EDİTÖRDEN > Nilufer Ünal


 

EDİTÖRDEN

 

ÜNİVERSİTEMİZİN 10. KURULUŞ YILINI KUTLUYORUZ …

Devlet Resim ve Heykel Müzesinde, üniversitemizin 10. kuruluş yılını kutlama töreninde çok duygulu anlar yaşandı, 10. yılını dolduran arkadaşlarımızın  plaketlerini ve değerli hediyelerini alırken mutlulukları ve duyguları bizlere de yansımıştı.

1997 yılında bir çocuk doğdu… şimdi 10 yaşında… büyümeye başladı.  Tıpkı bir ağaç gibi…Ağacın kökleri toprağın derinliklerine indikçe, toprağın üstünde dallar, yapraklar ve meyve ağaçları çoğalır, üniversitemiz de, fakülteleri ve öğrencileriyle büyüyecek.

Üniversitemizde göreve başladığım zaman bir iki yıl çalışır evime giderim diye düşünmüştüm. Ama, yıllar yılları kovaladı, her geçen yıl çalışma heyecanım bir kat daha arttı, çalışma arkadaşlarımla beraber yeni bir şeyler yaratma heyecanı, şu anda incelemekte olduğunuz bu dergiyi yayınlama heyecanı, kurumsal arşivi kurma çabaları, kütüphaneye gelen yeni bir kitabın işlemlerini yaparak rafa koyma ve öğrenciye-akademisyenlerimize duyurma heyecanı, abone olunan veri tabanlarını değerli araştırmacılarımızla paylaşma heyecanı ve daha birçok heyecanlar,  acılar, hüzünler, mutluluklar ve dostluklarla geçen dokuz yıl.

Elimde olmadan geçmişe dönüyorum…üniversiteye başladığım ilk yıllarım…

Üniversitede okurken 2. yılımda Milli Kütüphane’de işe başladım. “Gözlüklerim yoktu, iki gözümle her şeyi görebilir, seçebilir ve ayırabilirim diye düşünüyordum. Ama, aradan yıllar geçtikçe,  hayatın içine girdikçe göremediklerim çoğaldı, bir de yakın gözlüğü aldım. İlk zamanlar mutluydum. hem yakını hem de uzağı rahatça görebiliyordum…

Gazi Üniversitesi’nden emekli oldum ve Atılım Üniversitesi’nde işe başladım ….Kendi gözlerim, yakın ve uzak gözlüğüm olmak üzere altı gözüm vardı, objeleri çok net görebilirim diye düşünüyordum. ama aradan bir yıl geçmeden görünmezler çoğaldı ve gittikçe büyüdü.

Şimdi 9. yılımdayım, yeni bir gözlük yaptırdım, hem yakını hem uzağı bir arada  gösteriyor.

Rahatlarım zannediyordum ama görmem gittikçe zorlaşıyor….

Bilinmeyenler hızla çoğalıyor….

---------------------------------------

KÜTÜPHANE HAFTASI

Yıllar sonra yeniden Ankara’da, Eylül Fuarcılık tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM)   “Ankara Kitap Günleri Fuarı” açılıyor. Cumhuriyet Gazetesinin basın sponsorluğunda gerçekleştirilecek etkinlik, 24 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Eylül Fuarcılık, Ankara’nın yıllardır özlemini çektiği kitap fuarını, Kütüphane Haftası’na  denk gelen anlamlı bir tarihte açıyor. Bu organizasyona gösterilecek ilgi, devamının gelmesi için kapı aralayacak. 

KLASİKLERİ OKUMA CEZASI

EDİRNE(AA) - Edirne Asliye Ceza Mahkemesi’nde Edirne F tipi Cezaevi İkinci Müdürü M.S. ile infaz koruma baş memurları R.S. ile M.T,  organize suç örgütü  elebaşı Nuri Ergin’e cezaevinde kaldığı dönemde dışarıdan malzeme ve yaş pasta gönderilmesini sağlayarak görevin gereğini yapmakta ihmal suçlamasıyla yargılandı. Her üç sanığa 5’er ay hapis cezası verildi. Ardından, sanıkların TCK’nın 50. maddesi gereği, “5 ay boyunca her ay dünya klasiklerinden bir kitap okuyarak Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’ne özet şeklinde rapor vermeleri” kararlaştırıldı. 

