Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Cevat Güven, ODTÜ Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Bşk. Vekili

Bu sayımızda Orta Doğu Üniversitesi  Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığı’na vekalet eden Sayın Cevat Güven’le söyleşi gerçekleştirdik. ODTÜ Kütüphanesinde 1990 yılından beri görev yapan Güven samimiyetle şöyle söylüyor;

” ...Ülkede yaşanan ekonomik olanaksızlıklara rağmen, kitap alma kapasitesine sahip kitlelerin varlığı göz ardı edilemez. Ancak bu kitlelerin okuma alışkanlığı konusuna ilgisiz kalmaları da üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir başka gerçekliktir. Ayrıca, kütüphanelerden yararlanarak okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması konusunda da, ailelerin eğitilmesine yönelik ulusal bir politika oluşturulmalıdır...”

Bizde kendisine katılıyoruz. Tabii ki burada görev her iki Derneğimize de düşüyor. Umarım bu söyleşiyi okur ve eyleme geçerler.

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih–Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldum. 1990 yılında göreve başladığım ODTÜ Kütüphanesi’nin  tüm birimlerinde görev yaptım. 14 Şubat 2007 tarihinden bu yana Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığı’na vekalet ediyorum.

 

 

Üniversiteniz Kütüphanesini okuyucularımıza tanıtır mısınız?

“...Büyük bir kullanıcı kitlesine açık raf sistemi ile hizmet veren kütüphanemiz 1200 m²’ lik bir alana sahiptir. 4 katlı olan kütüphanemizde toplam 8 okuma salonu ve 1.144 kişilik oturma kapasitesi bulunmaktadır. Kütüphanemiz, kullanıcılarına 31’i kütüphaneci olmak üzere 54 kişilik kadroyla hizmet vermektedir...”

ODTÜ Kütüphanesi 1957 yılında, Milli Müdafaa Caddesi'nde Emekli Sandığı'na ait bir binada, küçük bir koleksiyonla hizmete başlamıştır. Kütüphane'nin asıl kurucuları olan Furuzan Olşen ve Solmaz İzdemir, 15 Eylül 1957 tarihinde göreve başlamışlardır. UNESCO uzmanları Natelle Isley 1958 yılında, Donald Redmond 1959 yılında, D.R Kalia, 1961 yılında Kütüphane Müdürü olarak görev yapmışlardır. 9 Temmuz 1962 tarihinde dördüncü ve son UNESCO uzmanı William W. Bennett Kütüphane Müdürü olarak göreve başlamıştır. 1967-1981’de Furuzan Olşen, 1981-1988’de Dr. Tekin Aybaş, 1988-1993’de Filiz Çermen, ve 1993-2007’de Prof.Dr. Bülent Karasözen ODTÜ Kütüphanesinin Müdürlük ya da Daire Başkanlığı görevlerini yapmışlardır.  

Alman Hükümeti tarafından, 9 Temmuz 1963'te Almanca kitaplardan oluşan bir koleksiyon, 26 Nisan 1964'te “American People to People” Programı çerçevesinde 805 kitap ve 605 dergiden oluşan bir koleksiyon, 28 Kasım 1964'te Amerikan yayınevlerinin geliştirdiği ve J.F. Kennedy Memorial Library adı ile anılan 220 kitaptan oluşan bir koleksiyon ve 30 Haziran 1965 tarihinde Winston Churchill anısına İngiliz Hükümeti'nin yaptığı 1.000 ciltlik bir koleksiyonun katılması ile 31 Aralık 1965 tarihinde Kütüphane'nin koleksiyonu 50.000 cilde ulaşmıştır. 1966 yılında temeli atılan kütüphane binasının birinci bölümü 1967, ikinci bölümü ise 1975 yılında tamamlanmıştır.

Yıllar içinde gelişerek büyüyen kütüphane koleksiyonumuz, sayısal olarak da artış göstermiştir. 2008 yılı Ekim ayı sonunda koleksiyonumuz; 379.823 basılı kitap, 170.020 basılı dergi, 1.484 basılı süreli yayın aboneliği, 47.696 elektronik süreli yayın aboneliği, 134 elektronik veritabanı, 59.000 elektronik kitap, 15.254 basılı tez sayısına ulaşmıştır. Amacımız koleksiyonumuzun en etkili şekilde kullanılmasını sağlamak olduğundan, kütüphanemiz tarafından verilen hizmetlerin tanıtımı her sene düzenli olarak yapılmaktadır. Yine 2008 yılı Ekim ayı sonu itibariyle, 1.100 kişiden oluşan 50 grup için tanıtım turları düzenlenmiş, kütüphane kaynaklarının kullanımına ilişkin olarak da toplam 2.829 kişiden oluşan 140 gruba eğitim verilmiştir.

