Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Ankara Köşesi

Bu sayımızda değerli meslektaşımız Feridun Büyükyıldız’ın iki makalesine yer veriyoruz. Büyükyıldız, Ankara sevdalısı bir kütüphaneci. Milli Kütüphanede çalışıyor, Ankara üzerine makaleler yazıyor, kitabı var ve araştırmalar yapıyor. Aynı zamanda gazeteci.

Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan arkadaşımızın iki makalesine bu sayımızda yer verdik.

“Kent Müzesi ve arşivi olmayan başkent Ankara” ve

“Sörn Deneyi ve Elli bir Yıl Kapalı Tutulan Ankara Rüzgar Tüneli (ART)”

“Sörn Deneyi ve Elli bir Yıl Kapalı Tutulan Ankara Rüzgar Tüneli (ART)” başlıklı makalesinde şöyle diyor. “...Ankara Rüzgâr Tüneli 1940’lı yılların Ankara’sında uzay teknolojilerinin önünü açacak en önemli yatırımdı. 1940’da planlanmış olmasına rağmen 1947’de inşaata başlanmış, 1950’de her şeye rağmen tamamlanmıştı. Ankara’da, Beşevler’de kurulduğu yıllarda Almanya’nın tüm askeri gücüne rağmen Alman bilim insanları Ankara Rüzgâr Tüneli teknolojisine gıpta ile bakıyorlardı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapımına başlanan tünelin mekanik ve motor aksamları 1950 yılında monte edilmiş, çalışır duruma getirilmişti. Peki, daha sonra ne oldu?...”

Makalenin devamında bu sorunun cevabını bulacaksınız.

Başkentte Yaşam,

Feridun Büyükyıldız




 

Kent Müzesi ve arşivi olmayan başkent Ankara

 

Kütüphaneci meslektaşlarımla yazışmalarımızda üç bin yıllık geçmişi olduğunu söylediğimiz ve değişik yerlerde arşiv belgelerinin, görsel materyallerin ve diğer kaynakların olduğunu bildiğimiz Başkent Ankara’nın bir arşivinin olmadığını üzülerek paylaştık.

Ankara ile ilgili başka bir eksikliği ise sohbetimiz sırasında yazar Ali Yıldırım hatırlatmıştı. Kent Müzesi.

Hz. Google’da “Kent Müzesi” kelimeleri ile arama yaptınız zaman karşınıza 338.000 sonuç çıkıyor. Durum onu gösteriyor ki Kent Müzesi kavramı ülkemize yabancı değil ama Ankara’yı yönetenler için çok yabancı bir kavram. Elazığ Kent Müzesi, Mardin Kent Müzesi, Antalya Kent Müzesi, hatta Bursa’nın İnegöl ilçesinin Kent Müzesi, kent hayatında yerini almışken, Ankara ise eflatun, mor, pembe ağaçları ve şelaleleri ile Kent Müzesi olmayan Başkent olmaya devam ediyor.

Müzelere gönül vermiş, bu konuya duyarlı, hatta bu alanda önemli hizmetler yapan insanlarımız yok mu? Var. Onlardan birisi Servet Sarıaslan. Sevet Sarıaslan’ın müzecilik macerası başlı başına bir müzeye yazılıp asılmalı. Müzeci eşini müze kurmak ve yaşatmak konusundaki hiç yalnız bırakmayan Ümit Sarıaslan’ın “Süzgeç Su Müzesi” düşünü yine bu sayfalarda okuyabilirsiniz. Diğer taraftan çocuk edebiyatçısı Necla Ülkü Kuglin “Çocuk Müzesi” kurmak için yıllardır uğraş veriyor. Sonunda “Çocuk Müzesi Kurma Derneği” kurup mücadelesine bu yolla devam etmeye karar vermiş. Müzede yer alacak çocuğa dair her şey yıllardır evinde bekletilmekte. Onun mücadelesini dinleyince de çok şaşırmıştım.

Bu mücadelelerin hepsi ne mücadelesi?

Memlekete müze kazandırma mücadelesi.