Yukarıdaki haber; Cumhuriyet Gazetesi’nde 13 Mart 2007 SALI günü yayınlanmıştır. Bu tür haberlere günümüzde sıkça rastlamaktayız. Bu tür cezalara, aman ne güzel okuma teşvik ediliyor diyerek sevinmeli mi, yoksa kitaplar ceza aracı mıdır, diyerek hüzünlenmeli miyiz? Bence her ikisi de değil. 

Kitapları yalnızca okumak yetmez, okunulan kitabın analiz ve sentezinin yapılması gerekir. Yoksa kişinin okuduğu tüm kitaplar beynine depolanır, zamanla beynin derinliklerine doğru itilir, yeni bilgiler onun yerini alır, diğer bilgiler unutulur. Eğitim sistemimizde “öğrenci merkez”i reformlara gidilirken alt yapıyı unutmamak gerekir. Kütüphanesi, laboratuarı olmayan bir okulda nasıl öğrenci merkezli öğretim yapılabilir, ne kadar sağlıklı sonuç alınır?

Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda sivil toplum örgütleri, bilim adamları ve ilgili kuruluşlarla toplantı yaparken neden iki tane derneği olan kütüphanecileri davet etmezler?

Bültenimizin SOHBET köşesinde Milliyet gazetesinin ve CNN Türk’ün Washington temsilcisi. Milliyet’in köşe yazarı Sayın Yasemin Çongar ile yaptığımız söyleşi de Çongar şöyle diyor,    

“bir Amerikalı ailenin yanına yerleştim. Okur-yazar oldukları belli olan, evlerinde piyano, kemanlar, notalar, duvarlarında resimler olan bu ailenin görünürde hiç kitabı olmamasına ilkin çok şaşırmıştım. Sonra anladım ki, okul ve üniversite kütüphaneleri ile Minneapolis Halk Kütüphaneleri sistemi, bu aileyi ayakta tutuyor...” 

Lütfen son satırları bir kez daha okuyunuz,  Minneapolis Halk Kütüphaneleri sistemi, bu aileyi ayakta tutuyor...”.  “..aileyi ayakta tutmak”...Bu cümle bana şunu ifade ediyor. Okumak, insan hayatının “olmazsa olmazı” ve toplumun, kültürel seviyesinin gelişmişliğini ifadesi.

Araştırmalara göre, bir Japon yılda 25, İsveçli 10, Fransız 7 kitap okuyor. Türkiye'de ise 6 kişiye bir kitap düşüyor.

Düşündürücü ve acı bir tablo...

----------------------------------

DERGİMİZ HAKKINDA

Bu sayımızın SOHBET köşesindeki konuklarımız, Sayın Yasemin Çongar (Milliyet gazetesinin ve CNN Türk’ün Washington temsilcisi, Milliyet’in köşe yazarı), Sayın Ahmet Yüksel (Sahaf), Sayın Prof. Dr. Cem Saraç (ULAK-BİM Başkanı).  Kendileri bizi kırmadılar. Sayın Çongar, Washington’da oturmasına ve yoğun programına rağmen bizi kırmadı, sorularımızı cevaplamak nezaketini gösterdi. Sayın Saraç ise, üniversitemize bizzat gelerek kamera çekimimize katıldı. Sayın Ahmet Yüksel,  “.....Her kitapçı yayıncılık yapmak ister, niye istemesin. Sattığın kitabı kendin üretsen ne olur ki? Gül alıp satmasını bilen kişi, gül yetiştiremez mi? Bizde de, dünyada da büyük yayıncılar hep iyi kitapçılardan çıkmış. Şimdi öyle değil artık apayrı bir sektör olma yolunda ve piyasa kurallarının acımasızlığına tâbi.... Kitabın büyük bir yayınevinden çıkmazsa, reklamı yapılmazsa, marka olmazsan, kitap marketlerin vitrinlerinde görünmezse satmaz ki. “ diyerek piyasa kurallarının acımasızlığına değindi.

