Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

 İngilizce Dil Eğitiminde Geleneksel Eğitim ve Yeniliklerin Harmanlanması

Üniversitemiz Hazırlık Okulu Müdürü Aytuna Kocabıyıkoğlu, geçtiğimiz Mart ayında Sevilla’da geleneksel eğitime yeniliklerin katılması ve  özellikle teknolojide yeni gelişmelerden, eğitim alanında yararlanılması konuları üzerinde durulan konferansa katıldı.

Kocabıyıkoğlu,Teknoloji alanındaki yeni gelişmelerle geleneksel eğitimin harmanlandığı Konferansla ilgili izlenimlerini dergimiz için yazdı.

Kendisine teşekkür ederiz.

 

 İNGİLİZCE DİL EĞİTİMİNDE

GELENEKSEL EĞİTİM VE YENİLİKLERİN HARMANLANMASI

Sevilla Üniversitesi

Sevilla-İspanya, 13-15 Mart 2009

 

Sevilla Üniversitesinde gerçekleştirilmiş olan “32. Tesol” “Blending Traditions with Innovations” adlı konferansa katıldım. Program 3 günlük 09:00 – 18:00 saatleri arası süren yoğun bir programdı. 700 civarında çeşitli ülkelerden katılımcı vardı. Katılımcılardan büyük bir grubun Madrid’den gelen ilkokul ingilizce öğretmenleri olması dikkatimi çekti. İspanya’da ilkokul eğitiminde ingilizceye verilen önem açısından dikkat çekici bir özellikti.

 

Ronald Carter, (ELT alanında 50 adet kitap ve 100 adet makale yazmış ve 30 farklı ülkede İngilizce öğretmenliği yapmıştır) Konferansında, konuşma becerisi üzerinde durdu. Bu becerinin diğer (okuma, dinleme, yazma) becerilerine göre zor bir beceri olduğunu, bu becerinin gelişmesi için ders dışında da ortamlar yaratılması gerektiğini belirterek, bu bağlamda, okullarda İngilizce oyun salonlarının, münazara odalarının yer almasının öğrencilerin dilin pratiğini yapmaları açısından çok faydalı olduğunu söyledi. Dilin dinamik olduğunu, değişen dünya ile dile giren yeni sözcük, deyim ve ifadelerin dil eğitiminde yer alması gerektiğini, bu nedenlerle ders kitabı ve lügat seçimlerinde bu noktaya dikkat edilmesini belirtti. İngilizce dilinin artık bir dünya dili olduğunu, bu nedenle her ülkenin kendi İngilizcesinin olduğunu, İngilizcenin, ülkelerin kendi dilinden etkilenip değişikliğe uğramasının normal kabul edilmesi gerektiğini, İngilizce dil bilgisi kuralları üzerinde ısrarcı olmayıp özellikle konuşma dilinde ‘accuracy’ üzerinde durulmaması gerektiğini vurguladı. 

Bu konuda kendisine katılmıyorum. Bu görüş, dilin bozulmasına ve yozlaşmasına müsaade etmek olur ki bu da uluslararası toplantı veya görüşmelerde  kişilerin birbirlerinin görüşlerini yanlış anlamalarına kadar gidebilir. Ancak öğrencilerin konuşma dilinde yaptıkları bazı dilbilgisi hatalarının hoş görülmesi normaldir. Yeter ki öğrenci kendisini ifade edebilsin.

Jeremy Harmer (yazar, öğretmen eğiticisi, ELT metodoloji alanında  uzman, Just Right adlı 5 düzeyde kitabın yazarı) Ronald Carter’la ayni fikirleri paylaştıktan sonra “non native” öğretmenlerin ‘native’ lere  nazaran daha etkili ve başarılı olduklarını, ihtiyaç durumunda öğretmenlerin, öğrencilerin kendi ana dillerinde açıklamalar yapmalarının bir sakıncası olmadığını, aksine öğrencilerin emin olabilmeleri açısından faydalı olduğunu belirtti.

Bu konuda haklıydı, iki dilin özelliklerini bilen ‘non native’ öğretmenlerin nativelere nazaran daha başarılı oldukları, biz eğitimciler tarafından da gözlenmekte.

Konferans adından anlaşıldığı üzere (geleneksel eğitime yeniliklerin katılması) özellikle teknolojide yeni gelişmelerden, eğitim alanında yararlanması üzerineydi.

Bu bağlamda Self Access Centerlerin, dil labratuvarların, akıllı sınıfların eğitim programlarında yer almasının önemi vurgulandı. Görsel malzemeler de (wallchart, flashcard, magazine pictures) kullanımının, öğretilen bilginin hafıza da kalması açısından faydalı olduğu, Materyal Ünitelerinin okul teşkilatlarında da yer alması ve görsel malzemelerde  üretmeleri gerektiği belirtildi.

Hazırlık Okulunda, Self Access Center ve 2 adet dil laboratuvarımızın olması, ayrıca dil eğitiminde görsel malzemeye  yer vermemiz bu alanda yenilikleri oldukça yakından takip ettiğimizin bir belirtisidir.

Avrupa ülkelerinde İngilizce dil eğitimi genellikle orta-lise düzeylerinde tamamlanmakta, çoğunlukla üniversitelerde, Türkiye’de olduğu gibi, yoğun programlar yer almamakta. Ülkemizde, üniversitelerde yer alan Hazırlık Okulu birimi Avrupa’da ELT alanında çalışan öğretmenlere, yabancı gelmekte, uzmanlar üniversitenin böyle bir misyonu yüklenmiş olmasına şaşırmaktalar. Ayrıca bir akademik yıl içinde bu kadar  yoğun bir program yürütülmesini de hayret ve takdirle karşılamaktalar.