Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Prof. Dr. Gülhan ÖZBAYOĞLU, Mühendislik Fakültesi Dekanı

2008 de Madencilikte ilkler adlı Ödül Gecesinde Türkiye’ nin Maden Mühendisliği alanında İlk Bayan Doktora Unvanını alan Sayın Prof. Dr. Gülhan Özbayoğlu, sadece bu ünvan ile kalmayıp kariyerinde bir çok ilkleri de başarmış birisidir. Erkek egemen bir alanda bir kadın olarak yaptıkları takdire şayan olan Özbayoğlu 2003 yılından beri Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (Boren)'nde etkin görevler alarak misyonuna devam etmektedir. Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi Dekanlığına atanan Prof. Dr. Gülhan Özbayoğlu ile meslek hayatı ve Dekanlığı süresinde yapmak istediği projeler hakkında çok keyifle okunacak ve bir çok dersler çıkartılacak bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

 

“...Devlet üniversiteleri gibi vakıf üniversiteleri de yüksek düzeyde eğitim-öğretim, araştırma, yayın, danışmanlık yapmak, teknoloji üretmek, bilgisini toplum yararına dönüştüren kaliteli insan yetiştirmek üzere kurulmuş yükseköğretim kurumlarıdır.....

...Üniversiteler hedeflerini belirleyerek eğitim-öğretim veya araştırma üniversitesi olma yolunda alt yapılarını ve akademik  kadrolarını planlamalı ve geliştirmelidir.....”

Sayın Hocam, Üniversitemize hoş geldiniz.

Öğrencisi ve öğretim kadrosuyla kalabalık bir Fakültenin dekanısınız. Önce bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ankara’da doğdum. Bütün tahsil hayatım Ankara’da geçti. O.D.T.Ü. Maden Mühendisliği Bölümü’nün ilk mezunlarından birisiyim. Mezuniyet sonrası 4 yıl endüstride çalıştıktan sonra O.D.T.Ü.’de  göreve  başladım. Doktora derecemi de  O.D.T.Ü. Maden Mühendisliği Bölümü’nden aldım. Türkiye’de Cevher Hazırlama Anabilim Dalında bayanlar arasında ilk “Doktor”, ilk Doçent, ilk Profesör unvanlarını alan kişiyim.

Doktora ve Doçentlik tezlerim enerjinin en önemli hammaddesi olan kömür konusundadır. Doktora çalışmam sırasında British Council bursuyla İngiltere’ye gittim ve National Coal Board-Yorkshire Regional Laboratory’de, Imperial College’de eğitim aldım. Doktora sonrasında British Council ve NATO bursları kullanarak Manchester University’de , UNDP bursu kullanarak A.B.D.’de Pittsburg Department of Energy’de, Rolla School of Mines ve Colorado School of Mines’da araştırmalar yaptım.

1988-1991 seneleri arasında O.D.T.Ü. Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Mühendislik Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım. 2003-2007 yılları arasında Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak çalıştım, halen BOREN Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve devam etmekteyim.

Balkan Mineral Teknolojileri Bilimler Akademisi kurucu üyesi ve Sırbistan Mühendislik Bilimleri Akademisi seçilmiş üyesiyim.

Kömür konusunda 1997 yılından beri Uluslararası Kömür Hazırlama Kongresi Organizasyon Komitesi’nde Türkiye’yi temsil etmekteyim. 2013 yılında Türkiye’de ilk defa yapılacak olan bu kongrenin başkanlığını yürüteceğim. Bugüne kadar Türkiye’de uluslararası nitelikli 4 sempozyum ve kongre düzenledim.

 Uluslararası dergilerden Taylor and Francis tarafından basılan “Coal Preparation and Utilization”, Türkiye’de basılan “The European Journal of Mineral Processing Journal and Environmental Protection”, ve Polonya’da basılan” Journal of Polish Mineral Processing” dergilerinin ve ulusal dergilerden Hacettepe Üniversitesi’nin “Yerbilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Dergisi” ve Çukurova Üniversitesi’nin “Yerbilimleri-GEOSOUND” dergilerinin  yayın kurulu üyesiyim.

Çoğu SCI kapsamındaki hakemli dergilerde basılmış  42 adet makale ve uluslararası kongre ve sempozyum bildiri kitaplarında basılmış 69 bildiri olmak üzere 160’ın üzerinde yayınım bulunmaktadır. Bugüne kadar 8 Doktora, 32 Yüksek Lisans tezi yönettim. 26 adet Uygulamalı Araştırma projesinde yönetici olarak, 11 adet projede ise araştırmacı olarak çalıştım.

