Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

Üniversitemiz Etkinlikleri

ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU YILDÖNÜMÜ

Ankara’nın başkent oluşunun 85. Yıldönümü 21 Ekim 2008 günü Üniversitesimiz Cevdet Kösemen Konferans Salonu’nda düzenlenen bir törenle kutlandı.

13 Ekim Pazartesi günü düzenlenen törende bir konuşma yapan VEKAM Genel Müdürü Zeynep Önen Ankara’nın Türkiye için öneminden bahsederek “Cumhuriyetin başkenti Ankara, Ankara’nın başkenti Ulus, Ulus’un başkenti Zafer Anıtı’dır dedi. Önen, konuşmasında VEKAM’ın gerçekleştirdiği “Ulus’la Buluşma” projesinden de bahsederek Ulus ve çevresinin modernizmin merkezi olduğunu belirtti.

 

 

Zeynep Önen’in konuşmasının ardından sahne alan Atılım Üniversitesi Kültür Müdürü Mustafa Kömürcü yönetimindeki koro Ankara yöresi türkülerini seslendirerek dinleyicilere keyifli anlar yaşattı.

 

Tören sonrası fuaye alanında Ankara Kültürünü Yaşatma Derneği tarafından gerçekleştirilen Seymenler halk oyunları gösterisi ile






 

Anıl Uludağ ve Ece Eryıldız tarafından hazırlanan “Ulus’la Buluşma ve Zafer Anıtı’nın Hayatında Birgün” konulu fotoğraf sergisi beğeniyle izlendi


 


SÖYLEŞİ: 2023 YILINDA TÜRK GENÇLİĞİ

Üniversitemiz, ATILIMCI HUKUKÇULAR TOPLULUĞUNUN davetlisi olarak gelen YERLEŞKE2023 dergisi Ekibi ile DOĞU CEPHESİ KOMUTANI KAZIM KARABEKİR PAŞA’NIN KIZI SAYIN TİMSAL KARABEKİR, 14 Ekim 2008 tarihinde ‘2023 YILINDA TÜRK GENÇLİĞİ’ konulu söyleşi gerçekleştirdiler.

Derginin Yazı İşleri Müdürü Suat Turgut konuşmasında şöyle dedi;

“...Kurtuluş Savaşı’nda Çanakkale’de 15-16 yaşındaki çocukların biraz sonra öleceğini bildiği halde ülkesiyle ilgili, vatanıyla ilgili, şerefiyle ilgili canlarını verişlerini gördüğüm zaman Suat dedim hani sen, yani tamam böyle yaşıyorsun da senin bu ülkeye borcun yok mu dedim ve arkadaşlar bakın 3 yılda 30 tane Türk Tarihi gerçek öyküleri çizgi romanlarını yaptım. Allah nasip ederse, bunların filmlerini yapacağız. Çocuklarımız Örümcek Adamın ağına düşmesin diye… “

Daha sonra söz alan derginin imtiyaz sahibi Osman Arslan; “Fark yaratma”nın önemine değinerek aşağıdaki örneği verdi.

“...Arkadaşlar, fark fark demek, ne demek? Yani fark neyi meydana getirir? Bakınız MOBİL markasını bilirsiniz, benzin istasyonları deyince hele bütün dünya şuanda İngiltere merkezli fakat başlangıçta Amerika merkezliydi ve şuanda bütün dünyada bir ağı var, dünyanın en çok ciro yapan ikinci markası. Bir zamanlar bu marka batıyor, iflasa gelmişti. İflas ederken, kendisini, markasını satışa çıkarttı. Alıcı bulamıyordu. Kriz şartlarındaydı, dünya ekonomisi. Birisi çıktı dedi ki, bir reklamcıydı, o. Bana hissenin %51’ni ver, ben seni kurtaracağım. Birlikte kazanacağız. Ya peki tamam vereyim, sende bana şu kadar para ver. Ne parası sana para falan vermiyorum. Sana sadece bilgimi, birikimimi vereceğim. Ya sen saçmalıyorsun. Ya tamam, başaramazsan bana süre ver, ben sana söylüyorum, 6 aya kadar çıkaracağım. Eğer çıkartamazsam, geri al. Peki denemeye değer demiş, girmiş. Reklamcının yaptığı şey sadece ne biliyor musunuz? Mobil sadece lacivert yazardı, o lacivert yazının içerisindeki “O” var ya “O”yu kırmızıya çevirdi ve tabelalarını yenileyerek ışıklı hale getirdi. Bütün dünya da, bütün sürücüler daha çocukluktan itibaren annesi, okulu, televizyonu, radyosu herkes ne der? Kırmızı da dur, kırmızı da dur, kırmızı da dur, kırmızı da dur. Sadece o kırmızı noktayla bütün sürücülerin uzaktan gördüğü o kırmızı noktayı kullanarak şirketin cirosunu üst sıralara yükseltti...”?

