Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1913–1975  

Hazırlayan: Hamiyet Bostancı

HAYATI

Dünyaca ünlü Türk ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu 1913 Görele doğumludur. Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım çiftinin beş çocuğundan ikincisidir. Çocukluğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçer. Trabzon Lisesi’nde öğrenim görmüştür. Resim öğretmeni Zeki Kocamemi tarafından resim yeteneği keşfedilir. Edebiyata da ilgi duyan Bedri Rahmi, ilk şiirlerini lise yıllarında yazar. 1929 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer. Diplomasını almadan kendisiyle bursunu paylaşan ağabeyi ile birlikte Fransa’ya gider. Paris’te bir ay kadar Andrè Lhote Atölyesi’nde çalışır. Bedri Rahmi yurda döndükten sonra 1934 yılında Yeni Adam Dergisi’nde ressam olarak çalışmaya başlar. Aynı dönemde şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlanır. 1941’de askerlik görevini tamamladıktan sonra ilk şiir kitabı “Yaradana Mektuplar” yayımlanır. Geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri başarılı bir biçimde kullandığı gibi şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine karşı duyduğu hayranlığı yansıtır. Yazı yazma tutkusunu ise 1951’de “Yeni Sabah” gazetesindeki yazılarıyla sürdüren Bedri Rahmi yazarlığını bu gazetede sürdüremeyince Cumhuriyet Gazetesi’ne geçer. 1952–1958 yıllarında düzenli olarak yazar. Kardeşi Sabahattin Eyüboğlu’nun 12 Mart sürecinde gözaltına alınması onu çok etkiler ve 1970 yılında yeniden toplumsal içeriği ağır basan resimler yapar. 1972 yılında 33,üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü alır. 21 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da pankreas kanserinden yaşama veda eder ve Küçükyalı Mezarlığı’nda defnedilir. (tr.wikipedia.org)

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Şiir Anlayışı

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirinin kaynağında Anadolu yatar. Türkülerden, ninnilerden, tekerleme ve masallardan yararlanır. Ayrıca ressam olmasından da kaynaklanan özelliği ile şiirlerinin her biri ayrı bir tablo özelliği taşır. Şiirlerinde çeşitli renklerin dansı görülür. Bu da okuyucularına ayrı bir şiir zevki tattırır. Şiirlerinde yalnızlık, kaçış ve yabancılaşma temaları da görülür. Duygu ve düşüncelerini masal motifleri kullanarak anlatan Bedri Rahmi bu şekilde güçlü sosyal eleştirilerde bulunur. Toplumsal sorunları eserlerinde işlemekten kaçınmayan yazar bunu benzersiz üslubuyla ve satır aralarında verdiği mesajlarla adeta bir dil oyunu şekline dönüştürerek sunar. O her zaman gelenek ve göreneklerinden yararlanmayı bilen kendi kültürünü özümsemiş ve ayrıca diğer kültürlere de açık bir sanatçıdır. “Üç Dil” adlı şiiriyle ne kadar da güzel anlatmış sayın üstat çok kültürlü olmanın nimetlerini. Üç dil bileceksin ama önce en iyi ana dilini bileceksin çünkü o “elin ayağın kadar senin.” “Ötekiler yedi kat yabancı” yabancı ama “her kelimede bir kat daha artacaksın.” Öğrendiğin her kelime seni daha da ileriye götürecek her dilde başka bir kültürün içinde bulacaksın kendini. “En az üç dil bileceksin” diyor usta şair ve bakın devamında daha neler neler diyor…

 

Üç Dil

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

 

(Bedri Rahmi Eyüboğlu)

Bedri Rahmi’nin şiirleri; Yaradana Mektuplar, 1941; Karadut, 1948; Tuz, 1952; Üçü Birden, 1953; Dördü Birden, 1956; Karadut 1969; Dol Karabakır Dol, 1974; Yaşadım, 1977 (ölümünden sonra yayınlanan tüm şiirleri) Türküler Dolusu, Sevgi Üstüne, Üç Dil, Mavi Gezi, istida, Çakıl, Bahar ve Biz, Deniz Türküsü, Gel Vur, Sitem, Büyük Şehir, Zindanı Taştan Oyarlar, Taze Taze

Bu güzel ve anlamlı şiirin ardından bir de dil üzerine düşündürücü bir fıkramız var. Temel fıkralarına bile konu olan dilin önemi bizleri güldürürken aynı zamanda düşündürmeyi de başarıyor.

Temel ile Dursun Sultanahmet’te gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist İngilizce, Almanca, Fransızca sorar fakat bizim Lazlar anlamazlar.

“Ula Dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti”, der Temel.

Dursun,

“Ula neye yarayacak ki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyor.”

KAYNAKLAR

ü  Çılgın, Sınar, Alev, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Şiirlerinde Masal Unsuru (Akademik Araştırmalar Dergisi) S. 29–47

ü  Erzen, Melih, Bedri, Rahmi Eyüboğlu’nun Şiirlerinde Yalnızlık, Kaçış ve Yabancılaşma (Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi) S. 203–217

ü  tr. wikipedia, org