Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Kitap Tanıtımı

 

GECELEYİN KÜTÜPHANE , İnceleme / Alberto Manguel.Çeviren: Dilek Şendil. İstanbul: YKY, 2008. 295 s.

ISBN: 9789750814778   

Alberto Manguel 1948’de Buenos Aires’te doğdu. Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle  İsrail’de geçirdi. Öğrenciliğinde Jorge Luis Borges’e dört yıl süresince kitap okudu.Yazarlığı yanında çokdilli bir çevirmen, antoloji yazarı ve editör olarak uluslararası ün kazanan Manguel’in başlıca yapıtlarından bazıları; Okumanın Tarihi (2001): Borges’in Evinde (2002); Palmiyelerin Altında Stevenson (2004); Hayali Yerler Sözlüğü (2005); Okuma Günlüğü (2007); Geceleyin Kütüphane (2008).

Kitaptan bir alıntı;

“...gece ya da gündüz kütüphanem özel bir dünyadır, ne büyük ne küçük halk kütüphanelerine benzer, ne de evrenselliğine ölçülü bir kuşkuyla baktığım hayalet misali elektronik kütüphaneye. Her ne kadar bilgimize ve imgelemimize uyum kazandırmak, verileri bir araya toplamak ve pintilik, cehalet, beceriksizlik ya da korkuyla diğer nice okurun deneyimlerini dışlamak konusunda kesin iradeleri ortak olsa bile üçünün coğrafyası ve gelenekleri farklı açılardan birbirlerinden ayrılmaktadır.......Delidolu gençlik yıllarımda arkadaşlarım mühendislik ve hukuk, finans ve uluslararası siyaset alanlarında başarılı olmanın düşünü kurarlarken, ben kütüphaneci olmayı düşlerdim. Tembellik ve seyahate olan ölçüsüz düşkünlüğüm beni başka bir yere sürükledi. Şimdi, 56 yaşını devirmiş olmakla birlikte o ilk idealime dönmüş bulunuyorum, kendime tam anlamıyla kütüphaneci diyemem ama sınırları evinkilerle karışarak ya da örtüşerek giderek artan kitap rafları arasında yaşıyorum. Aslında bu kitabın adı  Odamda Seyahat olmalıydı. Ne yazık ki bunu iki yüzyıl kadar önce ün salmış olan Xavier de Maistre düşünmüş.” ( Xavier de Maistre1763-1852) Sardinya Krallığında görevli Fransız ordusu subayı olmasına rağmen ismini Fransız edebiyatında duyurmuştur. Voyage autour  de ma chambre (Odamda Seyahat) Torino’da tutsak olduğu sırada  (1794) yayımladığı fantazilerini anllattığı bir yapıt ve ilk kitabıdır.)


TÜRKİYE AKADEMİK DERGİLER REHBERİ (2007-2008) / Nazmi Kozak. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, 2008. 483 s. “T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, No. 1827; Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksekokulu Yayınları No.12”

ISBN 9789750605253

“...Beşer yıllık zaman dilimlerinde gerçekleştirilmesi planlanan Türkiye Akademik Dergiler Araştırması’nın üçüncü dilimi , 2007 yılı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Ocak 2007 içinde başlanmış olan çalışmanın alan uygulaması, Ağustos 2007 tarihinde tamamlanmıştır...toplam olarak 996 dergiye ait bilgiler bulunmaktadır... Rehber iki bölümden oluşmaktadır... Birinci bölümde dergiler bilim dallarına göre  alfabetik olarak sıralanmaktadır...İkinci bölümde dergiler disiplinlere ayırıma tabi tutulmaksızın alfabetik olarak sıralanmaktadır...Dizin kısmında -dergi isimlerine, bilim dallarına, yayıncılara göre, yer alınan veri tabanlarına , editörlere, kurucu editörlere ve yerleşim birimlerine- göre de dizin hazırlanmıştır.


KÜTÜPHANELERİN HİKAYESİ: Yazının İcadından Bilgisayar Çağına /  Fred Lerner. Çeviren: Dilek Cenkciler. İstanbul:Bileşim Yayınevi,  2007. 369 s.

ISBN: 9752711898 

Kitabın yazarı Fred Lerner, Columbia Üniversitesinde Tarih ve Kütüphanecilik üzerine çalıştı ve doktorasını yaptı.

“Kütüphanelerin Hikayesi, insan kurumlarının en dayanıklılarından birinin, neredeyse, tarihin kendisi kadar eski olan birisinin tarihidir. Yazı arsa mülkiyetini kaydetmek ve eski borçların hesabını tutmak için keşfedilmiş olsa da; kısa zamanda şairler, rahipler ve kâhinler başka kullanım yolları bulmuştu. Muhtemelen ilk yazarlar kendilerine hitap etmişti, kendi hafızalarına yardımcı olsun diye düşüncelerini ve kompozisyonlarını kaydetmişlerdi. Ama bir süre sonra yazmanın hem boşluk, hem de zamanı aşmak için bir yol sunduğunu fark ettiler: yazarın sesinin ve ömrünün erişebildiği yerin ötesinde bir kitleye ulaşmak. Ve o kitlenin içindeki bazıları, yazılı kayıtların kendilerine, başka yer ve zamanlardaki erkeklerle kadınların düşüncelerini ve deneyimlerini sunduğunu anladılar. Geçmişin bilgeliği, günümüzün ilmi, geleceğin umut ve korkuları –yazılı kelimeler aracılığıyla, hepsi saklanabilir ve istenildiğinde başvurulabilirdi. İşte bu anlayışla, kütüphaneler ortaya çıkmış olmalı.”

“İster İlkçağlarda Ortadoğu’da, Ortaçağda Avrupa’da ve ister yazının sayısallaştığı bilgisayar çağında Amerika’da, tarihin her aşamasında, dünyanın her yerinde insanın yaratıcılığı bilgi hazinesini arttırdığı ve insanlar atalarından kalan ve akranlarından öğrendikleri bilgileri kullanmaya devam ettikleri sürece, bu bilgi ve belgeleri, toplayacak, kataloglayacak, saklayacak ve yönlendirecek insanlara ve kurumlara ihtiyaç olacaktır. Kitaplar ve kütüphaneler, yazının icadından bu yana geçen binlerce yıl boyunca değişmiştir. Değişimin hızı, matbaanın icadıyla ve üstüne bilgisayar çağında iyice artmıştır. Ama kütüphanecinin en önemli görevi hep aynı kalmıştır: insani becerilerin ve hayal gücünün kayıtlarını toplamak ve korumak ve bu kayıtları kullanacak olanların ellerine teslim etmek.

Bu görevler önemli olmaya devam edecektir ve yerine getirilecektir. Bunları gerçekleştirecek olanların kendileri olup olmayacağına karar vermek, kütüphanelerle kütüphanecilere kalmıştır.”