Sayı:7/Yıl 2 Haziran/2007
ISSN: 1306-3472


Sahibi:
Prof.Dr. Abdurrahim Özgenoğlu
Yayın Kurulu :

Prof.Dr. İsmail Bircan
Prof.Dr. Oya Batum Menteşe
Uzman Nilüfer Ünal
Editör:  Nilüfer Ünal
             3 Ayda bir yayınlanır.

KİTAP TANITIMI

Burçak Evren
Hikmet Erhan Bener
Nursun Erel

Evren, Burçak
Fatma Girik : iki Ün'lü kadın / Burçak Evren. Ankara : Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı , [2007].
276p. 
( Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı Dünya KİV Yayınları No : 8
ISSN : 9789759652463

“NE YAPARSAN YAP AMA ADAM GİBİ YAP”

Bilgi Çağının getirdiği evrensel “bilgiye ulaşma” ve “bilgiyi kullanma” yeteneklerine sahip, mesleki konularda bilgili ve deneyimli, araştırmacı, dinamik, ülke sorunlarına duyarlı, takım çalışmasını seven, mesleğinde ve iş dünyasında başarılı, rekabetten korkmayan, sanatsal, kültürel ve tarihsel değerlerimize sahip çıkan, çevre konusuna duyarlı, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Atatürk ilkelerine bağlı gençler yetiştirmek üzere başlamıştı Atılım Üniversitesi’nin serüveni.
10. yılımızda yüzlerce öğrencimizi bu değerlerle yetiştirdik, mezun ettik, etmeye de devam ediyoruz. Yakın gelecekte 7 fakültede 15 bine yakın öğrencimizle hedeflediğimiz büyüklüğe ulaşacağız. Üniversite fikrini oluşturduğumuz yıllarda, ülkenin taşını toprağını öğrenmeye ve değerlendirmeye çalışan genç mühendislerdik. Bu coğrafya üzerindeki en güzel, en önemli ve keşfedilmemiş toprakları arşınlıyorduk ideallerimiz uğruna. Bugün gelişen ve değişen dünya düzeninde sadece mühendis olmanın ve bakir toprakları arşınlamanın yeterli olmadığını görmek çok zor olmasa gerek.

Başladığımız noktada ülke gerçekleri, bizim mühendislik ağırlıklı bir üniversite olmamız gerektiği fikrini oluşturmuştu.

10. yılımızda bunu başardığımızı düşünüyorum, ancak bir gerçeği ve eksiği hatırlatmakta fayda görüyorum.

Cumhuriyet Türkiyesi’nin 100. yılına yaklaşırken kaygı verici gelişmeleri yaşayacağımız gerçeğiyle yüz yüzeyiz. 1920’lerde temelleri atılan çağdaş, laik Cumhuriyet bugün yeni bir aydınlanma dönemine ihtiyaç duyuyor. Bugün sanattan, edebiyattan, tiyatrodan, sinemadan yoksun yetişen nesillerin çok iyi doktor, mühendis, avukat olmaları bu ülke için çokta önemli olmayacak ne yazık ki. Çünkü bu ülke topraklarının türküsünü söyleyemeyenlerin söyledikleri, bizi gerçek bir karanlığa sürükleyecektir.
Büyük Atatürk “güzel sanatlarda başarı bütün devrimlerin başarıldığının en kesin kanıtıdır” demişti. Bu ülkenin daha eskilerde, Sabahattin Ali’leri, Nazım Hikmet’leri, Fakir Bayburt’ları, Muhsin Ertuğrul’ları Mahsuni Şerif’leri, Atıf Yılmaz’ları vardı. Şimdi giderek azaldılar. Bizi ve bu toprakları besleyen ve yaşatanlardı onlar. Gittiler ve yerlerine birilerini bırakmadılar. Şimdi bir çoğu siyah beyaz karelerinde, tozlu sayfalarda ve taş plaklardalar.
Beklide bugün kaygı duyduğumuz onca şeyin sebebi de budur; görsel sanatlarda yakalayamadığımız başarı, devrimlerin temelinden sarsılmaya çalışılmasına bir gerekçe oluşturmakta. Ankara Uluslararası Film Festivali o nedenle çok önemli. Cumhuriyet’in Başkenti’nde bir film festivali elbette olmalı, elbette yaşamalı, geleceğin genç sinemacıları film karelerinin unutulmazlarını yaratmalı ve birileri bu toprağın türküsünü unutturmamalı. Biz o nedenle destekliyoruz festivali, sinemayı, sinemacıları; elimizden geldiğince...
10. yılımızda 50. yılını kutlayan Fatma Girik’e, 50 yıl önce söyledikleri içinse babasına şükranlarımızı sunuyoruz. 13 yaşındaki Fatma sinemacı olmak istediğinde babası “ne yaparsan yap ama adam gibi yap” demiş. Oda öyle yapmış zaten.

