ATILIM ÜNİVERSİTESİ
Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğü
Elektronik Bülteni

Sayı: Haziran/2006

 

SÖYLEŞİ

 

17. ANKARA ULUSLARARASI FİLM  FESTİVALİ

Ankara….;  üniversitelerin ve politikacıların çoğunlukta olduğu bir  şehir…Ancak, artık kültür ve sanat şehri olmaktan uzaklaşıyor. Ankara, kent kimliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü, festivallerin şehirler için önemi çok büyük. Maddi olanaksızlıklar, yetkililerin ve belediyelerin ilgisizliği bu Anadolu şehrini, kent kimliğinden koparma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Aksine, üniversitelerimizin sanat ve kültüre katkılarının yoğun olması gerekirken…. Pek çok sanatçı bavulunu alıp Ankara’yı terk ediyor. Ancak, Festivaller; maddi sıkıntılar içinde Ankaralılara hizmet verme çabasındalar. Özverili, yorgun ama yine de heyecanlı ......

16-26 Mart tarihleri arasında düzenlenen Ankara Uluslararası Film Festivali tüm maddi zorluklara rağmen bu yıl da 17. kez Ankaralı sinemaseverlerle buluştu

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Üniversitemiz sanata verdiği önem ve değerle  « Ankara Uluslararası Film Festivali » nin sponsoru oldu.  Burçak Evren tarafından hazırlanan “Ustasız Usta-Atıf Yılmaz”  başlıklı kitabın basımını üniversitemiz üstlendi. Üniversitemiz Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Yalçın Zaim’in önsözünü yazdığı kitap ile ilgili geniş bilgiyi, “Kitaplar” bölümümüzde bulabilirsiniz.

Biz de Festival genel koordinatörü Zeynep Ünal’la Festival’in yaşadığı maddi olanaksızlıklar ve Festival’in dünü, bugünü, yarını üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Aşağıda bu sohbet yer alıyor.

  “.......Biz maddi zorlukları bu yıla has bir biçimde yaşamıyoruz.  Bu, her zaman önümüzde dağ gibi duran bir problem. Oysa Ankara sıradan bir şehir değil. Türkiye'in başkenti ve Cumhuriyet'in gözbebeği...... 

Festivalin sponsorları var, ama onlar ayni yardım yapmayı tercih ediyor. İstanbul dışında özellikle kültürel bir etkinlik yapıyorsanız sponsor bulunması güç.
Bu, tabii İstanbul'un kültür sanat konusunda çekim merkezi olmasından kaynaklanıyor ve  Ankara'nın da bahtı kararıyor. Ankaralıların ki Cumhurbaşkanı, Başbakan da bu şehrin sakinleri,...... festivale sahip çıkmaları gerekiyor. .......”

Her şeye rağmen Ankaralılarla buluşan Festival, nasıl başladı?

Festival, ilk kez Ankara Film Şenliği adıyla 1988 yılında gerçekleştirildi. Festivalimizin kurucusu Mahmut Tali Öngören’in o yıllarda, Antalya, Adana, İstanbul'da düzenlenen film festivallerinin bir benzerini Ankara'da gerçekleştirmek en büyük amacıydı. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu bir grup sinemasever, Öngören'in öncülüğünde büyük zorluklarla 13 Mart 1988'de başkentin de bir sinema şenliğine sahip olmasının onurunu başkentlilere armağan ettiler. Mahmut Hoca Şenliğin hem kurucusu hem de başkanı olarak 1992'de dünyaya açılarak Ankara Uluslararası Film Festivali adını alan Şenliğe hizmet etti. 1991'de parasal nedenler, Körfez Savaşı nedeniyle yapılamayan Festival, 17 yıl boyunca resmi ve özel kurumların ilgisizliği yüzünden kapanma tehlikesi geçirdikten sonra sağ salim günümüze kadar ulaşabildi. Türk Filmlerine ve kısa filmlere ödüller vererek sinemamızın gelişmesine yardımcı oldu.

 Sanırım Festivalin yaşadığı maddi imkansızlıklar günümüze özgü bir problem değil.