Bu memlekete müze kazandırmak ciddi ve uzun soluklu bir mücadele gerektiriyor, düşünebiliyor musunuz? Ümit Sarıaslan “Süzgeç Su Müzesi” kurma mücadelesini kazanacak göreceksiniz.

Ankara Kent Müzesi ve Arşivi kurulması ise yaklaşık bir yıl önce komisyona havale edilmiş. Komisyonda Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ilgili bölümlerinin hocaları da var. Ulus’taki eski Ankara Valiliği binası yer olarak belirlenmiş durumda.

Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen ortada ne kent Müzesi var, nede arşiv. Ortada kent arşivi ve müzesi yok ama sorunda yok. Çünkü komisyon çalışıyor! Komisyonumuz var ya, mesele kapanmıştır.
Ankara’da bir Kent Arşivi olmadığını en iyi Ankara üzerine araştırma yapanlar, Kütüphaneciler, Arşivciler biliyorlar. Ankara’nın anılarını, hafızası, tarihi şahsiyetlerini, fotoğrafları, Ankara’da çıkan gazetelerden, Ankara ile ilgili broşürlerden, pullara kadar bir kentin hafızasının yeniden canlanmasını sağlamak Ankara’da yaşayan herkesi heyecanlandırmalı.

Atılım Üniversitesi Kütüphane Müdürü Sayın Nilüfer Ünal Ankara’nın bir kent arşivinin olmadığını ısrarla vurgulayarak heyecanla kolları sıvadı bile. Önünde uzun bir koşuşturma olduğunu tahmin etmek zor değil.

Başkentin kimliksiz bir hâl alması, anılarının yok olmasıyla gerçekleşebilir. Anıları işporta tezgâhlarına düşmüş bir kent yerine, değerlerini korumasını bilen bir başkent anlayışımız olmalı. Aksi takdirde, kimliksiz kentin sakinleri olmaya mahkûm olacağız.

Sörn Deneyi ve Elli bir Yıl Kapalı Tutulan Ankara Rüzgar Tüneli (ART)

 

Sörn (Cern) deneyi ile yüksek teknolojilerin geliştirildiği kapalı devre tünellerin yapısını hepimiz öğrendik. Aslında Türkiye, dünyanın hayranlık duyduğu bu tüneli 1947’de Ankara’da yapmıştı. Bu tip tüneller kimi zaman daire, kimi zaman elips şeklinde tünellerdir. Kısaca söylemek gerekirse; yüksek hızda hava akımları, ya da gaz akışı sağlamakta, yüksek teknolojilerin geliştirilmesi için yapılan deneylerde kullanılırlar.

Rüzgâr Tünelleri aerodinamik üzerine yapılan çalışmaların olmazsa olmazıdır. Gazlar kullanılarak başka gezegenlerin atmosferik yapıları dahi oluşturulabilir.

NASA'nın uzaya yollayacağı insanlı ya da insansız bütün uzay gemilerini bu türden tünellerde denediği biliniyor. Uçakların ve uzay gemilerinin dışında rüzgâr tünelinde denenen diğer özel nesneler arasında denizaltılar, paraşütler ve insanlı balonları sayabiliriz. NASCAR araba yarışı ekibinin de yarış arabalarını böyle tünellerde sınadığı biliniyor.

Türkiye’de bu yüksek teknolojinin önünü açacak olan Ankara Rüzgâr Tüneli 1947 yılında tamamlanmış ve yine aynı yıl 1947’de hiç kullanılmadan acele ile kapatılmış ve önüne kocaman bir duvar örülmüştür.

1926 ile 1948 yılları arasında Eskişehir, Kayseri, Etimesgut ve Beşiktaş Özel Uçak Fabrikaları, Etimesgut Uçak Motor Fabrikası, Tayyare Makinist Mektebi, Ankara Akköprü Planör Atölyesi gibi kuruluşlarla Türk Havacılığı dünyada önemli bir yere sahip olmaya başlamıştı. Rüzgâr Tüneli ise havacılığın ilerlemesi, uzay teknolojilerinin geliştirilmesi için en önemli etkenlerinden birisi idi.

