YAYIN DÜNYAMIZDAN  > Kitap Tanıtımı.
                            
             > 25.Tüyap Kitap Fuarı.  
                                       
 > Orhan Pamuk ve Nobel.
                                         > Alfred Nobel ve Vasiyeti
                                       
 > Ankara İle İlgili Kitaplar.
                                         > Üniversitemiz Yayınları.
 

Latife Hanım / İpek Çalışlar. 8.bs. İstanbul: Doğan Kitapçılık, 2006. 520 s.

Fiyatı: 25.00 YTL.
ISBN: 975-293-478-1
 

İpek Çalışlar, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’den mezun oldu. Gazeteciliğe TRT’de başladı. 1980’lerde muhalefetin sesi olan Nokta dergisinde haber müdürlüğü yaptı. Söz gazetesi ile patronsuz Sokak dergisinin kurucularından biriydi. Cumhuriyet gaztesinin haber müdürlüğü görevini üstlendi, ardından 10 yıl süreyle Cumhuriyet Dergi’yi çıkarttı.

 Ankara’ya Geliş

 ..............Sabahın erken saatinde Ankara Garı yeni evli çifti, çiçeklerle bekliyordu. Trenden, önce Mustafa Kemal indi arkasından Latife. Alkışlar yükseldi. Mustafa Kemal bekar gitmiş, evli dönmüştü.

Fevzi ve İsmet paşalarla birlikte Eskişehir’den gelen heyeti karşılayanlar arasında kimler yoktu ki ... Başbakan Rauf Bey, Nuri Bey ( Conker) , Fethi Bey (Okyar) , Ruşen Eşref ve Ankaralılar. Latife pencereden kalabalığa bakıyordu. Salih Bey onu rahatlattı. “ Elini sıktıklarınızın ismini kulağınıza fısıldayacağım” dedi.

 Vagon Rauf Bey’in önünde durmuştu. Önce Mustafa Kemal indi. Latife’yi elinden tutup indirdi. Latife’yi ilk kutlayan Başbakan Rauf oldu. Latife, onu İzmir günlerinden tanıyordu. Yeniden gördüğü için sevindi. Eli kolu çiçek buketleriyle dolmuştu. Salih onları elinden ustaca alıyor, bir kenara koyuyordu. İstasyondakiler genç, güzel ve çevresine pırıl pırıl bakan bu kadını görmek için birbirlerini eziyorlardı. Bütün bakışlar üzerinde toplanmıştı.      

 Merasim uzun sürmedi. Çankaya’nın yolu tutuldu. Latife’nin baba evinden bu ilk ayrılışı değildi, ama Ankara’ya ilk gelişiydi. Ankara’nın bir yoklar diyarı olduğunu öğrenmişti. O sıralarda Ankara, Anadolu yaylasında bir çift tepeden başka bir şey değildi. Ne doğal güzelliklere sahipti ne de çağdaşı olan kentlerin elektrik, su gibi olanaklarına... Neyse ki Latife gelmişti Çankaya’ya. Şubatın 20’siydi ve hava buz gibi soğuktu. Yerler buz tutmuştu. Çankaya, istasyona otomobille 20 dakika mesafedeydi. Tek tük bağ evlerinin önünden geçtiler. Birkaç cılız iğde ve armut ağacı dışında alabildiğine bir bozkır uzanıyordu. Çnkaya’ya giden yol da bozuktu. Otomobilin içinde sarsıla sarsıla tırmandılar. Sonunda, zirveye birkaç metre mesafede kayanın girintilerine  yerleşmiş kartal yuvasını andıran taş ev göründü. Pencere kepenklerinin insana gülümseyen kırmızı boyası, Latife’ye tedirginliklerini unutturdu. Sert rüzgarın eteğindeki ev, çevresine inat tam bir sükunet hissi yayıyordu.

Evin çevresinde Karadenizli korumalar milli kıyafetleri içinde siyah elbiseleri, fişeklik kemerleri, başlarında çatkıları bekliyorlardı. Mustafa Kemal’in emir subayı ile evin hizmetini yürütenler büyük bir heyecanla yeni çifti karşıladılar.

Mustafa Kemal esprili bir tonda:

 “İşte Latife Hanımefendi Hazretleri... Sarayınız! Bakın, kapıda teşrifat nazırınız sizi bekliyor!” dedi.

Emir eri Ali Metin güleç bir çehreyle ona bakıyordu. İzmir’den tanıdığı bir yüz görmek Latife’yi neşelendirdi. Her yer tertemiz, ortalık derli topluydu. Havuzlu salona bayılmıştı. Mustafa Kemal’e sorular soruyor, o da bir yandan onu yanıtlıyor bir yandan da Nuri Bey’e (Conker) akşama yemeğe çağrılacak kişilerin isimlerini yazdırıyordu.....Mustafa Kemal, Latife ‘ yi yeni evine bırakıp Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etmek üzere meclise gitti. Mustafa Kemal’in, Ankara’ya geldiği gün yeni eşini Çankaya’ya götürdükten sonra İsmet Paşa’nın Lozan Konferansı üzerine vereceği bilgileri dinlemek için şehre geri döndüğü The Times gazetesinin haberinde de yer almıştı.                       

Köşk

Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya 27 aralık 1919’da gelmiş ve Milli Mücadele’yi buradan yönetmişti . Ankara’yı Milli Mücadele’ye verdiği sıcak destek yüzünden seviyordu. Kendi deyişiyle istila kapıda durmuş, kendisi merkez olmuştu.