Büyük bir kullanıcı kitlesine açık raf sistemi ile hizmet veren kütüphanemiz 1200 m²’ lik bir alana sahiptir. 4 katlı olan kütüphanemizde toplam 8 okuma salonu ve 1.144 kişilik oturma kapasitesi bulunmaktadır. Kütüphanemiz, kullanıcılarına 31’i kütüphaneci olmak üzere 54 kişilik kadroyla hizmet vermektedir. 

Üniversitelerde öğretim sistemiyle kütüphane kullanımı ilişkisini değerlendirir misiniz?

“...Diğer taraftan, bir üniversitede verilen eğitim-öğretim, araştırma etkinliklerini ne kadar özendirici olursa, o üniversitenin kütüphanesi de o kadar gelişme fırsatı bulmaktadır. Bu noktada kütüphaneci-akademisyen ilişkisi büyük önem taşımaktadır. Biz ODTÜ Kütüphanesi olarak, hem koleksiyon geliştirme çalışmalarında hem de kullanıcıların Kütüphane kaynakları hakkında bilgilendirilmesi konusunda, akademisyenlerle işbirliği yapmaktayız...”

Üniversiteler hem eğitim-öğretim hem de araştırma kurumlarıdır. Dolayısıyla üniversite kütüphaneleri, bağlı bulundukları üniversitenin eğitim ve araştırma etkinliklerini en etkili biçimde destekleme misyonunu üstlenir ve bütün hizmetlerini bu misyonu gerçekleştirmek üzere planlarlar. Herhangi bir üniversite için,  bilgi kaynaklarının çeşitliliği ve zenginliğiyle güçlendirilmiş bir kütüphanesi olmadığı sürece, bilimsel araştırma alt yapısının tam olarak oluşturulduğunu ve dolayısıyla hedeflerine ulaşmasının mümkün olduğunu söylemek olanaksızdır. Diğer taraftan, bir üniversitede verilen eğitim-öğretim, araştırma etkinliklerini ne kadar özendirici olursa, o üniversitenin kütüphanesi de o kadar gelişme fırsatı bulmaktadır. Bu noktada kütüphaneci-akademisyen ilişkisi büyük önem taşımaktadır. Biz ODTÜ Kütüphanesi olarak, hem koleksiyon geliştirme çalışmalarında hem de kullanıcıların Kütüphane kaynakları hakkında bilgilendirilmesi konusunda, akademisyenlerle işbirliği yapmaktayız. 2007 yılında yapılan bir planlama ile her bölümden bir akademisyenin Kütüphane ile iletişim halinde olması sağlanmıştır. Bu sayede akademisyenlere düzenli olarak yeni yayınlanan bilgi kaynaklarının tanıtımı yapılmakta ve akademisyenler bu konuda bilgilendirilmektedir. Böylece bilgi kaynaklarının seçiminde konunun  uzmanları ile etkileşim sağlanmaktadır. Aynı zamanda koleksiyon kullanım etkililiğini arttırmak adına, üniversitemizin tüm bölümlerindeki birinci sınıf öğrencilerine verilmekte olan bir ders kapsamında da her yıl, kütüphane kullanımına ilişkin bilgiler içeren sunumlar yapılmaktadır. Ayrıca üniversitemiz mensuplarının, koleksiyona yeni eklenen kaynaklar hakkında bilgi edinmelerini sağlamak üzere basılı ve elektronik ortamlarda duyurular yapılarak, bültenler yayınlanarak kaynaklarımızın yoğun biçimde kullanılması sağlanmaya çalışılmaktadır.

Genelde Üniversite kütüphanelerinin durumunu nasıl görüyorsunuz?

“...En önemli sorun ise her zaman olduğu gibi bütçe yetersizliğidir. Yeterli bütçeniz yoksa, ne kadar güzel planlanmış bir binanız, ne kadar kaliteli personeliniz olursa olsun hedeflerinizi gerçekleştiremezsiniz...”