Ankara Rüzgâr Tüneli 1940’lı yılların Ankara’sında uzay teknolojilerinin önünü açacak en önemli yatırımdı. 1940’da planlanmış olmasına rağmen 1947’de inşaata başlanmış, 1950’de her şeye rağmen tamamlanmıştı. Ankara’da, Beşevler’de kurulduğu yıllarda Almanya’nın tüm askeri gücüne rağmen Alman bilim insanları Ankara Rüzgâr Tüneli teknolojisine gıpta ile bakıyorlardı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapımına başlanan tünelin mekanik ve motor aksamları 1950 yılında monte edilmiş, çalışır duruma getirilmişti.

Peki, daha sonra ne oldu?

1947 ve 1998 yılları arasındaki elli bir yıl kapatıldı.

Duvar örüldü… Depo yapıldı… Yemekhane ve mescit olarak kullanıldı…

Bu yıllar, Türkiye’deki uçak fabrikalarının kapatıldığı, Amerikan Marşal yardımlarının yapıldığı, dünyada ise uçak ve uzay teknolojilerinin geliştiği yıllardır. Dünya standartları üzerinde olan Ankara Rüzgâr Tünelinin ise kapalı tutulduğu yıllardır. “Sizin uçak yapmanıza ne gerek var, biz yaparız” denilen ve Amerikan'ın Türkiye’de bol miktarda “bizim çocuklar” yetiştirdiği yıllardır… Yıllar, 1950’li yıllardır.

Ankara Rüzgâr Tüneli tamamlandıktan sonra çok ses çıkaracağı ve sağlıklı çalışmayacağı söylenerek elli bir yıl boyunca çalıştırmamıştır. Ankara Rüzgâr Tüneli’nin elli bir yıl boyunca uçak teknolojisi ve uzay teknolojilerinin geliştirilmesine hizmet etmesine izin verilmemiştir. 1972’de TÜBİTAK’a devri ile bir yetkilinin 1990’da “şu tüneli bir çalıştıralım” demesi ile bakın 2009’da dahi bilim insanlarının söylediği ne sonuçlar ortaya çıkmıştır.

Ankara Rüzgar Tüneli (ART)’nin teknik özellikleri:

Düşük ses altı kapalı devre rüzgâr tüneli
En yüksek hız: 100m/s,
Deneme odası boyutları: genişlik 3.05 m, yükseklik 2.44 m ve uzunluk 6 m.

Ankara Rüzgar Tüneli (ART)’nin Yetenekleri:

Üstün nitelikli akış özelliği.
En yüksek hızda çalıştığında bile düşük gürültü seviyesi.
Akım türbülans değeri %0,5’den az,
Kesit alan boyunca hız dağılım farklılığı en çok %0,2

1990 yılında denemek için çalıştırıldığında sessiz ve saat gibi çalıştığı ortaya çıktı. 1994’te Ankara Rüzgâr Tüneli’nin içinin temizlenmesi, pervane ve motor sistemlerinin bakımı, modernizasyonu ve bazı bölümlerin revizyonunun tamamlanması ile 1998 yılında tekrar hizmete girdi. 1998 yılından günümüze kadar TÜBİTAK’ın ileri teknoloji geliştirmeleri ile ilgili deneylerinde kullanılmakta.

Kurulduğu yıllarda dünya standartlarının üzerinde olan Ankara Rüzgâr Tüneli, 1947-1998 yılları arasında elli bir yıl boyunca uçak teknolojisinin gelişimi için çalışıyor olabilirdi. Altmış iki yıl önce Sörn’deki bilim insanları ile aynı teknolojiyi kurmaya çalışan insanlar, Altmış iki yıl boyunca bu teknoloji üzerine araştırma yapıyor olabilirlerdi. Aerodinamik konusunda çalışmaların yapıldığı bir merkez durumuna gelebilirdi. Ankara’da kurulan ve uzay teknolojisinin önünü açacak, Almanların 1947’de hayran oldukları bu teknolojik tesisin çalışmasını engelleyenler, bürokratlar, hükümetler, bilim insanları, susanlar, itiraz etmeyenler, kapatanlar, açık tutulması için mücadele etmeyenler;

Bir ülkenin yarım asırlık gelişiminin önüne duvar ördünüz.

Hepiniz suçlusunuz.