 

Üniversitemizin 10. yılı nedeniyle yine SOHBET köşemizde,   Sayın Prof. Dr. Oya Batum Menteşe (Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı) ile 38 yıllık deneyimlerini ve gelecek ile ilgili hedeflerini paylaştık.  A.Z.N. İktisadi İşletmesi İşletme Müdürü Osman Özer ise üniversitemizin yiyecek-içecek hizmetleri ve gelecekte  yapmak istediklerini bize aktardı.

Tüm konuklarımıza dergimize katkılarından dolayı saygılarımızı ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Öğrenci Topluluklarımız.....

NLP ve Kişisel Gelişim Toplulukları; kendilerini tanıttılar.

Kişisel Gelişim Topluluğu üyesi Tuğba Demircioğlu, hocaları Sayın Rahmi Rahmi Keleş’le  NLP konusunda yapmış olduğu söyleşinin ilginizi çekeceğini umuyoruz.

NLP topluluğu kurucu başkanı Emrah Büke, Fen-Edebiyat Fakültesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü öğrencisi. Büke, renklerin insanlar üzerindeki psikolojik etkilerinden bahsediyor. Ayrıca görüntülü olarak da kendilerini tanıyabilirsiniz.

Kitaplar köşemizde; Kütüphanemizde mevcut iki yayına yer verdik. KEBİKEÇ VE KADRO dergileri.  

KEBİKEÇ; Kebîkeç, kitapları güveden koruyan meleğin, cinin yada şeytanın adı. Derginin, Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ahmet Yüksel; Yayın Kurulu: Suavi Aydın, Metin Berge, Ethem Coşkun, Mehmet Ölmez, Oktay Özel, Andreas Schachner, Ömer Türkoğlu, M. Bülent Varlık. Kebikeç’deki makaleler, EBSCO veri tabanı içinde yer alacak. 

KADRO;   Türk yayın hayatında Kadro kadar ilgi çekmiş, tartışma ortamı yaratmış pek az dergi sayılabilir.  

1932-1935 yılları arasında yayınlanmış olan KADRO dergilerinde sergilenen görüşler, Türk siyasal hayatında Kadro Hareketi diye anılan bir düşünce akımını oluştururlar. Kadro dergisin ilk sayısı 1932 yılının Ocak ayında yayınlanmaya başlamıştır.

Yayınların ilginizi çekeceğini umuyoruz.

---------------------------------

...VE BİZİ MOTİVE EDEN MEKTUPLARINIZDAN BAZILARI

"serwette" serwette@gmail.com adresiyle teşekkürlerini ileten okuyucumuzun “Dergimizi merakla takip edenlerdenim” cümlesindeki DERGİMİZ  kelimesi için özellikle biz teşekkür ederiz, dergiyi sahiplendiği için.

Bir şey daha bizi mutlu etti. Sayın Ethem Ersöz,  köşemizi okuyarak Piknik’e gitmiş, bize inandığı için kendisine teşekkür ederiz.

-----

çok teşekkür ederim Nilüfer Hanım,
çalışmalarımız sizin sayenizde kalıcı hale geliyor. önceki sayılarınızda "Ankara Özel" bölümünde yer verdiğiniz Piknik'e de gittik. o yazılar gerçekten çok etkileyici. 
Ethem ERSÖZ

------- 

Merhaba Nilüfer Hocam,

Bülteninizin 1. yılı kutlar,daha nice yılar dilerim.Saygılarımla 

H.İbrahim GENÇBÜYÜR
Dokuz Eylül Üniversitesi

------

Subject:  

Yarisma cevabi

From:  

"serwette" <serwette@gmail.com>

Date:  

Fri, December 29, 2006 11:31 pm

To:  

kbulten@atilim.edu.tr

Priority:  

Normal

Options:  

View Full Header |  View Printable Version  | View as plain text | Download this as a file


Oncelikle gercekten sizlerin buyuk bir ozveri icerisinde oldugunuzu gozlemliyorum. Bunun icin size ayrica tesekkur ederim. Dergimizi merakla takip edenlerdenim. Basarilarinizin devamini dilerim.

Sorunun cevabina gelirsek cash register olarak tarihe gecmistir.

Iyi gunler.

 

 

 

 

 

 

 

Yayın ekibi olarak bizde kendilerine teşekkür ediyoruz.

 Saygılarımla.