Bazı üniversite kütüphaneleri, gerçekten de giderek Avrupa ve Amerika'daki benzerleriyle rekabet edebilir duruma gelmektedirler. Ancak geçmişte ve günümüzde yaşanan ekonomik bunalımlar, maalesef ilk aşamada kütüphane bütçelerinin olumsuz  yönde etkilenmesine sebep olmaktadır. En önemli sorun ise her zaman olduğu gibi bütçe yetersizliğidir. Yeterli bütçeniz yoksa, ne kadar güzel planlanmış bir binanız, ne kadar kaliteli personeliniz olursa olsun hedeflerinizi gerçekleştiremezsiniz. Pek çok üniversite kütüphanesinin alım gücü oldukça düşüktür. Bu yetersizlikler içinde basılı ya da elektronik koleksiyonlarını geliştirmeleri ve mensubu oldukları üniversitelerin araştırmacılarına hizmet vermeleri neredeyse olanaksızdır. Ancak bu olanaksızlıklar içersinde üniversite kütüphaneleri yine de bir takım çözümler bulmaya çalışmışlardır. Bu çözümlerin başında elektronik yayıncılığın gelişmesiyle birlikte, konsorsiyum oluşturma çalışmaları gelmektedir. Üniversite kütüphaneleri oluşturdukları işbirliği ile mali kaynak sıkıntısının yarattığı olumsuzluğun üstesinden, bir ölçüde gelmeye çalışmaktadırlar. Oluşturulan bu birliktelikler, Üniversite kütüphanelerinin gelişmesine çok önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu yöndeki işbirlikleri sadece bilgi kaynağı alımlarında güç birliği oluşturmanın ötesinde bilgi kaynaklarının kütüphaneler arasında paylaşılmasına da katkı sağlamaktadır. ODTÜ Kütüphanesi Türkiye’nin en yüksek bütçesine sahip üniversite kütüphanelerinden biridir ve biz de bu fırsatı en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmaktayız.

Kurumsal anlamda uluslararası ilişkileriniz ne düzeyde? Diğer üniversite kütüphaneleriyle işbirliği yapıyor musunuz? Yurtiçinde de farklı kurumlarla işbirliği çalışmalarınız var mı?

Yurtiçindeki üniversite ve kurum kütüphaneleriyle, makale sağlama ve kitap ödünç alma anlamında işbirliği yapıyoruz.

Ankara, Atılım, Bilkent, Gazi, Hacettepe, TOBB ETÜ, MTA ve TODAİE  Kütüphaneleri ile yapılan protokol çerçevesinde bu üniversite ve araştırma kurumlarının personeli, ödünç alma yoluyla Üniversitemiz mensupları kadar rahat ODTÜ Kütüphanesinden yararlanabilmektedirler.

ODTÜ Kütüphanesi aşağıda sıralanan organizasyonlara (ANKOS’ta kurucu olmak üzere) üyedir.

ANKOS (Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu)

IATUL(International Association of Technological University Libraries)

LIBER (The Ligue des Bibliothèques Européennes de Recherche)

AMS (American Mathematical Society)

SIAM (Society for Industrial and Applied Mathematics)

NDLTD (Networked Digital Library of Theses and Dissertations)

Türkiye’de yavaş yavaş veritabanları konusunda çalışmalar başlatıldı ancak henüz istenilen seviyede değil, Bilkent Üniversitesi’nde birkaç gayretli kişinin çalışmasıyla BLISS programı üretildi ama şimdi bu program da ihtiyaca cevap vermiyor. Üniversiteler hep satın alıyor ama üretmiyor. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Proje geliştirmek kadar projelerin sürekliliğinin sağlanması da önemlidir. Ülkemizde bizim meslek alanımızı ilgilendiren projeler genellikle birkaç idealist kütüphanecinin biraraya gelerek büyük çabalar ortaya koymalarıyla üretilmekte, ancak sonrasında yeterince desteklenmediğinden sürekliliği sağlanamamaktadır. Kütüphane otomasyon sistemleri gibi daha hızlı ve etkin hizmet vermek için ihtiyaç duyduğumuz enstrümanlar ile veritabanları gibi kültür mirasımızı korumak ve gelecek nesillere aktarmamıza yarayacak enstrümanları  üretmek konusundaki gereksinimlerimiz, meslek derneklerimizce devlet kademesindeki yetkililere aktarılmalı, konuya ilgileri çekilmeli ve bu projeleri planlayacak, gerçekleştirecek ve sürekliliğini sağlayacak çalışma grupları ile finansman sağlanması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. 

Günümüz kütüphaneci profili nasıl olmalı?

Günümüz koşullarına uygun teknik bilgiyle donatılmış olmasının yanısıra, yeni bilgiler öğrenmeye meraklı, gelişmeye açık, araştırmacı, eleştirel bakış açısına sahip ve takım çalışmasına uygun kişilikte olmalıdır. Pek çok üniversitede kütüphaneler, akademik birimler olarak değerlendirilmektedir. Kütüphanecilerin, kendilerine yüklenen bu sorumluluğun bilinciyle, akademik gelişimlerini sürdürmeleri ve hep daha fazlasını hedeflemeleri gerektiğini düşünüyorum.

Sizce başarı nedir ve başarılı olmanın (hayatta ve iş yaşamında) koşulları nelerdir?