“.......Şimdiye kadar ağırlıklı olarak TRT ve Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlendi festival. Ama TRT'nin geliri düşünce kurum festivale destek olmaktan vazgeçti. Şimdi festivali destekleyen tek kurum var, o da Kültür Bakanlığı. Bu yıl festival bakanlıktan 80 bin YTL destek aldı. Bu destek önemli ama yeterli değil. Çünkü festivalin bütçesi 400 bin YTL. Kültür Bakanlığı, geçen yıl İzmir'in festivalsiz kalma tehlikesi baş gösterince İzmir Kısa Film Festivali'ne 250 bin YTL nakdi yardım yapıp, istenildiği vakit gerekli desteği verebileceğini gösterdi.......”

Evet değil. Biz maddi zorlukları bu yıla has bir biçimde yaşamıyoruz. . Ama daha iyi günlerimiz oldu da denilebilir. Bu her zaman önümüzde dağ gibi duran bir problem. Oysa Ankara sıradan bir şehir değil. Türkiye'in başkenti ve Cumhuriyet'in gözbebeği. Şimdiye kadar ağırlıklı olarak TRT ve Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlendi festival. Ama TRT'nin geliri düşünce kurum festivale destek olmaktan vazgeçti. Şimdi festivali destekleyen tek kurum var, o da Kültür Bakanlığı. Bu yıl festival bakanlıktan 80 bin YTL destek aldı. Bu destek önemli ama yeterli değil. Çünkü festivalin bütçesi 400 bin YTL. Kültür Bakanlığı, geçen yıl İzmir'in festivalsiz kalma tehlikesi baş gösterince İzmir Kısa Film Festivali'ne 250 bin YTL nakdi yardım yapıp, istenildiği vakit gerekli desteği verebileceğini gösterdi. Aslında şimdi de durum farklı değil. Bu sefer Kültür Bakanı'nın yaşadığı kent festivalsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

Festivalin sponsorları var, ama onlar ayni yardım yapmayı tercih ediyor. İstanbul dışında özellikle kültürel bir şey yapıyorsanız sponsor bulunması güç. Bu, tabii İstanbul'un kültür sanat konusunda çekim merkezi olmasından kaynaklanıyor ve  Ankara'nın da bahtı kararıyor. Ankaralıların ki Cumhurbaşkanı, Başbakan... da bu şehrin sakinleri, festivale sahip çıkması gerekiyor.

Ama tüm bu olumsuz koşullara rağmen festival filmlerinin gösterildiği Büyülü Fener Kültür Merkezi dolup taştı bu yıl. Yani seyirci festivaline sahip çıktı.

Festival izleyicilerle buluşmadan önce nasıl bir hazırlık devresi geçiriyor?

Festival demek sadece filmleri izleyicilere sunmak demek değil tabii. Yoğun bir hazırlık dönemi oluyor. Dünyada düzenlenen önemli Festivaller sıkı bir biçimde takip ediliyor her şeyden önce. O yıl Cannes’da, Sundance’ta, Berlin’de, Selanik’te hangi filmler ne ödülleri aldı takip ediliyor. Ankara’da bulunan tüm büyükelçilikler ziyaret edilerek ülkelerindeki film listeleri inceleniyor ve önerileri alınıyor.  Bir danışma kurulumuz var. Onların da önerileriyle Festivalin uzun, kısa ve belgesel programı oluşturuluyor. Festival bünyesinde gerçekleştirilen ulusal uzun, kısa ve belgesel film yarışmaları için çağrılarda bulunuluyor. Sonrasında ise ekibimiz seçilen filmlerle yazışmalara başlıyor.  Festivalin danışma kurulu da toplantılara çağrılıp özel ödülleri o yıl kimlere verileceğini kararlaştırıyor. Yabancı filmler Türkçe, Türk filmlerine ise İngilizce izleyicilere sunulduğu için filmlerin çevirileri ve altyazıları yapılıyor. Yarışmalı bölümlerin Ön Jürileri ve Seçici Kurulları belirleniyor. Festival içinde yer alacak panel, söyleşi, sergi gibi diğer etkinlikleri de belirlendikten sonra konuklar Ankara’ya davet ediliyor.

Peki, neler yaşandı bu yıl Festivalde?

Festivalin 17. si oldukça zengindi. Bu yıl Ankara’da sanat yaşamını sürdüren sanatçılara sunduğumuz Sanat Çınarı Ödülü, ressam Kayıhan Keskinok’a; kitlelerle sinemayı buluşturan kurumlara verdiğimiz Kitle İletişim Ödülü Nürnbeg Türkiye/Almanya Film Festivali’ne; Aziz Nesin Emek Ödülü ise Atıf Yılmaz’a sunuldu. Atıf Yılmaz sineması üzerine de Burçak Evren tarafından hazırlanan “Ustasız Usta” adında bir de kitap yayımlandı.