100. yılına yaklaşan Cumhuriyetin bugün işini “adam” gibi yapanlara en çok ihtiyaç duyduğu dönemi yaşıyoruz. Üniversite fikrini başta da belirttiğim gibi bu ülkenin bakir topraklarını arşınlayan mühendislerken oluşturmuştuk, sonra bu ülkeye mühendisler yetiştirelim istedik ama şimdi gördük ki önce “insan”, önce “adam” sonra mühendis olmak ve “geleceğe iz bırakmak” için sanata, sinemaya, edebiyata, tiyatroya ihtiyaç var.

İşini “adam” gibi yapan ve bu ülkeye değer katan herkese saygıyla.

Yalçın ZAİM
Atılım Üniversitesi
Mütevelli Heyet Başkanı


Hikmet Erhan Bener

Yazar. 19 Nisan 1929, Lefkoşa / Kıbrıs doğumlu. Vüs'at O. Bener'in kardeşidir. Yazar Cemil Sena, amcasıdır. Babasının öğretmenliği nedeniyle ilk, orta, lise öğ­renimini Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Kayseri Lisesi'nden sonra A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Şubesi'ni (1950), ardından A.Ü. Hukuk Fakültesi'ni bitirdi (1956). 1957'de gazeteci-yazar Fik­ret Otyam'ın kız kardeşi ile evlendi (1957). 1958'de staj için Brüksel'e gitti, burada bir yıl kaldı. Dönünce Hazine Genel Müdür Yardımcılığı'na atandı. Maliye Bakanlığı bünyesinde, Maliye Müfettiş Muavinliği, Hesap Uzmanlığı yaptı. 1963'te Paris Elçi­liğimize Maliye Müşaviri olarak tayin ol­du. Uluslararası Ekonomik işbirliği Teş­kilatı OECD'de, bir yıl maliye müşavirliği yaptı. Türkiye'ye dönüşünde Maliye Ba­kanlığı Hazine Genel Sekreterliği'nde kambiyodan sorumlu genel müdürlük gö­revine getirildi. OECD'de Türk heyetinin 2. başkanlığına atandı, 1973 sonuna dek bu görevini sürdürdü. Dönüşünde Emekli Sandığı Genel Müdürü oldu. Görevleri nedeniyle ABD'den Hindistan'a, Dani­marka'dan İsrail'e kadar birçok ülkede bu­lundu. 1975'te kendi isteğiyle emekliğe ayrıldı. 1993'e kadar, bir süre avukatlık yaptı. Daha sonra tümüyle edebiyata yöneldi. Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Dil Derneği üyesidir. Çalışma­larını Ankara'da sürdürüyor.

Edebiyata şiirle başladı. İlk ürünleri Yedigün, Seçilmiş Hikayeler (1945-51), 1952'den sonra Varlık, Dost, Vatan dergi ve gazetelerinde yayımlandı. Özgür İnsan dergisini yönetti (1976). Aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerini topladığı ilk şiir kitabında aruz ölçüsüne serbest biçem verme çabasında görüldü. 1961'de Kedi ve Ölüm (Ara Kapı) romanıyla Türk-Fransız Kültür Cemiyeti Ödülü'nü aldı. 1979'da Hızır Doktor oyunuyla Muhsin Ertuğrul Ödülü' nü, Aşk-ı Muhabbet, Sevda ile 1992 Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü, Alabalık öyküsüyle de 1993 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü aldı. Ayrıca Hınzır Kız romanıyla 1996 Yu­nus Nadi Roman Ödülü'nü, Günbatımı Öy­küleri'yle de 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü'nü kazanan Bener'in; Böcek, Sisli Yaz, Ölü Bir Deniz, Yalnızlar roman­ları sinemaya aktarıldı. Böcek, 1997 Altın Portakal Ödülü'yle, 2000 yılında Fransız hükümetinin 'D'officier des Arts et Lettres Nişanı' ile ödüllendirildi.

