Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

 

YILBAŞI

Deniz KAVUKÇUOĞLU
CUMHURİYET(01.01.2012)

(Sayın Deniz Kavukçuoğlu'na dergimizde
yayınlama izni verdiği için teşekkür ederiz.)

Eğer bizler bugün değil de, sözgelimi, M.Ö. 35 yılında yaşıyor olsaydık, yılbaşını 1 Mart günü kutluyor olacaktık. Bu da aslında pek doğru değil ya, çünkü o zamanlar bizler Orta Asya’da yaşıyorduk, kendimize ait “12 Hayvanlı” olarak anılan bir takvimimiz vardı. Yılbaşı ise 21 Mart’a denk düşen gündü.

Türk kavimleri en eski zamanlardan beri bu takvim sistemini kullanıyorlardı. 1 yıl 12 ay, 1 ay 4 hafta, 4 hafta da 30 gündü. Bu on ikili sistemde her hayvan bir yıla ad vermekteydi. Devre tamamlandıktan sonra, yeniden on ikili devre başlamaktaydı. Yıllara adlarını veren hayvanlar şunlardı: 1- Sıçan, 2- Öküz, 3- Pars, 4- Tavşan, 5- Ejder, 6- Yılan, 7- At, 8- Koyun, 9- Maymun, 10- Tavuk, 11- Köpek, 12- Domuz. Görüldüğü gibi 12 yıllık devre sıçanla başlıyor, domuzla sona eriyordu.

Bu takvim sistemine göre 2011 yılı Tavşan Yılı’ydı; 2012 ise Ejder Yılı olacak. Eski Türklere göre Tavşan Yılı’nda her çeşit nimetin bollaşacağı, yazların ve kışların ılıman geçeceği, halk arasında sükûnet ve rahatlığın egemen olacağı öngörülürdü. Ejder Yılı’nda ise halk arasında husumet, fitne, çatışma ve savaşların ortaya çıkacağına, yaz günleri yıldırım ve gök gürültülü yağmurlar, kışın ise tipi ve karın çok olacağına, ağaçları soğuk çarpacağına inanılırdı. Bu kez Tavşan Yılı’na ilişkin öngörüler doğru çıkmadı, dileriz Ejder Yılı’nda da doğru çıkmaz; yoksa işimiz zor!

* * *

İslamiyet ile birlikte Hicri Takvim’e geçildi. Hicri Takvim, Hz. Muhammed‘in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemiydi. Hicri Takvim, Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılıyordu: Hz. Muhammed, safer ayının 27′nci günü Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 8 Rebiyülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba Köyü’ne gelmiş ve 12 Rebiyülevvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmiştir. Hz. Muhammed’in Kuba’ya geliş tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan takvim sistemine Hicri Şemsi Takvim denilmektedir.

Hz. Ömer zamanında, Hicret’in 17′nci yılında alınan bir kararla Hicret’in olduğu sene Hicri Takvim’in 1′inci yılı ve o yılın muharrem ayı da Hicri Kameri Takvim’in yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvim’in başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Biz bunu Hicri Kameri Takvim değil, Hicri Takvim olarak bilmekteyiz.

* * *

M.Ö. 7’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nda Numa Pompilius zamanında ayın dünyanın etrafında dolanımını esas alan ve yeni ayın doğuşu ile beraber başlayan 12 aylık ve 354 günlük ay takvimine geçildi. Bu takvim sistemi ile mevsimler arasındaki uyumsuzluğu gidermek için iki yılda bir 22 Şubat ile 23 Şubat’ın arasına, 22 (artık yıllarda 23) günlük Mercedonius adıyla 13’üncü yeni bir ay eklenmişti. Bir yıl ortalama 365, artık yıllarda ise 366 gün oluyordu. Mevsimler arasında uyum sağlamak için de 33 ve 34 günlük iki ay, kasım ve aralık aylarının arasına eklenmişti. “Karışık yıl” denen M.Ö. 46 yılından sonra ilkbaharın başlangıcı 25 Mart olarak belirlendi ve yılın başlangıcı da 1 Mart’tan 1 Ocak gününe alındı.

Roma İmparatoru Julius Sezar, İskenderiyeli astronom Sosigenes‘in tavsiyelerine uyarak M.Ö. 45 yılında, bugünkü, dünyanın güneş etrafında dolanımını esas alan 365,25 günlük “Jülyen” olarak anılan takvim sistemini uygun gördü. Ne var ki bir yıl 365,2422 gün olduğu halde, Jülyen Takvimi’nde bir yıl 365,25 gün olarak 400 yılda 3 gün geri kaldığından ötürü mevsimler arasında meydana gelen uyumsuzluğu gidermek amacıyla M.S. 1582 yılında Papa XIII. Gregoris, Jülyen Takvimi’nde reform yapılmasını emretti. Yapılan reformlar sonucunda günümüzde kullanılan “Gregoryen Takvimi” ortaya çıktı ve 1 Ocak yılbaşı olarak belirlendi.

Bu takvim 26 Aralık 1926 tarihinden itibaren Türkiye’de de kullanılmaya başlandı.

* * *

Diyeceğim o ki, bugün kutladığımız yılbaşına gelmemiz hiç kolay olmadı; bu günle başlayan 365 günün değerini bilelim. İyi şeyler düşünelim, iyi şeyler yapalım.

Tüm okurlarımın yeni yılını en içten duygularla kutluyorum, herkese mutlu, sağlıklı, başarılı, barış dolu, güzel günler diliyorum.