Biri TOBB-Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde, diğeri A.B.D.’de Tulsa University’de akademisyen olan iki oğlum ve 4 torunum var.

Ülkemizde devlet ve vakıf üniversitelerinin sayısı gün geçtikçe artmakta, Vakıf Üniversitelerinin önemi ve topluma katkısı nedir?

Ülkelerin zenginlikleri arasında sayılan yeraltı ve yerüstü maden ve su kaynakları, ormanları, tarihsel kalıntıları, turizme uygun yerleri yanında en önemli gücü eğitimli insan varlığıdır. Bugün yukarıda sayılan olanaklardan hiçbirisine sahip olmayan, fakat dünyada saygın ve güçlü konuma sahip olan ülkelerin bu başarıları ileri düzeyde eğitimli insan gücüne dayanmaktadır . Bu nedenle eğitimin ülkelerin kalkınmasındaki rolü çok önemlidir.Türkiye’de her yıl binlerce öğrenci üniversite kapılarında yığılmaktadır. Son zamanlarda sayıları hızla artan devlet üniversiteleri de bu yığılmayı önlemekten, üniversite açığını kapatmaktan uzaktır. Devletin eğitim-öğretim yükünü paylaşmak ve ülkenin eğitimli insan gücüne katkıda bulunmak amacıyla varlıklarını eğitime yönelten Vakıf Üniversiteleri önem arzetmektedir. Devlet üniversiteleri gibi vakıf üniversiteleri de yüksek düzeyde eğitim-öğretim, araştırma, yayın, danışmanlık yapmak, teknoloji üretmek, bilgisini toplum yararına dönüştüren kaliteli insan yetiştirmek üzere kurulmuş yükseköğretim kurumlarıdır.

Teknoloji hızla ilerliyor. Gelişen bu teknoloji karşısında üniversiteler nasıl bir eğitim-öğretim modeli uygulamalı, bir başka deyişle üniversitelerin yol haritası nasıl olmalıdır?

Üniversitelerde öğrencinin analitik düşünce ve sentez yeteneklerini geliştirecek araştırma odaklı eğitime ağırlık verilmeli; hızla ilerleyen teknoloji ve değişen dünya koşulları çerçevesinde dinamik eğitim programları uygulanmalı; ders ve laboratuvar içerikleri  zaman içinde gözden geçirilerek güncellenmeli; çağdaş bilimsel ve teknolojik konulara yer verilmelidir. Eğitimin verilişinde teknolojinin olanaklarından yararlanılmalı, öğrencilere iyi bir bilgisayar becerisinin yanında uzmanlık dallarıyla ilgili teçhizat ve makinaların da kullanım becerileri kazandırılmalıdır. Üniversiteler hedeflerini belirleyerek eğitim-öğretim veya araştırma üniversitesi olma yolunda alt yapılarını ve akademik kadrolarını planlamalı ve geliştirmelidir.

Mühendislik Fakültemizin sanayi ile işbirliği çalışmaları var mıdır?

Atılım Üniversitesi Mühendislik Fakültesi sanayi ile sıkı bir işbirliği içerisindedir. Bölümlerde çok sayıda sanayinin sorunlarına çözüm bulmak ve yol göstermek için uygulamalı araştırma/danışmanlık projesi yürütülmektedir. Hizmet verilen kurumlardan bazıları : Karayolları Genel müdürlüğü, Oyak-Renault, Havelsan, Norm A.Ş.,TAİ, RUAG, FİGES, Öz-Arı İnşaat,TCDD, DHMİ, ROMAK Ltd,, NİSAN Elektromekanik A.Ş., Ermit Mühendislik

Üniversitemizin “Mükemmeliyet Merkezi” çalışmalarına başladı. Neler yapılıyor?

Mükemmeliyet Merkezi Projesi Aralık 2007 de DPT tarafından kabul edilmiştir. Üniversite Eylül 2008 tarihinde başladığı merkez binasının inşaatını tamamlamıştır; halen bina içi tesisat ve son ekler devam etmektedir. Merkez 2 Nisan 2010 tarihinde resmen açılacaktır. Merkezle ilgili makine/teçhizatlar gelmeye başlamış olup gelenler kurulmakta ve eğitimleri verilmektedir.