“Erhan Bener, modern yazın gelene­ğimizin yapı taşlarından biridir. Roman­larında dile getirdiği bireyin ve onu sar­malayan toplumsal ortamın gerçeğine ba­kışı, kurduğu roman dünyası ile toplumun değişen/dönüşen yüzünü yansıtmadaki öz­günlüğü onun romancı kimliğinin en ayırıcı özelliğidir.” (Feridun Andaç)

ESERLERİ

ROMAN: Acemiler (1952), Yalnızlar (1954), Gordium (1956), Loş Ayna (1960), Ara Kapı (1962, Kedi ve Ölüm adıyla, 1965), Baharla Gelen (1969), Elifin Öy­küsü (1980), Oyuncu (1981), Ünlü Gezgin Macellos da Vinci'nin Akıl Almaz Serü­venIeri (1981), Böcek (1982), Ölü Bir De­niz (1983), Sisli Yaz (1984), Ortadirekler (1987), Tekilleşme (1990), Bir Büyük Bü­rokratın Romanı (1991), Anafor (1993), Hınzır Kız (1995), Köleler ve Tutkular (1999), Işığın Gölgesi (2000), İlişkiler (2002).

ÖYKÜ: Aşk-ı Muhabbet Sevda (1992), Gece Gelen Ölüm (1994), Günba­tımı Öyküleri (1995), Denizaşırı Öyküler (1996), Yaralı Aşklar (1998).

OYUN: Çıldırtan Yağmur (1980), Bürokratlar (1981), Hızır Doktor (1981), Şahmeran (oyunlaştırılmış halk masalı, 1984; çocuk romanı olarak, 1991).

ŞİİR: Sesler (1948).

ANI: Bürokratlar (3 cilt, 1978-79, oyun olarak: 1981).

ÇOCUK KİTAPLARI: Şahmeran Öyküsü (1991), Burcu Öğretmenin Öykü­leri (1993).

HAKKINDA: Doğan Hızlan / Erhan Bener ile Söyleşi (Cumhuriyet, 17 Eylül 1981), Selçuk Eke / Bir Yazar Kendini An­latıyor: Erhan Bener ile Söyleşi (Gün­doğan Edebiyat, 1992, Kış, Sayı:1),Feri­dun Andaç / Superonline (1999), Zeynep Aliye / Sanat ve Yapıtıyla Erhan Bener Cumhuriyet Kitap,18.2.1999), Pınar Gök­san Aker / Erhan Bener'le "Köleler ve Tut­kular" üzerine - Modem çağın köleleri (Cumhuriyet Kitap, 23.3.2000), Feridun Andaç / Edebiyatımızın Yol Haritası (2000), Erhan Bener "Işığın Gölgesi”nde resim sanatına bakıyor - Işığın peşindeki gölge (Cumhuriyet Kitap, 15.3 .2001), Aslı Örnek / İlişkiler (Radikal Kitap, 22.10. 2002), İlişkiler / Erhan Bener (Cumhuriyet Kitabı, 31.10.2002), A. Ömer Türkeş / Yarım asırlık parlak bir edebiyat yaşamı (Radikal Kitap, 4.11.2002).

KAYNAK: Işık, İhsan: Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi; 5786 Edebiyatçı ve bilim adamının hayat ve eserleri. 3. bs. Ankara: Elvan Yayınları, 2004. 720 s.

 


Nursun Erel

Hamamböceği Sendromu; Meraklısına TV Röportaj Notları. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2002.184 s.
ISBN: 975-14-0883-0


İÇİNDEKİLER
30 Saatlik Savaş Filmi
Sinekli Çadır
Bağdat Yollarında
Yeniden Bağdat
Benazir Butto’yu tanımak
İki İnatçı İhtiyar
Çarşaflı Günler
Washington-New York Günleri
Yeniden Washington
Soykırım, Türkiye ve Ermenistan

Hamamböceği (Blattaria): Neredeyse her koşulda ayakta kalır... Geniş alanlara dağılımı, üreme enerjisi, farklı koşullara uyum sağlama yeteneği, çok çeşitli besin maddeleriyle beslenebilme özelliğiyle, böcekler arasında özel bir önemi vardır... Mücadelesi zordur... Araştırmalar, en büyük nükleer patlamadan bile etkilenmeden yaşamlarını sürdürebildiklerini ortaya koymuştur...
(Kaynak: (AnaBritannica)

Biz gazeteciler de böyle değil miyiz?
NURSUN EREL

Tansu Çiller’in Siyaset Romanı; Nursun Erel (ve) Ali Bilge. 2. bs. Ankara: Bilgi Yayınevi, 1994. 271 s. “Bilgi Yayınları / Bilgi Dizisi: 96. ISBN: 975-494-452-0

