USTALAR > Bülent Ecevit.
                  > Semih Balcıoğlu


Nilüfer Ünal

 

SAYIN BÜLENT ECEVİT’İN ARDINDAN

 

AV
 

“Ormanın kuytusunda vurulan geyik

Hayvanlar acınla suskun

Dallar yasınla eğik

Boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde

Avcıların söndüremediği iyilik…”

Bülent Ecevit

 

 

Onu, sonsuzluğa uğurlarken, Sayın Bülent Ecevit’in AV şiiri ve Nazim Hikmet’in dizeleri  kulaklarımda çınlıyordu.

 

 “Elvada Dünya, Merhaba Kainat” 

 

Devlet adamı, şair, gazeteci, kültür adamı….Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Sayın Bülent Ecevit’I biz sanatçı yönüyle anmak istedik. Çünkü, Rodin, Brancuşi gibi heykeltraşları, T.S. Eliot gibi güçlü edebiyatçıyı ve Selahattin Eyüboğlu’nu onun kaleminden tanıdık.

 

Sanatçı yönünde, annesi ressam Nazlı Ecevit’in büyük payı olmalı.Yakın dostu, değerli sanat eleştirmeni Erhan Karaesmen, Ecevit’in plastik sanatlar dalında zengin bir birikime sahip olduğunu ve gençlik yıllarında, Ankara sanat ortamının en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olduğunu vurgulamaktadır. ( Vecdi Sayar, Cumhuriyet Gazetesi, 10 Kasım, 2006) Nitekim, Ankara Helikon Derneğini 50’li yıllarda kurduğunu ve  Ulus gazetesinde resim ve heykel eleştirileri yazdığını görüyoruz.

Sanatla politikayı nasıl uzlaştırdığı sorulduğunda şöyle diyordu;

“Politikada da, sanatta da temel unsur insan. İkisiyle de insanın özgürleşmesi ve kendi kendini bulması bakımından ilgiliyim. O bakımdan sanatla politika arasında bir çelişki görmüyorum. İkisi de değişik yollardan insane kişiliğinin gelişmesine hizmet ediyor. İnsan sırf politikayla uğraşırsa, politikanın insani yönünü unutabilir.

 

Türkçeyi çok iyi konuşan, konuşmalarında öztürkçeye yer veren Ecevit, Sayın  sözcüğünü dilimize yerleştiren devlet adamıdır. Sokaktaki adama bile “Sayın”  diyerek hitap eden Ecevit, bu sözcüğü yaygınlaştırmıştır. Sayın Zeynep Oral 10 Kasım 2006 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde şöyle diyor;

….Yıl 1970. TBMM’nin kuruluşunun 50. yıldönümü. Benden, İsmet İnönü’yle bir röportaj istenmiş….Randevu için  CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit’e başvurduğumda ve Rahşan Ecevit’le birlikte beni evlerine çaya davet ettiklerinde, bu ilk karşılaşmada, beni ilk çarpan şey kullandığı Türkçe ve çiçeği burnunda, adı sanı   olmayan genç bir gazeteciye bile “sayın” diye hitap etmesidir….

Ataol Behramoğlu, Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde;Sayın Ecevit’in şairliğini şu satırlarla anlatmış;

“Şiiri biz seçmiyoruz, şiir bizi seçiyor… Buna bir zamanlar Finlandiyalı bir şairden duyduğum bir sözü de ekleyebilirim: Şairlik meslek değil yazgıdır… Şiir Ecevit’I seçmedi, yazgısı şairlik değil siyaset adamlığıydı…kişiliğinde iyi bir şair kumaşını taşıdığında da kuşku yok…. Nitekim, bu ilginç ve özgün adam, devlet töreni ile uğurlanmak yerine “Av” adlı bir başka güzel şiiriyle uğurlanmayı belki de gönlüne daha çok sindirirdi:

 

 O’nu uğurlarken, Rudyard KİPLİNG’ den çevirdiği “Adam Gibi Adam Olmak” şiiri  ile yazımıza son vermek istiyoruz.   

Adam Gibi Adam Olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer

bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir
ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de önem vermeyebilirsen eğer

söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
yeniden koyulabilirsen işe

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın diline
baştan tutabilirsen yolunu

yüreğine, sinirine "dayan" diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek başına

herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni

her saatin her dakikasına
emeğini katarsan alın terine
hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
her şeyiyle dünya önüne serilir
korktuğun yerde el öpmez
hükümran olduğun yerde ezmezsen
oğlum adam oldun demektir
üstelik ADAM GİBİ BİR ADAM

Şiir: Rudyard KİPLİNG (1865-1936)
Şiir çeviri: Bülent ECEVİT