Çankaya, Mustafa Kemal’in Ankara’daki üçüncü eviydi. Önce, Keçiören’deki Ziraat Mektebi’ni sonra Direksiyon Binası adıyla anılan istasyon binasını ev olarak kullanmıştı. Ama kendisine kalıcı bir mekan istiyordu. Yakın çevresi Fikriye’yle birlikte ona yaşayacağı bir ev arıyordu. Ruşen Eşref ile karısı Saliha Çankaya’da gördükleri bir bağ evini Mustafa Kemal için beğenmişlerdi....Mustafa Kemal, Çankaya sırtlarındaki evi sevince, masrafıyla birlikte 9.000 Liraya bağın alınmasına karar verildi. Üç dört aylık bir onarımın ardından 1921 yılı haziranında Mustafa Kemal Çankaya’ya taşındı..... Alt katta hemen girişe mermer, ufak bir havuz, havuzun sağ yanında da bir salon vardı. Yemek odasına buradan geçiliyordu. Havuzlu antrenin yanından tahta bir merdiven yukarı kata çıkıyordu. Kenarları açık olan üst kattan aşağıdaki fıskiyeli havuzu görmek mümkündü.

Alt kat ofis salon biçiminde düzenlenmişti. Mustafa Kemal’in çalışma odası olarak kullandığı holde büyük bir yazı masası ve kütüphane vardı. Birkaç da bitki... kırmızı deriden modern görünümlü maroken kanepe ve koltuk takımı Viyana’dan gelmişti. Duvarlarda anı niteliğinde süsler ve murassa kılıçlar, Mustafa Kemal’in Bingazi’de çekilmiş fotoğrafları ile annesinin fotoğrafları asılıydı. Yerlerde Anadolu işi halı ve kilimler göze çarpıyordu. Mustafa Kemal güzel halılara, mangallara meraklıydı. Evi tarif eden Batılılar “Victoria tarzında oryantal” tanımını kullanıyorlar. Holün diğer yanında “ünlü sofra” sohbetlerinin yapıldığı yemek odası vardı. Bu kata bir de bilardo masası yerleştirilmişti. Üst kat ise biri büyük, diğeri küçük iki yatak odası ile ilkel bir banyoda ibaretti. O günlerin Çankaya Köşkü iki ayrı kısımdan oluşuyordu. Köşkün bahçesinde, iki bina daha bulunuyordu. Birisinde yaverler ve büroları vardı, daha küçük olan da personele ayrılmıştı. İki setten ibaret bahçesi büyük ağaçlarla çevrelenmişti, bunların altında durmadan akan çeşmenin suları oldukça büyük bir havuzu dolduruyordu. Evi, ana binaya yakın bir kulübeye monte edilmiş kasnaklı bir motordan elde edilen elektrik aydınlatıyordu. Öteki evlerde ise petrol ve karpit lambaları kullanılıyordu. Karpit rüzgara karşı yandığı için daha çok seviliyordu.

Yazar :
İpek Çalışlar

Büyük Satranç Tahtası : Amerika’nın küresel üstünlüğü ve bunun jeostratejik gereklilikleri / Zbigniew Brzezinski ; çeviren: Yelda Türedi. İstanbul: İnkılap Kitabevi, 2005. 293 s.

Fiyatı: 13.00 YTL.
ISBN: 975-10-2327-0
 

ZBIGNIEW BRZEZINSKI, John Hopkins Üniversitesi’nde dış politika profesörü ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde danışman. Başkan Carter döneminde Ulusal Güvenlik danışmanlığı yapan ve aralarında Büyük Başarısızlık ve Tercih dahil sekiz kitabın yazarı olan Brzezinski Washington D.C’de yaşıyor. 

........Avrasya yaklaşık olarak beş yüz yıl önce, kıtaların siyasi olarak etkileşimde bulunmaya başlamasıyla birlikte, dünya iktidarının merkezi olmuştur. ....Yirminci yüzyılın son on yılı, dünya meselelerinde tektonik bir değişime şahit oldu. Tarihte ilk kez, Avrupali olmayan bir güç Avrupa iktidar ilişkilerinin başhakemi olarak kalmadı, aynı zamanda dünyanın en büyük gücü olarak belirdi. Sovyetler Birliği’nin başarısızlığı ve çöküşü, Batı Yarıküre’de bir gücün, Amerika Birleşik Devletleri’nin, tek başına ve aslında gerçek anlamıyla ilk küresel güç olarak hızlı yükselişinin son hamlesiydi.

Ancak, Avrasya jeopolitik önemini yitirmemiştir. Avrasya’nın batı bölgesi Avrupa, halen dünya siyasetinin ve ekonomik gücün pek çok yönden merkezi olmaya devam ederken, doğu bölgesi Asya da yakın zamanlarda ekonomik büyümenin ve yükselen siyasi nüfuzun önemli merkezi olmuştur.......... Bu nedenle Avrasya, küresel üstünlük mücadelesinin oynandığı satranç tahtasıdır ve mücadele jeostratejiyi, yani jeopolitik çıkarların stratejik idaresini de içerir..... Amerikan siyasetinin mutlak hedefi, uzun vadeli eğilimleri ve insanlığın temel çıkarlarını korumada tam anlamıyla katılımcı küresel ortaklığı biçimlendirmek için, müşfik ve ileri görüşlü olmalıdır......Bu nedenle kapsamlı ve bütünleşmiş Avrasya jeostratejisini oluşturmak bu kitabın amacıdır.

Zbigniew Brzezinski
Washington, D.C.
Nisan 1997

Yazar:
Zbigniew Brzezinski ; çeviren: Yelda Türedi