidiyorlar. Oğlum Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesinde okuyor. Kızım Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (PDR) Psikoloji ve Rehberlik bölümünde okuyor.

Son olarak unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşırmısınız

Ben her zaman babaannemden bahsederken sevgi dolu bahsederim. Benim hayatımın her noktasında onun izleri vardır. O, çok sevgi dolu anaç ve koruyucu bir kadındı. Yeni doğduğum zaman ellerim sakat doğmuşum. Ailemizde de böyle birisi geçmişte zor şartlarda yaşamış ve ölmüş. Babaannem bu duruma çok üzülür. Cesur bir kadın olduğu için hemen duruma el koymuş. Yani şimdilerde kırık-çıkık işlerine bakanlar gibi işlem yapmış.  Ayrıca benim eğitim hayatımda onun önemli bir payı vardır. Bir gün babaannem dedeme ben çok rahatsızım öleceğim, mutlaka torunumu görmeliyim diyor. Ardından beni ziyarete geliyor. Bana nasihati olarak kızım “sen okumalısın” dedi. Sonuç olarak şu anda yaşadığım hayatın konforunu ve inandığım tüm değerleri ona borçluyum. Diğer bir anım ise, çocuklarımın bana benim babaanneme duyduğum sevgiyi ve güveni duyması. Oğlum bir gün  “anne ben ileride evlenip çocuklarım olduğu zaman senden başka kimseye çocuklarımı baktırmayacağım” dedi. Neden? diye sordum. “Sen aynı babaannen gibisin çünkü sen çocukları çok seversin benim çocuklarıma da sevgiyle bakarsın”.  Dedi.

Çocuğunuz çocuklarının bakımını size emanet ediyorsa, demek ki çok iyi bir anne olmuşsunuz ve takdir ediliyorsunuz vicdanınız rahat olsun.

Hiç böyle bakmamıştım. Teşekkür ederim.

Biz size teşekkür ederiz, dergimize verdiğiniz katkı için.