YanSIMALAR > Kütüphanecilikten.


Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesi
 

Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi Çanakkale'de açıldı  

İlk kitap müzesini o kuracak 43. Kütüphane Haftası Programı

 

Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesi

Hürriyet Cuma Eki     9 Mart 2007

Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesi Yapılan araştırmalar ve kazılardan anladığımız kadarıyla kütüphanelerin geçmişi M Ö 2400’e kadar uzanıyor. Kütüphaneler, başka yerde bir arada bulunması son derece zor olan on binlerce kitap, belge, yazma, harita, süreli yayın, koleksiyonlar vs. ile araştırmacıların, öğrencilerin, meraklıların mabetleri olmayı sürdürüyorlar. İnternete ve başka teknolojik gelişmelere rağmen, barındırdıkları zenginliklerle uzun süre vazgeçilmezler arasında yer alacaklar. Kütüphaneleri en iyi bilenlere sorduk, onların tercihleri Türkiye’nin en iyi kütüphanelerini ortaya çıkardı.

EN İYİ 10

1. Atatürk Kitaplığı - İSTANBUL

2. İSAM - İSTANBUL

3. Milli Kütüphane - ANKARA

4. Beyazıd Devlet - İSTANBUL

5. Sermet Çifter - İSTANBUL

5. Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi - ANKARA

6. Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi - İSTANBUL

7. Milli Kütüphane - İZMİR

8. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi - İSTANBUL

9. Atatürk İl Kütüphanesi - İZMİR

10. Süleymaniye Kütüphanesi - İSTANBUL


Atatürk Kitaplığı

Boğaz manzaralı kütüphane/_newsimages/2994170.jpg

1924’ten beri hizmet veriyor. 150 yıllık gazete ve dergi koleksiyonu var. 350 bine yakın kitap bulunan kütüphanenin cilt ve onarım atölyesi bulunuyor. Ayrıca çeşitli yazma, atlas-harita, takvim, kartpostal gibi özel koleksiyonları mevcut. 10 bine yakın harita ve karpostal koleksiyonu internetten de incelenebiliyor. Osmanlıca, Arapça, Fransızca, Rumca ve İngilizce birçok dilde esere ulaşmak mümkün. Görme engelliler için özel kabinlerde gönüllüler istedikleri kitapları okuyup CD’ye kaydediyor. Nadir eserler CD olarak sunuluyor. Tel: (0212) 249 09 45.

İSAM (TDV İslám Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi)

Osmanlı sicilleri burada
/_newsimages/2994176.jpg
1984’te kuruldu. İslám kültürü’nün yanısıra Türk kültürü, tarihi, edebiyatı ve sosyal bilimlerin birçok alanında kaynakları var. Ziyad Ebüzziya, Orhan Şaik Gökyay, Hilmi Oflaz, Albert Hourani, Jacques Waardenburg, Kemal Beydilli, Kasım Küfrevi, Nuhoğlu Ailesi, Kathleen R. F. Burril ve İ1lber Ortaylı’ya ait özel koleksiyonları bünyesine kattı. 182 bin cilt kitap, 2 bin 720 çeşit dergi, 17 bin doküman, 19 bin 144 mikrofilm, 411 mikrofiş ve mikrofilm, 640 CD mevcut. Osmanlı Kadı Sicilleri, Şer’iyye Sicilleri Arşivleri burada. Tel: (0216) 474 08 50

Milli Kütüphane

Ceylan derisine yazılı İncil

1946’da kuruldu. 2 milyon 608 bin 359 eser kayıtlı: 1 milyon 115 bin 840’ı kitap, 55 bin 836’sı eski harfli Türkçe kitap, 26 bin 282’si el yazması kitap, 1 milyon 211 bin 357’si gazete ve dergi. Ünlü ressamların orijinal tabloları, taş plaklar, fotoğraf, pul, para, afiş ve mikrofilm gibi görsel-işitsel materyaller de var. İstanbul’un fethinde ele geçirilen ceylan derisi üzerine yazılı İnciller ve tezhipli Kur’an-ı Kerim’ler en değerli eserleri. Dört okuma salonu ve görme özürlülere yönelik "Konuşan Kitaplık" mevcut. Konferans salonları, sergi salonları, geniş bir otopark ve kafeteryaya da sahip. İnternette e-kütüphane hizmeti veriliyor. Uluslararası Kütüphane Dernekleri ve Kuruluşları Federasyonu üyesi. Tel: (0312) 212 62 00