Başarılı olmanın koşulları; geleceğe dönük planlamaların gerçekci ve uygulanabilir olmasına, kararlılık göstermeye, gelişmelere açık olmaya ve yapılanları sorgulayıp, özeleştiride bulunmaya bağlıdır. Aynı zamanda yenilikçi ve yaratıcı olmak ve yaşamı bu düşünceler üzerine kurmak da başarıyı getirir.

Mesleki alanda ne gibi hedefleriniz vardı, bunların ne kadarını gerçekleştirebildiniz?

Üstlendiğim görevleri büyük bir titizlikle yerine getirmek ve iyi sonuçlar elde etmek her zaman  öncelikli hedefim olmuştur. ODTÜ Kütüphanesi bu mesleğin uygulanabileceği en büyük ve en önemli kurumların başında gelmektedir. Pek çok meslektaşımız bu ortamda görev yaparak yetişmiş, elde ettiği birikim ve deneyimle mesleklerini başka bilgi merkezlerinde de ileri düzeye taşımışlardır. Bu denli büyük ve köklü bir Üniversitenin daha da başarılı olmasında, pay sahibi olmak için, mesleğimi ODTÜ Kütüphanesinde sürdürüyor olmak benim için başlıbaşına bir hedeftir. Buradaki diğer meslektaşlarımı da olabildiğince bu duyguya ortak ederek birlikte aynı amaca yönelmek ayrıca önemsediğim hedefler arasındadır.

Biraz da geleceğe dönük planlarınızdan söz edelim?

ODTÜ Kütüphanesinin mevcut basılı ve elektronik koleksiyonunu, Üniversitenin  eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma çalışmalarını desteklemek üzere daha da geliştirmek, kullanım alanlarını, mevcut kapasitenin üzerine çıkarmak, verilen hizmetlerin çeşitliliğini arttırmak, şu anda devam etmekte olan kütüphanelerarası işbirliği ve konsorsiyum çalışmalarını mesleğin farklı uygulama alanlarına da kaydırmak geleceğe dönük düşünceler kapsamında değerlendirebilir.

Ülkemizde bilgi hizmetlerinin düzeyini değerlendirelim biraz da…Toplumumuzda okuma alışkanlığı çok düşük düzeyde. Bu düzeyi yükseltmek için ulusal anlamda neler yapılabilir?

“...Okuma alışkanlığının ulusal proje haline getirilmesi, devletin en üst görevlerinde yer alan kişilerin de bu konuda toplumu özendirici çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyorum. Her aileyi üç çocuk dünyaya getirmeye özendirmek yerine, ailenin okuma-yazma bilen her üyesini ayda bir kitap ve hergün en az bir saat gazete okumaya özendirerek çok daha kaliteli bir toplum olacağımızı düşünüyorum. Okuma alışkanlığı, bu ülkenin en öncelikli konularından biri olarak ele alınmalı; devletin bütün kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve medya kuruluşları tarafından özendirilmeli, desteklenmelidir...”

Bu ülkede yaşayan ve okumadıklarından dert yanan insanların her beş on yılda bir ekonomik çöküntüler sebebiyle öncelikle karnını doyurma, giyinme, sağlığı ile ilgilenme gibi temel gereksinimlerini nasıl karşılayacağı endişesi ve güvensizliği ve hatta somut gerçeği ile karşı karşıya bırakılmamaları gerektiğini düşünüyorum. Hep sözü edilen Avrupa Birliği ülkeleri ya da gelişmiş batı toplumlarında, yaşam kalitesi ile okuma alışkanlığının doğru orantılı olduğu görülmektedir. Trende, metroda, otobüste, parkta, plajda yoğunlukla okurken tanık olduğumuz insanlar genellikle batı toplumlarında yaşayan insanlardır.

Okuma alışkanlığının ulusal proje haline getirilmesi, devletin en üst görevlerinde yer alan kişilerin de bu konuda toplumu özendirici çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyorum. Her aileyi üç çocuk dünyaya getirmeye özendirmek yerine, ailenin okuma-yazma bilen her üyesini ayda bir kitap ve hergün en az bir saat gazete okumaya özendirerek çok daha kaliteli bir toplum olacağımızı düşünüyorum. Okuma alışkanlığı, bu ülkenin en öncelikli konularından biri olarak ele alınmalı; devletin bütün kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve medya kuruluşları tarafından özendirilmeli, desteklenmelidir. Ülkede yaşanan ekonomik olanaksızlıklara rağmen, kitap alma kapasitesine sahip kitlelerin varlığı göz ardı edilemez. Ancak bu kitlelerin okuma alışkanlığı konusuna ilgisiz kalmaları da üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir başka gerçekliktir. Ayrıca, kütüphanelerden yararlanarak okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması konusunda da, ailelerin eğitilmesine yönelik ulusal bir politika oluşturulmalıdır.