Bu yılın en göze çarpan bölümlerinden biri Dünya Sineması bölümü içinde yer alan ve Uzak Ufuklar başlığını taşıyan bölümdü. Bölümde kendi ülkelerinde sinema sektörü bulunmayan Yemen, Bhutan, Angola ve Moğolistan gibi ülkelerin filmlerine yer verildi. İzleyiciler bir sinema bileti fiyatına bu ülkelere seyahat edebildi. İzleyiciler ayrıca usta yönetmen Bernardo Bertolucci’nin İtalya Dönemi filmlerini izlerken Alman yönetmen Fred Kelemen’i de keşfetti.

Bu yılın bizce en önemli bölümlerinden biri de Kısa Film programı içinde yer aldı. Türk Kısa Film Tarihinden adını taşıyan bölümde uzun filmlerinden tanıdığımız yönetmenlerin kısa filmlerinin yanı sıra Türkiye’nin gizemli yönetmeni Alp Zeki Heper filmleri de ilk kez kendi ülkesinde izleyicilerle buluştu.

Galeri Sanat Yapım’da açılan Kayıhan Keskinok resim sergisinin, work-shopların yanı sıra Festival’de dizi ve film müziklerinden tanıdığımız Gökhan Kırdar da bir konser verdi.

Bu yıl yarışmalı bölümlerde ödülleri kim aldı?

“......İki Genç Kız;  En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo”

“Anlat İstanbul' Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü”

“İştar Gökseven;  En İyi Kurgu, En İyi Görüntü, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”

“Önder Çakar; Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu......”

Festival'de '2 Genç Kız' jüriden tam puan aldı. Feyzi Tuna, Nazlı Bayram, Nilüfer Açıkalın, Tevfik Başer ve Burak Göral'dan oluşan jüri En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo'dan oluşan üç büyük ödülü Kutluğ Ataman'ın 'İki Genç Kız'ına verdi. Yarışmada en iyi ikinci filme verilen Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü'ne ise 'Anlat İstanbul' değer görüldü.
Ulusal yarışmada Erden Kıral'ın yönettiği 'Yolda', En İyi Kurgu, En İyi Görüntü, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (İştar Gökseven) ve Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu ödüllerini (Önder Çakar) aldı.
'Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü?' üç ödülün sahibi oldu. Filmin oyuncusu Haluk Bilginer En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, Hakan Yarkın, Naz Erayda ve Eren Akay'dan oluşan sanat grubu En İyi Sanat Yönetmeni ödülünü aldı. Müzik ödülünü ise 'Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü?' (Ender Akay) ile 'Sinema Bir Mucizedir' (Cahit Berkay) paylaştı.
İdil Üner 'Anlat İstanbul'daki performası ile En İyi Kadın Oyuncu seçilirken, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü de 'Sen Ne Dilersen'deki oyunculuğu ile Zeynep Eronat'a verildi. 'Sen Ne Dilersen'in yönetmen ve senaristi Cem Başeskioğlu ise Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı Ödülü'nü aldı. Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Ödülü' ise 'İki Genç Kız' filmindeki oyunculuğuyla Feride Çetin'in oldu. Ulusal Kısa ve Canlandırma Film Yarışması ise En İyi Kurmaca Ödülü'nü Ali Ünal ve İsmail Üçpınar'ın yönettiği 'Krallar Hariç', En İyi Deneysel Film ödülünü Ozan Adam'ın yönettiği 'Bir Olayın İnfazı Hakkında Tutanağın İki Adı ve Kırık Plaklarla Dolu Bir Bavul', En İyi Canlandırma Film ödülünü ise Aksel Zeydan Göz'ün 'Simone' adlı filmi kazandı.
Belgesel Yarışması'nda ise Kazım Öz'ün yönettiği 'Dûr (Uzak)' profesyonel kategoride, Hacer Arıkan ve Dilek Çolak'ın yönettiği 'Karanlıktan Aydınlığa' ise amatör kategoride birinci oldular.

Çok teşekkürler…

Ben teşekkür ederim.