Beyazıd Devlet

3 bin sesli kitap

Türkiye’nin ilk devlet kütüphanesi. 1884’te kuruldu. Türkiye’ de yayınlanan tüm kitaplar, özel el yazmaları, Cumhuriyet öncesine ait eski matbular, Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar yayınlanmış bazı dergiler, bütün gazeteler, harita, afiş, pul ve kartpostal arşivlerine sahip. Yaklaşık 500 bin kitabından 50 bini Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce gibi yabancı dillerde. 7 ayrı okuma salonundan oluşuyor. 1992’den beri görme engelliler için özel bir çalışma yapılan kütüphanede, 3 bin sesli okunmuş kitap ve kabartma yapılarak yazılmış kitap bulunuyor. Araştırmalar için genelde öğretim üyeleri tercih ediyor. Özellikle yakın tarihle ilgili tüm kaynakların bulunduğu kütüphanede isteyen herkese eserlerin fotokopi ve CD kopyaları veriliyor. Tel: (0212) 522 24 88

Sermet Çifter

Üyelik sistemi var

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık bünyesinde 1978’de açıldı. 1992’de yeniden düzenlendi. Edebiyat, sanat ve tarih alanlarında önemli bir koleksiyona sahip. Türk tarihi, kültürü, Türk ve dünya edebiyatıyla İstanbul konularında uzman. 80 bin cilde ulaşan kitap koleksiyonu var. Araştırmacıların kullanımına açık, bin 117 ciltte toplanmış bin 578 adet yazma eser mevcut. Yazma eser ve nadir kitaplardan yararlanmak isteyenlere dijital hizmet sunuluyor. Çeşitli koleksiyonlardan derlenmiş binin üzerinde nadir kitap var. Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi bir uzmanlık kütüphanesi. Bu nedenle, üyelik koşulu aranıyor. Üye olmayanlar 1-2 gün gibi kısa sürelerle kütüphaneden yararlanabiliyor. Tel: (0212) 252 47 00

Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi

Her yıl bin kitap daha

1929’da kurulan Alman Arkeoloji Enstitüsü, 1989’dan beri eski Alman Konsolosluğu binasında faaliyet gösteriyor. Enstitüsü kütüphanesinde yaklaşık 53 bin cilt kitap, 270 periyodik yayın var. Yılda 800-1000 arasında kitabı koleksiyonuna katıyor. Neolitikten Bizans ve Osmanlı dönemlerine kadar arkeoloji alanında zengin kaynakları var. Küçük Asya ve Trakya’da kurulmuş ülkeler konusunda kaynaklara ulaşılabilir. Ayrıca mimarlık tarihi, sanat tarihi, seyahatnameler, Osmanlıca kitaplar, İstanbul ile ilgili yayınlar, dergilere de sahip. Herkese açık kütüphanenin harita ve zengin fotoğraf arşivinden yararlanmak mümkün. Kütüphanede ayrıca kış boyunca ayda en az 2 konferans düzenleniyor, sergiler açılıyor. Açmak isteyenlere sergi salonu veriliyor. Tel:(0212) 252 34 90

Milli Kütüphane

Katip Çelebi’nin Cihannüma’sı burada

İttihat ve Terraki döneminde (1912) Osmanlı mimari tarzında yapılan binası, 29 Ekim 1933’te Cumhuriyet’in 10. yılında açıldı. Milli Kütüphane Vakfı ve Milli Kütüphane Derneği’ne ait. Dünyada periyodik olarak yayınlanan gazete ve dergiler kurulduğu günden itibaren kütüphaneye geliyor. Araştırma yapmak isteyenler ve meraklılar için önemli bir arşiv. Aralarında çok nadide el yazması Kur’an-ı Kerimler’in bulunduğu 600 bin kitaba sahip. Kütüphanede beş bin el yazması eser var. İçinde 14 harita olan Katip Çelebi’nin dünya coğrafyası ve astronomisi hakkında yazılmış Cihannüma’sı da bunlar arasında. Bu eser ilk matbaacımız İbrahim Mütefferika baskısı. Antik Yunan filozofu Aristotales’in 1531 yılı Gutenberg basımlı ilk matbaa ürünü kitabı da bu kütüphanede. Ayrıca, 74 el yazması Kur’an-ı Kerim de koleksiyon arasında.Tel: (0232) 484 82 54

Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi

Yıllık bütçesi 3 milyon dolar

1986’da kuruldu. Üniversite dışından gelenlere de açık. 400 binden fazla kitap, 2 bin 700 basılı dergi, 30 bin elektronik dergi ve 100’den fazla veri tabanına sahip. Yıllık bütçesi 3 milyon dolar. CD ve kasetlerden oluşan müzik koleksiyonunun yanı sıra 17 kabin var. Bu kabinlerde müzik dinleyerek ders çalışmak, kitap okumak mümkün. Körler için kabartma piyano notaları mevcut. Türk plastik sanatlar arşivine sahip, sanat galerisinde yerli ve yabancı ressam ve heykeltıraşların eserleri sergileniyor. Kaynaklar ABD Kongre Kütüphanesi (LC) Sınıflama Sistemi’ne göre düzenlenmiş. Koleksiyon, BLISS (Bilkent Library Information Services System) adı verilen katalog ile bilgisayar ortamına aktarılmış. Tel: (0312) 290 12 82

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi

En yeni kütüphane

Suna ve İnan Kıraç Vakfı bünyesinde kurulu. Halka ve bilimsel araştırmacılara açık. Bizans döneminden itibaren İstanbul, Osmanlı ve Atatürk ile ilgili geniş bir koleksiyona sahip. El yazmaları, belgeler ve 30 farklı dilde yaklaşık 40 bin kitap var. İstanbul araştırmaları için bilim adamları ve uzmanların ilgileneceği özel bir koleksiyonu mevcut. İki katlı kütüphanenin ilk katı sergi salonu. Harita ve arşiv bölümü var. Yazma eserler ve birçok kitap dijital ortamda. İnternet sitesinden bu kaynaklara ulaşmak ve yararlanmak mümkün. El yazmaları dışındaki kaynakların fotokopileri verilebiliyor. Tel: (0212) 245 89 45

Atatürk İl Halk Kütüphanesi

Yeni kitapları bulmak mümkün

1775’te Ahmet adlı bir kitapsever tarafından vakıf olarak tahsis edildi. Vakıf kütüphaneleri Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilince Hisar-ı Şerif Kütüphanesi, Pazar Yeri, Hatun İye, Şadırvan, Baş Durak, Tuzcuzade, İt Pazarı kitaplıklarıyla birleştirilerek Hisar Umumi Kütüphanesi oldu. Salepçioğlu Vakıf Kütüphanesi de 1948’de bakanlığa devredilince iki kütüphane birleştirilerek Hisar Salepçioğlu Kütüphanesi adını aldı. 1952’de şimdiki yerine taşındı, Atatürk Kütüphanesi oldu. 38 bin kitap var ve sık sık güncelleniyor. Körler için sesli kitap ve Braille alfabesiyle yazılı kitaplar açısından zengin. İzmir’le ilgili "yerel bellek"i var. Tel: (0232) 483 38 46

Süleymaniye Kütüphanesi

Duyma engellilere sinevizyon

1918’de Süleymaniye Külliyesi’nde kuruldu. Yazma ve eski harfli basma eser koleksiyonlarının yer aldığı araştırma ve uzmanlık kütüphanesi. Padişahların, bilim ve din adamlarının koleksiyonları, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen koleksiyonla 80 bin cildi el yazması kitap olan kaynağa sahip. Eserlerin yarıdan fazlasının dijital arşivi tamamlandı. Tümünün künye bilgileri veri tabanında. Duyma engelliler için sinevizyon gösterileri yapılıyor. Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait eserlerle birlikte tıp, botanik, kimya eserlerine sahip. Osmanlıca, Farsça ve Arapça kaynakların yanında Boşnakça, Çağatayca ve Rumca olanlar da var. Tel: (0212) 520 64 60 6162
 

Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi Çanakkale'de açıldı

Kütüphane Troia, Troas ve Anadolu arkeolojisi ile ilgili, kısmen yan dalları da kapsayan 6000 cilt kitap ve ayrıca 10.000 kadar ayrıbasım ve makaleden oluşuyor. Prof. Dr. İlhan Kayan,

Çanakkale-Tübingen, Troia Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi, ilhan.kayan@ege.edu.tr

Prof. Dr. Manfred Osman KORFMANN 1975 yılında Türkiye'de ilk arkeolojik kazı çalışmalarına Demircihöyük'te (Eskişehir) başladı. Fakat O, yurdumuzda ve dünyada Troia ve çevresindeki kazı ve araştırmaları ile tanındı. Bu çalışmaların yanı sıra, 1996 yılında Troia Tarihi Milli Parkı'nın kurulması kararı, 1998 yılında Troia'nın UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınması O'nun büyük çabalarla gerçekleştirdiği kazanımlardır. 1982 yılında başlayan bu çok hızlı tempolu çalışma dönemi 2005 yılında "Osman Bey" in vefatı ile sona erdi.

Ancak O, ölümünden sonra da adeta bir araştırma enstitüsü yapısında kurumsallaşan Troia araştırmalarının devamını, Troia kalıntılarının tekrar ilgisiz ve bakımsız bir durumda kalarak bir "harabe harabesi" durumuna dönüşmemesini istiyor, bu konuda büyük duyarlılık gösteriyordu. Bu amaçla 2003 yılında Almanya'da "Tübingen-Troia Vakfı" nı, 2004'de de Türkiye'de "Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı" nı kurdu. Son olarak da özel kütüphanesini Türkiye'deki vakıf sorumluluğunda Çanakkale'ye bağışladı. Bu kütüphane Troia, Troas ve Anadolu arkeolojisi ile ilgili, kısmen yan dalları da kapsayan 6000 cilt kitap ve ayrıca 10.000 kadar ayrıbasım ve makaleden oluşmaktadır. Kitaplar Almanya'da elektronik olarak kataloglandı ve Çanakkale'de kütüphanedeki yerlerine uzmanlarca yerleştirildi.

Türkiye arkeolojisine ve Çanakkale'ye yaptığı hizmetleri her zaman takdirle izlemiş ve kendisine destek olmuş bulunan Çanakkale Belediyesi, 1890 yılında yapıldığı bilinen, önce kiliseye bağlı bir okul, sonra da tütün deposu olarak kullanılan tescilli binanın mülkiyetini devralıp, kütüphane amaçlı kullanım için Troia Vakfı'na tahsis etti.

Harap durumda bulunan bu bina Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı'nın (www.troiavakfi.com) çabaları, duyarlılık gösteren birçok kişi, şirket ve kurumun özverili para ve emek katkılarıyla çok kısa zamanda özgün mimarisine uygun olarak restore edildi, çağdaş bir kütüphane olarak gerekli mobilya ve elektronik donanımı sağlandı. 190 m2 kadar alanlı, iki kat taş-tuğla yığma yapılı binanın iç mekânlarının mimarisinde ahşap kullanıldı. Alt katta 60 kişilik bir salon, Vakıf ve kütüphane yönetim bürosu, bilgisayarla donatılmış çalışma odaları, hizmet mekânları bulunmaktadır. Üst kat bütünüyle kütüphane olarak düzenlenmiş olup, ahşap asma koridordaki kitaplıklar bundan sonra gelecek kitaplar için şu anda kısmen boş bulunmaktadır.

Kütüphane, Çanakkale'nin Sarıçay ağzı yakınında, Çimenlik Kalesi, Aynalı Çarşı, Pazar yeri gibi kültürel ve turistik yerler arasında bir konumdadır. Hemen karşısında Onsekiz Mart Üniversitesi'nin Güzel Sanatlar Fakültesi, yanında yine üniversiteye verilmiş ve restore edilmiş, tescilli bir kilise yapısı bulunmaktadır. Üniversitenin Arkeoloji Bölümü'nün buraya taşınması düşünülmektedir. Bu durumda Kütüphanenin, Üniversitenin restorasyonla kazandığı eski yapılardan oluşan bir topluluk içinde, yoğun kullanımlı, daha da işlevsel bir nitelik taşıyacağını umuyoruz.