Sanayi ile ilgili aşağıdaki projeler başlatılmıştır.

a- Renault fabrikası için bir otomobil parçası üzerinde teorik(sonlu elemanlar) analizi yapılmış, geri esneme ve şekil değiştirmeler hesaplanmıştır. Gerçek parça üzerinde ise de Merkeze ilk gelen GOM cihazı ile ölçümler yapılarak parça tasarımı iyileştirilmiştir. Proje tamamlanmış ve firma tarafından kabul edilmiştir.

b- TAI tarafından, kullandıkları aluminyum alaşımlarının plastik akma özelliklerinin ve şekillendirme sınır diyagramlarının (FLD) bulunması istenmiştir. Bu deneysel çalışmaların önemli bir kısmı tamamlanmıştır. Bu çalışmalar için Merkezdeki Zwick çekme cihazı, Erichsen Test saç metal test cihazı ile GOM optik ölçüm cihazları kullanılmıştır.Çalışmalar devam etmektedir.

c- Değişik firmalar için kesici takımların üzerine CBN kaplamalar yapılmakta ve firmalar tarafından bu takımlar denenmektedir. Bu konuda bir TUBITAK/BOREN projesi geçen yıl tamamlanmış olup, yeni bir BOREN projesi hazırlanmaktadır.

Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyeleri, üniversite öğrencileri ile yaptıkları bir araştırmada, gençlerin üniversitede olaylara bakış ve sorun çözme yönünde eğilimlerinin değişmediği ve neredeyse üniversiteye geldikleri değer yargılarıyla mezun oldukları sonucuna varmışlardır. Sizce, üniversitede “eğitim ve öğretim” neyi öğretmeyi hedeflemelidir? 

Üniversitenin amacı, öğrencileri bilim ve teknolojide ülke kalkınmasına katkıda bulunacak, uluslararası platformda Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak, temel konuları özümsemiş, özel konularda uzmanlaşmış, araştırma yeteneği yüksek, kaliteli insan yetiştirmektir. Üniversitenin hedefi öğrenciye hertürlü bilgiyi öğretmek değil, yol göstermektir. Uzmanlık konusunda bile öğrenciye genel bilgiler verilmektedir. Örneğin, çimento hammaddesi madenciliğin ilgi alanına giren minerallerdir.Fakat bu mineraller öğrenciye aktarılırken çimento özeline inilmez, genel bilgi verilir. Çünkü aynı hammaddeyi kullanan başka sanayiler de (örneğin seramik) bulunmaktadır. Eğer öğrenci mezun olduktan sonra çimento veya seramik fabrikalarında çalışacaksa gereksinim duyduğu bilgileri kendisi edinecektir. İşte üniversitenin yol gösterici rolü burada etkin olmaktadır. Çünkü aldığı eğitim, öğrenciye konuyu nasıl ele alacağını, çözümleme yolunda hangi kaynaklardan yararlanması gerektiğini, bilgiye nasıl ulaşabileceğini öğretmiştir. Bu bakımdan Çukurova Üniversitesi öğrencilerinin değerlendirmeleri  doğru değildir.

Nasıl bir yöneticisiniz, kendinizi nasıl değerlendirirsiniz ?

Aslında bu soruyu birlikte çalıştığım kişilere sormalısınız. Ama şu kadarını söyleyeyim,  işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Hoşgörülü, insanları dinleyen, insiyatif kullanan bir kişiyim. Biraz tezcanlı olduğum için etrafımdaki insanların da hızlı hareket etmesini beklerim.

Üniversitelerimizde Kütüphanelerin yeri ve önemi hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz, ve sizin hayalinizdeki kütüphaneci profili nasıldır?

Muhakkak ki kütüphaneler eğitimin ve bilgi toplumunun vazgeçilmez parçalarıdır. Bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle hernekadar bilgiye ulaşım çok kolaylaşmış ve yaygınlaşmışsa da kütüphaneler önemlerini korumaktadır. Eski arşivlere, ansiklopedilere, hertürlü kitaba erişim ancak kütüphaneler vasıtasıyla olmaktadır. Ayrıca kütüphaneler zengin kolleksiyonları ile hertürlü bilimsel, teknik, sosyal içerikli yazılı ve görsel bilgiye ulaşımı sağlamaktadır.

Kütüphanelerin ferah, iyi aydınlatılmış ve iyi havalandırılmış , iyi teçhiz edilmiş, teknolojik olanaklara sahip mekanlar olması kullanıcıya çalışma rahatlığı sağlar. Hayalimdeki kütüphaneci profili ise kullanıcıya güler yüzle yaklaşan, yardımsever, yol gösteren, teknoloji ile barışık, diğer kütüphanelerden haberdar, güncel yayınları yakından takip eden, yaptığı işten zevk alan bir kişi.

Sayın Hocam sizi çok yorduk. Dergimize katkılarınız için çok teşekkür ederiz.  

Ben teşekkür ederim.