Bu konuşmaların ardından söz alan Timsal Karabekir Yıldıran; “DÜNÜ UNUTMA Kİ, YARINA HAKKIN OLSUN” konulu konferansını verdi.

Kazım Karabekir’in Osmanlı’nın son paşası olduğuna dikkat çeken Karabekir, ülkenin işgal döneminde yaşadığı zorluklardan bahserek vatana duyulan aşkla genç yaşta çok şehitler verildiğini ifade etti. Türk olmanın birçok güçlüğü yenmek için tek neden olabileceğini belirten Karabekir günümüzde yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, bağımsızlığımızı kaybetmemek için ülkemize ve değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini söyledi.

Aşağıda konferanstan bir bölümüne yer verilen konuşmanın tamamını Kurumsal Arşiv sayfasında bulabilirsiniz.

“... Anadolu’ya ilk çıkan beş komutanlarımız, işte bu gözü kara insanlar; sırasıyla Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Mustafa Kemal, Refet Bele, Rauf Orbay. Amasya Genelgesi dünya kamuoyuna haykırır; Vatan bir bütündür, bölünemez; Millet bir bütündür, bölünemez. Fakat bu sözler İstanbul’da yankılandığı zaman İngilizler çok kızarlar. Mustafa Kemal orada neler yapmış? Derhal tevkif edilmeli, hatta idamı isteniyor. Suçu çok büyük, Mustafa Kemal’in ne dedi? Vatan bölünmez, dedi; Millet bölünmez, dedi ve aciz olan padişah, Mustafa Kemal’in tevkif emrini, Kazım Karabekir’e verir. Derhal Mustafa Kemal tevkif edilecek. O yüce insan buna gerek yok, der. Ben istifa ediyorum, bütün rütbelerini söker. Artık o milletin sinesine dönmüştür Amasya Genelgesi imzalanır. Şimdi bundan bir ay önce Trabzon’dayız. Yani Mustafa Kemal, 1919’un Mayıs’ında Samsun’a çıkıyor. Fakat Kazım Karabekir, 19 Nisan’da Trabzon’dadır, Erzurum’a gitmek için. Çok büyük bir miting yapılıyor ve o mitingde Kazım Karabekir şöyle konuşuyor. “Ben buraları hülyalı kafalara vermeye değil, vatanımda gözü olanın gözünü oymaya geldim.” Bütün Trabzon halkı, Müdafaayı Hukuk Cemiyetleri hep beraberdirler. Esasında istenilen gene bu hiçbir şey değişmiş değil. Şu haritaya çok dikkatli bakın. Osmanlı, hasta adam ölecek miras paylaşmaya leş kargaları gelmiş. Hiçbir şey değişmedi. Eğer biz aklımızı başımıza almazsak, bunlar aynı şekilde bu vatanı bölmeye dünden meraklılar; Ankara ve etrafı size yeter diyorlar. İngiliz’i, Fransız’ı, İtalya’nı ve Rumlar; Doğu’yu da Ermenilere Peşkeş çekiyorlar. O yüce kadın Sultan Ahmet mitinglerinde Halide Edip, her yüreğe bir meşale yakıyor. Şimdi ben sizleri bir konağa davet ediyorum. Erzurum’da, Atatürk Evi olan konakta, Mustafa Kemal sivil ordudan ayrılmış. İçeriye en güvendiği Yaveri Kazım Dirik giriyor ve diyor ki, “Paşam madem istifa ettiniz. Bundan böyle ben kimden emir alacağım? Elimdeki dosyaları kime vereceğim?” Çok üzgündür, Mustafa Kemal Paşa, yanındaki Rauf Beye gördün mü, Rauf diyor. Yani bir saat önce sen her şeysin diyen insanlar, artık sen sıfırsın, demekte. Bu sırada Celal Abbas Yaveri içeriye giriyor. Kazım Karabekir’in, bir asker bölüğüyle gelmekte olduğunu haber veriyor. Rauf Orbay anılarında, Mustafa Kemal bir an sarardı, diye yazar. Her şey buraya kadarmış, Rauf. Padişah’tan aldığı görevi biliyor, emiri biliyor. Fakat Kazım Karabekir içeriye giriyor. Resmi kıyafetiyle, sivil olan Mustafa Kemal Paşanın karşısında bir asker selamı çakıyor ve Paşam diyor dün olduğu gibi, bugünde bütün kolordumla emrinizdeyim. Sizi koruması için bir büyük asker, iki dava arkadaşı yaşlı gözlerle sarılıyorlar. İşte o gün, o konakta Türk’ün kurtuluş yıldızı parlıyor. O gün, o konakta Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli atılıyor ve o gün, o konakta Mustafa Kemal, Atatürk oluyor ve o yüce insanın arkasında artık bir kolordu komutanı var. O kolordu ki, Osmanlı’nın askerini terhis etmemiş, silahını teslim etmemiş yegane gücü 15. Kolordu. Erzurum Kongresi toplanıyor. Bunu Sivas Kongresi takip ediyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi şanla, şerefle, dualarla açılıyor...”