Kuşkusuz, önemli bir husus da kütüphanenin periyodik yayınlar ve yeni kitaplarla güncelliğini korumasının sağlanmasıdır. İlk aşamada bunun için özel bağışlar olacağı bildirilmiştir. Bunun yanında, Almanya ve Türkiye'deki Troia Vakıfları bu konuda sorumluluklarının bilincindedir.

"Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı M. Osman Korfmann Kütüphanesi" 24 Şubat 2007 tarihinde Almanya'dan gelen misafirlerimizin de katıldığı, anlamlı ve duygu dolu bir törenle açılmıştır. Dileğimiz ve beklentimiz, yurdumuzda pek de alışık olmadığımız böyle çağdaş nitelikte bir uzmanlık kütüphanesinin kullanımının yalnız arkeoloji öğrencileri ile sınırlı kalmayıp, ilgili alanlardan aydınlarımızca da Çanakkale'de uğranan, yararlanılan örnek bir kültür mekânı olarak varlığını ve gelişimini sürdürmesidir.

[Başa dön]

 

İlk kitap müzesini o kuracak

Yasemin Arpa

Yıllardır biriktirdiği 50 bin kitabıyla Türkiye’nin ilk kitap müzesini kurmak için çalışan sahaf Sıtkı Altuner’in tek engeli, müze için bir yerinin bulunmayışı.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 16:54 TSİ 18 Ocak 2007 Perşembe

İSTANBUL - Sıtkı Altuner’in kurmayı düşündüğü kitap müzesi, kitapların ilk baskıları ile, ilginç özellikleri bulunan, imzalı, imzasız, yerli, yabancı; Milli Kütüphane’de bile bulunmayan kitaplardan oluşacak.

50 bini müzeye konulacak nitelikte 300 bine yakın kitabı bulunan sahaf Sıtkı Altuner, “Attilâ İlhan’ın ‘ellerini tutabilsem pia’nın / ölsem eksiksiz ölürdüm’ şiirindeki gibi, bu müzenin açılışını görmeden ölürsem eksikli ölürüm” diyor. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra 12 yıldır bütün zamanını kitaplara ayıran Altuner’e kulak verelim...

BEHÇET NECATİGİL’İN İMZASINDAN ESİNLENDİ
İlk dükkan açtığımda müze kurma düşüncem yoktu. Giderek güzel kapaklı, birinci baskı, özel, nitelik taşıyan, bizim kültürümüzün temel taşı niteliğindeki bir çok kitap dikkatimi çekmeye başladı. Onları satmaya kıyamadım. Kitabı zaten zor satarım da, onları hiç satmadım. Biriktirmeye başladım.
Behçet Necatigil’in şiir kitabı elime geçti. “Arada şiir varsa, güzelleşir yaşamak” sözleriyle 1957’de Zeynep isminde birine imzalamış kitabını. Hiçbir şiir kitabında yok bu dize. Bu dize gibi sözlerin bir kitabın arasında kalmasına gönlüm razı olmadı. Ondan sonra gözüm hep imzaları, birinci baskıları arar oldu. Düşününüz ki, Cahit Sıtkı şu kitabı ilk bastırdığında eline almış; ben onunla aynı heyecanı yaşıyorum şimdi.

YAKILAN KİTAPLAR
17 Köy Enstitüsünden birinin kurulduğu Kayseri Pazarören’de doğup büyüyen Altuner’in kitaplara olan şevkatinin ilginç öyküsünü şöyle anlatıyor: Dört yaşımda iken Köy Enstitüsü kitaplarını, özellikle milli eğitim klasiklerini komünist kitapları diye lanse ettiler. Bir gün -dört yaşımdaydım- köyde bir bağırtı oldu. ‘Enstitüde yangın var’ diye bağrıldı. Ben de koştum. Yangın çatıyı sarmak üzereydi. Bu arada kitaplar yukarıdan aşağıya kuş kanadı gibi pırrr, pırrr diye ses çıkararak inmeye başlamışlardı. Ben ‘kuşlar yanıyor’ diye bağırmışım; teyzem söylüyor. Sanıyorum oradan da kaynaklanan bir koruma duygum, kitaplara ilişkin bir anaçlığım gelişti.”