GİRİŞ

Tansu Çiller'i bir salı günü Akay Caddesindeki köhne Doğru Yol Partisi Genel Merkezine, “parti üyesi olmaya” getiren rüzgar, önüne katarak, üç yıl gibi kısa bir süre içinde Başbakanlığa da tırmandırdı.
Türkiye'nin ilk kez bir "Kadın" başbakanı olmuştu, üstelik Çiller, sıradan bir kadın da değildi. Milyarderdi, sarışındı, profesördü, güzeldi, çelik gülüşüyle kocasını soyadını almaya bile yönlendirebilmişti.
Boğaziçi Üniversitesinde, iddiasız ekonomi dersleri verip, sınav kağıtları okurken Türkiye'nin kaderine hükmetme noktasına tırmanıveren bu kadın nasıl biriydi? Bilgisi, projeleri, zaafları, yetenekleri, yalanları düşleri, korkuları, kıskançlıkları, hırsları, sevinçleri, sırları nelerdi? 13 Haziran 1993 günü DYP Genel Başkanlığına getirilen Tansu Çiller, başbakanlık sorumluluğunu almaya hazır mıydı? Türkiye'nin 50. hükümetinin başlı oldu ama acaba başarılı bir başbakan olabildi mi?
Bu soruların yanıtlarını elinizdeki kitapta bulacaksınız. Belgelere yaslanan bu romansı anlatım, bir Tansu Çiller portresi çizmekle kalmayacak, Türkiye'nin 20 Ekim 1991 seçimleri sonrasında bugüne değin yaşadığı siyasi süreci de aydınlatacak. Türkiye'nin içine yuvarlanmakta olduğu ekonomik krizin, hangi ihmaller, tavizler ve yanlışlıklardan filizlendiğini göreceksiniz.
Kitabın yazarları Nursun Erel ve Ali Bilge, Tansu Çiller'in Devlet Bakanı olduğu dönemde 4.5 ay süreyle "danışmanlığını" yaptılar. Ekonomi alanında uzmanlaşmış gazeteciler olarak Çiller'den bu öneriyi aldıklarında sevinmişlerdi, cumhuriyet tarihinin en geniş tabanlı hükümetinden kamuoyu önemli görevler bekliyordu. DYP-SHP Koalisyonunu kuran protokol ekonomide yeni bir istikrar programı uygulanacağın açıklıyordu. Böyle bir ortamda ekonomiden sorumlu bakanın yanında çalışmak, tarihe tanıklık etmek olacaktı. Çiller'le 4.5 ay süren beraberlik, baş gösteren anlaşmazlıklar üzerine sona erdi, Erel ve Bilge gazetecilik mesleğine döndüler. Tanık oldukları dönem, "çok yakından izledikleri kişi" ve göbeğinde yaşadıkları olaylar çok ilginçti... Hele bu sürecin sonunda Çiller'in başbakan olması...
İki gazeteci kamuoyuna yansıyanlarla, başbakanlık binasının kalın duvarları arkasında yaşananların çok farklı olduğunu belirlemişlerdi. Kapsamlı araştırmalar yaparak, yaşananların perde arkasını aydınlattılar ve bir "Çiller Portresi" kaleme almaya karar verdiler. Çankaya'dan başbakanlığa, Yeniköy'den Boğaziçi Üniversitesine, plazalara, meslek odalarına uzandılar, Afyon'a, Antalya'ya gittiler. Connecticut'la bağlantı kurdular. Politikacılar, bürokratlar, gazeteciler, sekreterler, şoförler, işadamları, öğretim üyeleri, korumalar, şoförler, yabancı uzmanlar, bankacılar, garsonlar, hatta hatta Cumhurbaşkanının da aralarında yer aldığı 300'e yakın görüşme ile Tansu Çiller portresini tamamladılar... Baştan beri yanıtını aradıkları, "Yanında çalıştığınız insanı, yaşananları kaleme almak adil mi?” sorusu ise Türkiye ekonomisinin sürüklendiği kriz sırasında kendiliğinden yanıtlandı...

Görevinden istifa eden üst bürokrat, "Krala elbisesi olmadığını bir ben söyleyebildim" diyordu. İki gazeteci, "Gerçekleri hem kral hem de halk görmeli" diyerek bilgisayarın başına oturdular...Bir bölümü Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan "Tansu Çiller'in Siyaset Romanı"nı büyük bir ilgi ile okuyacağınızı umuyoruz.

Bu çalışmada yardımların esirgemeyen tüm kaynaklara, ailelerimize,Tan Oral, Orhan Bursalı, Cevdet Kaleli ve Handan Tekin’e teşekkür ederiz.

NURSUN EREL – ALİ BİLGE

Site Haritası | Sayılar | Kütüphane Ana Sayfası | Atılım Üniversitesi | Ana sayfa | İletişim