ULUSAL BİR MÜZE KURULSUN
300 bin kitabım var. Müzeye girecek kitap sayısı 30-50 bin civarında sanıyorum. Bunların yerleşeceği bir alana, yayıncı ve okurlara gösterilmesi için elverişli bir alana ihtiyaç var. İsterim ki Türkiye’de on kişi bir araya getirilerek çok daha büyük, ulusal bir müze kurulabilsin.

Benim kendi olanaklarımla bir müze kurmam olanaklı değil. Fikir, proje var, kitaplar var; müzenin amblemi bile hazır. Adama yazım bile hazır. Ancak kitaplarımı koyabileceğim bir alandan yoksunum. Eski bir kooperatif evinde tıkalı durumda. Pencerelerini bile açıp havalandırmam mümkün değil. Müzeyi kurmayı başaramazsam kitaplarımı devretmeyi de düşünüyorum. Ama kitaplarımın korunabileceğimden emin olmalıyım. Ben Murat Sarıca’nın ve daha kimlerin kitaplıklarının yağmalandığını gördüm. İstanbul Üniversitesinin kitapığı deprem nedeniyle boşaltıldı, olmadık şeyler, hurdacılara düştü kitaplar.

KÜTÜPHANELERDE OLMAYAN KİTAPLAR DA VAR
Kayıtlara alınmayan, kütüphanelere sokulmayan pek çok kitap olduğunu gördüm. Bir kısmı da komik adlarla kendisi bastırmış. Nazım’a öykünüp yazanlar ve daha sonra kaybolan kişiler var. Ben istedim ki Konyanın falanca kasabasından çıkıp ta kitap bastıran bir insan da kaybolmasın. Onların kitaplarını da müzelikler arasına koydum.

 
NÂZIM’IN İMZASI DA VAR ZWEIG’İN DA
Bir çokları flash şeyler beklenebilir; onlar da var. Nâzım da var, Nâzım’ın imzası da var, Stefan Zweig, Simonoviç de var. Diğer tarafta o aydınlığın parçasını dağın başında yakalamış insanı da saygı duyuyorum.
Elimde Osmaniye’de basılmış, bir öğrencinin şiir kitabı var. İnsanlık örneği diye onu sunmak isterim. Yarın bir müze kursam onun öyküsünü kendime göre anlatırım. Çocuk lise öğrencisi iken şiir kitabı bastırıyor ve önsözünde diyor ki; “İkinci bölüme arkadaşımın şiirlerini aldım, onun şiirleri benimkilerden daha güzel, bilhassa onu okuyun”. Bir şaire bunu söyledim, siz böyle bir şey yapar mıydınız diye ‘niye yapayım’ dedi bana. Elbette yapmayı isterdim demesini isterdim bana.


MÜZELİK KİTAPLAR
Sıtkı Altuner’in müzeye koyacağı kitaplardan bazıları şunlar:

Albert Camus, Le Mythe de Sisyphe,
1942. Camus’un ölümünden çok kısa bir süre önce imzalanmış.

Ayşe Osmanoğlu, ‘Babam Abdülhamid’ kitabı. 1960.
Ayşe Osmanoğlu’nun eski el yazısı ve imzası bulunuyor.

John de Kay, Women And The New Social State
Prens Sabahattin’e 8 Mayıs 1919’da imzalanmış.

Stefan Zweig, ‘Brasılsen’,
Tahminen ölümlerinden 20-25 gün önce imzalamış Sebastiyane isimli birine...1943’te Ankara’ya gelmiş kitap. Türkçeye çevrilmemiş bir kitap

Konstantin Simonof, ‘Günler ve Geceler’
Yazar NaimTirali’ye 12/5/1975’te imzalanmış.

Behçet Necatigil, ‘Arada’, 1957
‘Arada şiir varsa, güzelleşir yaşamak’ ithafıyla imzalanmış.

Akşit Göktürk, Edebiyatımızda Ada
Oğuz Atay’a “Oğuz, bunu en iyi sen anlarsın...”

Bülent Oran
“Bitirim sanatçı Feridun Karakaya’ya...”